• 12 Ekim 2016, Çarşamba 8:40
MehmetERŞAHİN

Mehmet ERŞAHİN

MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ ORUCU (1)

Muharrem ayınız, hicri yeni yılınız ve aşure gününüz mübarek olsun. Bizi bu mübarek aya ve faziletli günlere ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar ve şükürler olsun. Bize bu ayın ve aşure gününün önemini bildiren Sevgili Peygamberimize (sav) de sonsuz salat ve selam olsun.

 

Muharrem ayı, hicri yılın ilk ayıdır. Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan; kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarındaki muharrem savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. (M. Kamil Yaşaroğlu, "Muharrem", DİA, c. 31, s. 5) Muharrem ayında tutulan orucun sevabı çoktur. Değer itibariyle bu oruç ramazan orucundan sonra gelmektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) muharrem orucunun fazileti hakkında şöyle buyurmuştur: “Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan muharremde tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.”(Müslim, Sıyâm 202, 203)

 

       Peygamber Efendimiz'e bir adam geldi ve dedi ki: Ramazandan sonra hangi oruç daha faziletlidir? Peygamberimiz (sav) :"Sizin Muharrem adını verdiğiniz Allah'ın ayındaki oruç" buyurdu. (İbn Mace, Sıyam 43. Elbani sahih hadis demiştir.)

 

        Bu hadis-i şerife göre ashâb-ı kirâmdan biri Peygamber Efendimiz’e ramazan orucundan sonra en faziletli orucun hangisi olduğunu sordu. Resûl-i Ekrem de bu soruya cevâben, muharrem ayında tutulan orucun pek sevap olduğunu söyledi. Muharrem ayının değerini anlatmak için de ondan “Allah’ın ayı” diye söz etti. Şüphesiz bütün aylar Allah’ın ayıdır. Ama Resûlullah Efendimiz bu ifadesiyle muharrem ayının değerine ve onun iyi değerlendirilmesi gereğine işaret etmiş oldu. Peygamber aleyhisselâm’ın muharrem orucunu ramazan orucuyla bir arada zikretmesine bakarak, arzu eden kimselerin muharrem ayının tamamını veya tamamına yakınını oruçlu geçirebileceklerine imâ ettiğini söylemek mümkündür. Bilindiği üzere muharrem ayında çok değerli bir zaman dilimi olan âşûrâ günü bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz’in bu ifadesiyle âşûrâ orucuna işaret buyurmuş olacağı da hatıra gelmektedir. Muharremin "Allah'ın ayı" diye nitelendirilmiş olması, onun  değerini anlatmak içindir. Yoksa zaman da aylar da günler de hepsi Allah'ın yaratmasıyla var olmuştur.

Muharrem ayında tutulacak orucun fazileti iki şekilde  yorumlanmıştır. Birincisi, söz konusu fazilet, hadisin ifadesinden anlaşıldığına göre muharrem ayının herhangi bir gününde tutulacak nâfile oruç için geçerlidir. İkincisi, ondan maksat, o ayda bulunan âşûrâ gününde tutulacak oruçtur. Âşûrâ günü orucu da en faziletli nâfile oruçlardandır. Muharrem ayı söylenmek suretiyle onun bir parçası olan âşûrâ günü kastedilmiştir.  Muharrem ayının onuna rastlayan âşûrâ gününün fazileti de o günde cereyan edegelmiş olaylardan kaynaklanmaktadır.

Resûlullah (sav) aşûre gününde oruç tuttu ve oruç tutmayı tavsiye etti." (Buhârî, Savm 69; Müslim, Sıyâm 127)Resûlullah (sav)'e aşûre günü tutulan orucun kıymeti soruldu; o da:

"Geçmiş bir senenin günahlarına kefâret olur" buyurdu. (Müslim, Sıyâm 197)

"Gelecek seneye kadar yaşayacak olursam, muharrem ayının dokuzuncu günü oruç tutarım." buyurdu (Müslim, Sıyâm 134)

Aşûre günü orucunun, ramazan orucu farz kılınmadan önce farz olduğu, sonra bu farzıyet hükmünün ortadan kaldırıldığına dair rivayetler bulunmaktadır (Müslim, Sıyâm 122-126; Ebû Dâvûd, Savm 64). Önce farz iken sünnete dönüşen bir hüküm, böyle bir geçmişi olmayan sünnetten daha üstündür. Bu sebeple aşûre günü orucuna ihtimam göstermek  gerekir. aşûre günü muharremin onuncu günü olmakla beraber, aşûre günü orucu diye tutulacak olan orucun sadece o gün tutulmaması, ondan önceki dokuzuncu gün ile birlikte tutulması gerektiğine işaret etmektedir. Zira Peygamber Efendimiz'e yahudilerin ve hıristiyanların sadece onuncu güne tazim ettikleri, bu sebeple o gün oruç tuttukları haber verilince, "Eğer gelecek seneye kadar yaşarsam dokuzuncu gün oruç tutarım" buyurmuştur. Ancak Rasulullah Efendimiz gelecek senenin muharrem ayından önce vefat etmiş, muharremin dokuzunda oruç tutamamıştır. Peygamber Efendimiz'in, muharrem ayının onuncu günü oruç tuttuğu bilinmektedir. Dokuzuncu günü oruç tutmayı arzu ettiği de bu hadiste görülmektedir. Bu sebeple müslümanların aşûre orucunu muharremin dokuzuncu ve onuncu günlerinde tutmaları müstehaptır. Hz. Peygamber'in sünnetine tam mânasıyla uygun olan tavır budur. Zira Peygamber Efendimiz'in niyet ettikleri de ümmet için sünnet sayılır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık