• 13 Mart 2018, Salı 7:21
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

13 Mart 1971 Cumartesi ÖLÜMLE YAŞAM ARASINDA

 

Bundan tam 47 yıl önce… 13 Mart Cumartesi. O yıllarda Cumartesi günleri yarım gün yani saat 13.00’a kadar okul ve mesai var. Sonra okul ve kamu kurum ve kuruluşları bir buçuk günlük hafta sonu tatiline giriyorlar.

Tarih biraz daha anlaşılsın diye 12 Mart 1971 Cuma’dan da bahsedeyim. Askeri bir muhtıra veriliyor siyasilere. Ülkede terör kol geziyor diye. Neyse konumuz bu değil.

13 Mart 1971 Cumartesi okuduğum Meram Ortaokulundan Zindankale’de ki şimdilerde Kızılay’a bağışlanmış 3 katlı apartmanın ikinci katındaki evimize geliyorum. Babam istasyonda çalışıyor. O gelince para alıp sinemaya gideceğim.

Şahin Sineması planım arasında. Bu sinema şimdiki öğretmen evine (çarşıdaki) yakın. Neyse babamdan para istiyorum. Babam parayı verirken

- Oğlum hava patlayacak gibi gitmesen iyi olur.

Hava kapalı ve durgun, bende babama

- Baba ne olur ki alt tarafı kar-yağmur yağar diyorum.

Ve parayı alıp sinemaya gidiyorum. Sinemada rahmetli akrabam Metin TORAN’da var. Dışarıdan haberimiz yok. Dışarıda inanılmaz bir tipi başlamış. Sinemadan çıkanlar tekrar içeri dönüyormuş. Elektrikler kesilince olayın farkına vardık. Sinema yetkilileri de, elektriğin gelmeyeceğini söyleyince, üzülerek sinemadan çıkıyoruz. 

Bu arada okul arkadaşım diş hekimi Kemal ŞAHİN havanın kötü olduğunu, beraber kendi evlerine gidebileceğimizi, evlerinin çok yakın olduğunu söylüyor. Kabul etmiyorum. Rahmetli Metin’le beraber sinemadan çıkıyoruz. Çıkar çıkmaz tipi bizi savuruyor. Görüş mesafesi sıfır. Metinle evlerimizin arası 100 metre. Ve Metin’le irtibatımız kesiliyor, herkes kendi başının çaresine bakıyor. Tipiden nefes alamıyorum, araçlar yollarda terk edilmiş. Zafer Pasajına ulaşıyorum. Orada biraz dinlenip evin yolunu tutuyorum.

Nefes almak için paltomun yakasını kulağıma çekip boşluk yaratıyorum. Kulağımın paltoya yapıştığını sonradan fark ediyorum. İşte o anlar benim ölümle yaşam arasındaki anlarım. İçimden rabbime beni koruması için dua ediyorum. Kurtulursam şükür namazı kılacağım diyorum. Dizlerimin bağı çözülüyor. Metinlerin evine kendimi zor atıyorum. Metin’de eve henüz gelmiş. Onu’da el ele tutuşup insan kurtaran 5-6 kişilik bir ekip getirmiş.

Beni rahmetli Sıddıka hanım teyze (nene) ve Metin’in annesi Fatma teyze soğuk bir odaya alıp zıplattılar. Kulağım paltodan kurtuldu, kendime geldim. Annem ve babamın beni merak edeceğini bildiğim için, eve gitmek istediğimi söyledim. Bütün kal ısrarlarına rağmen, iki kez eve gitmeyi denedim. Tipi beni yerden yere vurdu, başarılı olamadım.

Akşam yemeğinde yoğurtlu yaprak sarması var. En sevdiğim yemek, oturduk tam yemek yiyeceğimizde, baca bastı ve kurumlar yoğurdun üstüne düştü. Rahmetli Sıddıka hanım teyze kaşıkla soba kurumlarını temizledi. Afiyetle yemeğimizi yedik.

Tabi sene 1971, Konya’da televizyon yok, sadece radyo var. Telefon ise nadir evlerde var. Telefonlarında çalışmadığını öğreniyoruz. Saat 22.00’da evime gitmek için bir deneme daha yaptım. Başarılı oldum, eve geldim. Ama kar kürtük yapmış, kapı falan gözükmüyor. Giriş katta oturan rahmetlik Konya Turizm Müdürü Nadir Ayvacı’nın camını kardan sıyırıp çaldım. Uzun uğraştan sonra kapıyı açtılar. Ağlayarak eve girdim. Evdeki sevinci tahmin edersiniz… Ev kalabalık. Amcam ve yengem bize sığınmışlar. Babam beni aramak için çıktığında 3 tane çocuğu bulmuş eve getirmiş. Sabaha doğru her şey normale bindi, fırtına ve tipi dindi.

Şehir içinde 70’e yakın ölü var. Dedim ya televizyon yok diye, Türkiye’min haberi bile olmamıştır.

Hayatımda yaşadığım birkaç kaza ve silah kazası dışında ölümle burun buruna geldiğim an 13 Mart 1971’deki bu hadisedir. Hala tazeliğini korur, anlatılmaz yaşanır denir ya. Görüş mesafesi sıfır, tipinin şiddetinden nefes alıyorsunuz, anormal soğuk var. Sığındığınız yerde ısınma imkanınız yoksa donuyorsunuz.

Rabbime şükürler olsun bugün yaşıyor ve bu satırları yaşıyorum. 47 yıl önceki hadiseyle o tarihte Konya’da olup orta yaşın üzerindekilerinin anılarını tazelemek istedim. Allah ömür verirse bu tarihi her yıl gündeme getirmek isterim. Hepinize sağlıklı mutlu günler dilerim.

Kalın sağlıcakla...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık