• 15 Mayıs 2015, Cuma 0:00
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

12 EYLÜL 1980?Lİ YILLARIN ACI HATIRALARINDAN BİRİ?

Geçtiğimiz günlerde 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalenin baş aktörlerinden Kenan EVREN Paşa vefat etti… Layık olmayan bir şekilde ebediyete uğurlandı. 1980’lerin kahramanının 35 yıl sonra hain diktatör olarak anılması anlaşılır gibi değil. Tarih, tarihinde değerlendirilmelidir.

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra babası  Kd. Yzb. Bülent ANGIN’ı kaybeden evladımız Alper ANGIN’ın sosyal medyada paylaştığı acı hatıralarını aktarıyorum. Şehit Yzb.’mızın Alper ANGIN’ın duygularını birlikte okuyalım.

Alper ANGIN, (Şehit Yzb. Bülent ANGIN’ın oğlu)…

Şu kırk yıllık ömrümün, “Kendimi bildim bileli diyeceğim 34 yılımda neler gördüm neler…

Herkesin lanetlediği “12 Eylül” öncesi aşağı mahalledeki sağcıların, yukarı mahalledeki solcuların bizim evin önünde çivili sopalarla, taşlarla birbirine girdiğini gördüm. Sokağın köşesindeki gençlerin silahlarından çıkan ateşlerin ve sonra kanlar içinde taşınan bedenleri gördüm.

Şimdi lanetlenen 12 Eylül sonrasında gittiği her ilde, ilçede, köyde “Evren Paşa Çok yaşa” diye yüzbinlerce insan ta rafından sevgi, saygı hatta minnetle karşılanan KOMUTAN gördüm.

İhtilalden önce insan can alıp, ihtilalden sonra ya yurt içinde kalıp, kapitalistin önde gideni zenginin en şerbetlisi olan, ya da Avrupa’ya kaçıp, lüks içinde krallar gibi yaşayan solcular gördüm.

İhtilalden önce ev basıp körpecik gençleri doğrayan, ihtilalden sonra,  devlet himayesinde tetikçilik yapan, yada hapishanelerden efsane olup çıktıktan sonra “Mafya” diye sıradan vatandaşlara korku saçan sözde vatansever sağcı maşalar gördüm.

Fraksiyon ayrılığı nedeniyle solcu öldüren solcu, itaat eksikliği nedeniyle sağcı katleden sağcı gördüm.

Bu gençlerin iş ve dış odaklar tarafından düşman edilmesine sebep ve seyirci olan şerefsiz politikacıların, yazarların, gazetecilerin, akademisyenlerin sermayenin ve hatta din a damlarının ihtilalden sonra daha da cüretkâr ve daha da yüzsüzce yükselip vatanın tepesine çöreklenip, utanmadan ahlak dersleri verdiklerini gördüm. İhtilalden sonra askeri mahkemede yargılanıp çabucak idam edilen teröristlere anma töreni düzenleyip, aslında o itin kahvede 25 kişiyi taradığı için asıldığını bilmeyen sonradan yetme salak solcular gördüm.

“Ben işkence gördüm Mamak’ta” diye kanal kanal dolaşıp ağlayan, “Peki niye girmiştiniz içeri?” diye sorulunca da, “bizim üniversitedeki solcu öğrencileri dövüp, okuldan uzaklaştırıyorduk” diye sanki sebepsizce içeri alınmışçasına masumane bir ifadeyle cevap veren geri zekalı sağcılar gördüm. 

Hayatını 12 Eylül’e küfrederek kazanan, 28 Şubat’ta, “Vatan elden gidiyor, asker uyuyor mu?” diye feryat eden, hatta bugün yaşanmakta olan dönüşüme karşı kinlenip, “Zaten askeri de bitirdiler, kim dur diyecek bu gidişe?” diye öfke saçan yavşaklar gördüm.

Bir tek kimi görmedim biliyor musunuz, 34 senedir? Gencecik bir subay olarak emir gereği sorumlu olduğu bölgede devriye gezerken silah sesleri duyup olay yerine koşan ve beklide güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu bacak kadar veletler tarafından vurularak babamı görmedim.

İhtilali o yapmamıştı, gençleri o kamplara ayırmamıştı. Ellerine silah vermemişti. Onlara kurşun sıkmamıştı. Yakaladıklarına işkence yapmamış, idam etmemişti. Sadece emir almıştı, “Buralar senin diye” oralarda silahlar patladı. O da ne oluyor diye bakmaya gitti…

Kendisini vuran piçlerle çatışmakta olan, emrindeki askerlere, “Çocuklar çok küçük, ayaklarına ateş edin” diye seslenmesi kayıtlara geçen son sözleri olarak tespit edildi.

Kendimi bildim bileli neler gördüm neler!!!

Herkes görsün de anlasın diye beddua etmiyorum ama çok kızgınım. Hem gördüklerime hem de görmediği için anlamayanlara, “Nur içinde yat baba” diyerek yazıyı bitiriyor.

Şehit yüzbaşımızın evladı Alper Angın’ın hissiyatını okuduk. Babasız büyüyen bu kardeşimizin hissiyatlarına ortak oluyoruz.

12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası kimlerin ne halt ettiğini biliyoruz. Alper kardeşim babanın meslektaşı bir ağabeyin olarak bizler de sana başsağlığı diliyoruz. Bülent Yüzbaşım nur içinde yatsın…

12 Eylül öncesini ve sonrasını acı olarak yaşayanlardanım, görenlerdenim.

İhtilali savunmak mümkün değil ama işte aması var…

Gençlerin birbirini öldürdüğü, polislerin, öğretmenlerin sağcı bolcu diye bölündüğü, solculara KOMİNİST, sağcılara FAŞİST denildiği günleri gördük. İnsanların akşamları sokağa çıkamadığı mahallenin, sokağın, kurtarılmış bölge olduğunu gördük. Başımdan neler geçti neler. Yaşıyorsam bu da rabbimin bir lütfudur. Olanları anlatsam ciltlerle kitap olur. Allah o günleri bir daha ülkemize, milletimize göstermesin.

Evren Paşa ebediyete uğurlanırken, aleyhinde adeta b ir kampanya oluştu, insanlar onun aleyhinde birbirleriyle yarıştılar. 98 yaşındaki birini YARGILAMAYI başarı sayan bir zihniyeti görüyoruz. Siyasiler cenazeye katılmayıp birbirleriyle laf yarışına girdiler. Bir ölünün arkasından kahramanlık sevdasına büründüler. Ancak şunu belirteyim 12 Eylül öncesi ve sonrası birbirini öldüren gençlerin kanı birilerinin üzerine sıçramış hala duruyor.

Suçu Evren Paşa’ya yükleyip kendinizi aklamaya çalışmayın.

Evren Paşa’nın cenazesinde bunları yapanlar, bebek katili APO’nun ölümünde ne yapacaklar merak ediyorum.

Tarihte kahraman olanların bugün hain sıfatı aldığını, tarihte hain olanların bugün kahraman olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Tarihi tarihe bırakın diyenlerin bugünkü tavrını anlamak mümkün değil. Esen kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık