• 29 Mayıs 2015, Cuma 0:00
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

ÇEREZ PARASI MUHABBETİ!

Diyanet İşleri Başkanına alınan araba sıkıntı yarattı. Arabanın fiyatı 3 milyon. Eski parayla 3 trilyon. Kantarın topuzu biraz fazla kaçtı galiba.

Seçim arifesinde millet seçim değil, geçim derdiyle uğraşırken maliye bakanının sözleri gündeme oturdu.

Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK’in bana göre “GAF” dolu bu açıklaması muhalefet için seçim malzemesi oldu. Konu üzerinde bütün siyasiler konuştu. Cumhurbaşkanımızda konuşa müdahil oldu. Gerektiğinde Diyanet İşleri Başkanlığına devletin uçağını tahsis edebileceklerini söyledi.

Kimse kusura bakmasın. Diyanet işleri de sorumsuz para harcayan kurumlardan biridir. İslam dininin İSRAF konusuna verdiği önem maalesef göz ardı edilmektedir. Birileri bizim DİYANET İŞLERİMİZİ Vatikan ile, Papa ile kıyaslarsa çok yanlış yapar. Yok efendim Papa’nın uçağı varmış falan filan. Gerçi Vatikan da açıklama yaptı, Papa’nın uçağı falan yok diye. Mesele uçak muçak değil! Bu kadar lüks içinde bulunmak, yaşamak, Lüks arabaya binmek İslam Dininin ÖZÜNE aykırıdır.

Millet açlıkla boğuşurken, sıkıntılar içinde yaşarken gündemimiz bu olmamalıydı. Konu açılmışken Müftülüklerimizle ilgili de birkaç serzenişte bulunayım.

Sorgusuz sualsiz paranın toplandığı, en kolay toplandığı yerler ibadet yerleri oldu. Camilerimizde sürekli para toplanıyor. Ülke içinde ve dışında çeşitli Cami, Kur’an kursu inşaat ve onarımları için.

Bu paraların kullanımı kişilerin keyfiyetine kalmış. Müftülüklerimizin binaları, müftülüklerimizin odaları lüks içinde. Bunların paraları devletten ise ayrı bir mesele, toplanan paralardan ise ayrı bir mesele, Diyanet Vakfının parası ise çok daha ayrı mesele…

İstanbul dan sonra en çok Camiye sahip bir ildir KONYA… Konya’nın cami sayısı neredeyse İstanbul’u yakalayacak… Konya Cemaatsiz camilerle doldu. Geçen gün Yaka Yolundaki bir camide üç kişiyle vakit namazı kıldık. Üstelik o camiye yakın 100 metre içinde üç cami daha var. Diyanetin ve Müftülüklerin görevi Camii yapmaktan ziyade Cemaat yaratmak olmalıdır.

Tabi mevcut camilerin bakımları yakıt giderleri ayrı bir masraftır. Bu camilerimizin kadrolu İmamları bazılarının da müezzinleri vardır.

Okul ve derslik sıkıntıları had safhada iken bu kadar Camiye gerek var mı diye kendimize soru sormamız gerekir. Sakın camiye karşı olduğumuz anlamı çıkmasın. Unutulmamalı ki Caminin cemaati okuldan gelmeli. İlim bilim sahibi insanlar olmalı. İslamiyet cahilliği kabul etmez. Caminin cemaati okuldan gelmeli diyince hemen akla İmam-Hatip okulları gelmemeli. Bütün okullarda okuyan öğrenciler cemati teşkil etmeli…

Müftülerimiz sorumluluk bölgelerindeki cami imam ve müezzinlerini kontrol etmemektedirler. Bazı camilerin sabah namazı açılmadığı şikâyetleri mevcuttur.

Kötü bir örnek vermek İsterim. Çarşıda Süleyman Ahibaba caminden bahsedeyim. İmamla müezzini aynı anda namazlarda görmek mümkün değil. Adeta görev bölümü yapılmış. Bazı günler iman, bazı günler müezzin namaz kıldırıyor. Biri varsa öbürü yok demektir. Karatay müftülüğüne durumu iletimde efendim biz imama başka yerde görev vermiş olabiliriz diyor. Bu camide namaza geciken imam yüzünden Ezan okunmadan namaz kılındığını biliyorum.

İmam ve Müezzinler devlet memuru zihniyetine bürünmüşlerse diyecek hiçbir şeyimiz yok. Salla başını al maaşını. Meselenin özü bu. Allah rızası için namaz kıldıranları nasıl aramazsınız? Adamlar camiye sadece namaz vakti geliyorlar sonra araki bulasınız.

Birde bu din görevlilerinin SENDİKALARI var. Yıllar önce Konya’da pehlivan görünümlü Diva-SEN görevlisi imamların 18 saat çalıştığını bu yüzden fazla para almaları gerektiğini söyleyecek kadar ileri gitmişti… Kusura bakmayın ama SENDİKTA greve gitse namazı kıldıracak imam bulamayacağız…

Yazık vallahi yazık. Din görevlilerinin, öğretmenlerin sendikalaşmasını bir türlü anlamadım.

27 Mayıs ikindi vaktine doğru Şemsi Tebrizinin orada lüks bir araba durdu. İçinden inenler oldu. Aracın üzerine Diyanet Vakfına ait olduğunu gösterir yazı vardı. Diyanet Vakfının gelirinin nereden geldiğini, nerelere harcandığını da anlamış değilim…

Eğer vakıf böyle arabalar falan alıyorsa yazık vallahi…

Din adamlarına saygımız sevgimiz sonsuz. Eğer bu kurumda bozulursa vay halimize… Helalin-Haramın birbirine girdiği günümüzde bizi aydınlatacak kurumun DİYANET ve uzantıları, müftülükler ve uzantıları, imam ve müezzinlerdir.

Çerez parası konusundan nerelere geldik. Emekliye üç kuruş verirken kılı-kırk yaran devlet, 3 milyonluk araç için çerez parası diyemez. Vekil ve emeklilerine bu kadar bon kör olan devlet, siyasi partilere bu kadar bonkörce bu kadar yardım eden devlet, Diyanet İşleri Başkanımıza 3 milyonluk arabayı verirken “Çerez parası” ibaresi kullanırsa emekliler kendi aldıkları parayı sorgularlar. Acaba bizim aldığımız para ne parasıdır ki diye akıllarına gelebilir. Ben söyleyeyim bende emekliyim. Emeklilerin aldığı para da “Tuvalet parası” olabilir. Ne diyelim… Esen kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık