• 13 Kasım 2015, Cuma 0:00
MuharremBalatekin

Muharrem Balatekin

1 KASIM SONRASI SİYASİ ARENADA NELER OLUYOR?

1 Kasım 20015 Pazar günü yapılan seçimler sonrası bütün siyasi partiler kendi gündemlerini belirlediler. Muhalefet kanadı, Ak Partinin başarısını net olarak gördü… Yok sandıkta hile yapıldı, yanlış sayıldı, şöyle oldu, böyle oldu gibi seslerin en az çıktığı bir seçim gördük. Tahmin ediyorum partilerin çok az itiraz ettiği bir seçim olarak tarihe geçecek.

İsterseniz 1 Kasım sonrası siyasi partilere bir göz atalım.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ SÜREKLİ GÜNDEME GETİREN ŞAKŞAKÇI AK PARTİLİLER…

Hani derler ya dün bir bugün iki diye… Seçim öncesi Ak Partinin seçmenine verdiği çok vaatler var. Ak Partiye oy erenler ivedilikle bu vaatlerin yerine getirilmesini bekliyorlar. Ancak bazı şakşakçı Ak Partililer Saraya yaranmak ve ikbal beklemek için ha bire başkanlık sistemini gündeme getiriyorlar. Yahu durun bir kere… Dedik ya dün bir bugün iki diye. Medyadan takip ettiğim kadarıyla Binali YILDIRIM ve Mustafa ŞENTOP ha bire Başkanlık sistemini konuşuyorlar. Daha hükümet kurulmadı… işte bu noktada Başkanlık sistemini dillerine dolayanlar, bazı payeler bekliyorlar ve Cumhurbaşkanının gözüne girerek bir yerlere gelmeye çalışıyorlar. Bu benim şahsi kanaatim. Başkanlık sistemini gündeme getirenler bundan sonra ‘Yahu biz bu halka sözler verdik. 10 maddelik ve seçmenin her kesimine hitap eden bu vaatleri Başbakanımız Ahmet DAVUTOĞLU ile birlikte en kısa sürede gerçekleştirmeliyiz’ diye niye demezler? Dedim ya bunlar Saraydan medet umarlar. Öyle ya Bakanlar Kurulunda yer almak var, Meclis Başkanı olmak var. Bu rütbeleri tepeden inme beklemek için BAŞKANLIK sistemini gündeme getirip birilerinin gözüne girmek isterler. Bu zihniyet 7 Haziran zihniyetidir. Bu tip düşünenler asla 1 Kasım’da Ak Partinin geldiği noktanın farkında değildirler… Allah’tan Başbakanımız Ahmet DAVUTOĞLU bu vaatlerle ilgili takvimi belirledi. Hatta bu konularla ilgili 3 mini kabine kurulabileceğini işaret etti. ‘Bunlardan biri de EKONOMİ ile ilgili mini kabinedir’ dedi. Çarşının pazarın durumu anlatılacak gibi değil. Gıda enflasyonu korkunç. Dolayısıyla emeklisi, çalışanı, işçisi, öğrencisi, askeri, polisi bir an önce kendilerine verilen sosyal ve ekonomik vaatleri bekliyorlar. Başbakanımız bunlarla uğraşırken birileri BAŞKANLIK sistemi ile uğraşıyor. Elbette Başkanlık sistemi de gündeme gelecek, belki gerçekleşecek ama şimdi hiç zamanı değil. Ekonomiyi ve Güvenliği, Dış işlerini düşünmekten başka şu anda başka çaremiz yok…

Ak Parti içinde birileri kendini akıllı zannediyor. Bakın Ak Partili M. Ali ŞAHİN ile ilgili birkaç şey söylemek isterim. Meclis Başkanlığının daha önce tadını alan M. Ali Bey yine aynı makama gözünü dikti herhalde… Nereden mi anladım? Hemen söyleyeyim. Güneydoğu’da il ve ilçe seçim kurulları güvenlik gerekçesiyle bazı sandıkları birleştirme kararı alıyor. Bütün muhalefet partileri CHP, MHP, HDP buna itiraz ediyor. Yüksek Seçim Kurulu ‘top bizde’ diyor. Bu arada M. Ali ŞAHİN Bey de üzerine vazife gibi hukukçu kimliğini öne sürüp ‘bana göre sandıklar birleştirilmez’ deyip muhalefetle birlikte hareket ediyor. 1 Kasım seçimleri öncesi oluyor bu işler. Ak Parti Meclis Başkanlığı için yeterli çoğunluğu sağlayamazsa M. Ali ŞAHİN gibileri aday gösterip diğer partilerden de oy alabilirler. Daha doğrusu M. Ali Bey bana göre bunun hesabını yapıyor. Yine aynı M. Ali ŞAHİN Bey Ankara’da ki patlamanın hemen akabinde ‘Kusur varsa, hesap sorulacaktır’ deyip yine muhalefeti rahatlatıyor. Vallahi ne yalan söyleyeyim ben ak Parti içinde M. Ali ŞAHİN ve Cemil ÇİÇEK gibilerin yeniden seçilmesine üzülenlerdenim. Her an bir Bülent ARINÇ vakası yaşatabilirler diyorum.

YİNE BİR KILIÇDAROĞLU KLASİĞİ…

1 Kasım 2015’in ardından Muhalefet Partileri, kendi içlerindeki muhalefetin baskısına maruz kaldı. CHP ve MHP olağanüstü kongre seslerini duymazlıktan geliyorlar. Yine Kılıçdaroğlu ‘Demokratik Kimlik’ ayaklarına yatıyor. Gezi olaylarında terör örgütlerinin tezgahladığı isyan görüntüsünün kayıtlarını alıp AB ülkelerine ülkemizi jurnallediğini daha unutmadık. O hâlâ Berkin ELVAN’ın ekmek almaya gittiğini zannedecek kadar saf. Şimdide Türk Düşmanı olduğunu öğrendiğimiz Uruguay’ın eski başkanını yanına almış başkanın yanında bir bayan tercümanı varmış. Türkiye’deki medya üzerindeki baskılar olduğunu yine jurnalliyor. Sayın KILIÇDAROĞLU Paralel yapının yayın organlarını Basın ve Medya zannediyor. Bu arada CHP’de başkanlık için şartları taşıyan herkesin aday olabileceğini söylüyor sayın KILIÇDAROĞLU… Bizde sayın KILIÇDAROĞLU’na bir şey hatırlatalım. CHP Başkanlığı için ne kadar çok aday çıkarsa, mevcut genel başkanın o kadar güçsüz olduğunu gösterir. Liderlik vasfı olan güçlü bir genel başkanın karşısına kolay kolay aday çıkmaz. Adayın çokluğu demokrasiden değil bundandır.

Kılıçdaroğlu ve yerini garantilemek isteyen Haluk KOÇ, Levent GÖK gibi ekibi olağanüstü değil, olağan kongre istemektedirler. Parti içi muhalefet ise OLAĞANÜSTÜ Kongre istemektedir. Kılıçdaroğlu uyanıklık yapıp olağan kongrenin ACAK 2016’da yapılacağını olağanüstü Kongreye gerek olmadığını söylüyor. İşin aslı şu: Olağanüstü kongre olursa Parti Genel Başkanlığı ve ekibi için şimdiki DELEGELER karar verecektir. Mevcut delegeler 6 seçime girip başarı gösteremeyen Kılıçdaroğlu ve ekibinin gitmesini istemektedirler. Eğer Kılıçdaroğlu ve ekibinin istediği OLAĞAN kongre olursa Genel Kongreden önce il ve ilçeler kongrelerini yapacaklar ve Genel Başkan ve ekibini seçecek DELEGELER yeniden belirlenecek… İşte Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibinin uyanıklığı burada. Mevcut delegelerle Genel Başkanlığı ve yönetimi kaybedeceklerini düşünenler olağan kongre yapıp delegeleri, yeniden e kendileri belirleyecekler. Kendilerinin belirlediği delegeler herhalde bana oy verecek değiller. KILIÇDAROĞLU bu oyunda ne kadar başarılı olacak göreceğiz.

MHP KONGRE İÇİN 2018’İ BEKLEYECEK

Ben demiyorum, MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli diyor. 14 seçime girip, hiçbir varlık gösteremeyen BAHÇELİ ve ekibi günleri değil yılları kurtarmaya çalışıyorlar. ‘Efendim MHP’nin olağan kongresi 2018’de yapılacaktır’ diyor. Parti içi muhalefete zerre kadar sabır ve saygı göstermeyen Bahçeli her iki kulağını da tıkamış durumda. Kendisine birazcık muhalif olduğunu hissetsin veya kendisine rakip olabileceğini düşündüğü her ismi pasivize edip partiden uzaklaştırıyor. Bu gidişle BAHÇELİ ölene kadar MHP Genel Başkanlığı yapabilir. Korkarım rahmetli ECEVİT gibi ayağını sürüyerek gidecek.

MHP’li Meral AKŞENER ve taraftarları korkmadan partinin kötü gidişine DUR demelidirler. Sayın AKŞENER olağanüstü kongre isteyip bunu da gerçekleştirmelidir. Aksi durumda MHP’yi yapılacak bir 15’inci seçimde yine hezimet beklemektedir. Gerçek ülkücüler göreve diyorum.

HDP PARTİ DEĞİL BİR ÖRGÜTTÜR

1 Kasımda PKK’nın bunca baskılarına rağmen oy ve vekil kaybeden HDP buna göre parti değildir. Eşbaşkan Figen YÜKSEKDAĞ müzakerelerin yeniden başlaması için mücadele edeceklerini söylüyor. Ne müzakeresi ulan, insanı sinirlendirmeyin. ‘Efendim çözüm sürecinde HDP’nin mutlaka muhatap alınması gerekmiş’ falan… O iş bitti siz artık Kürt halkının temsilcisi değil, PKK’nın temsilcisisiniz. Siyasi iktidarın yöre halkını muhatap alması kadar doğal bir şey yok.

Bu arada HDP’li Sırrı Süreyya ÖNDER; ‘PKK’ya biz silah bırakın diyince hemen bırakır mı?’ diye PKK’nın kendilerinin sözünü dinlemediğinden dert yanıyor gibi gözüküyor. Siz ne derseniz PKK dinlemiyor ama PKK ne derse siz dinleyip verilen emirlere uyuyorsunuz. Onun içinde sizin BARIŞ-DEMOKRASİ yalanlarına karnımız tok. Sizin PKK’nın uzantısı olduğunuzu, siz hariç herkes biliyor. 1Kasım Barajı geçtiğimiz son seçim olarak kalacaktır.

1 Kasım sonrası Siyasi arenaya bir göz attık. Yapılması gereken öncelikli işlere değindik. İnşallah biraz evvel hatıra gönüle dayalı değil, gerçek muhteşem bir hükümet kurulur da ülkemiz gücüne güç katar.

Sağlıcakla kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık