• 27 Aralık 2018, Perşembe 8:20
HasanMERT

Hasan MERT

Yeni-Eski Yıl’lar ve An’layış’lar…

Allah’a hamd, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) salât ederim.

Miladî 2018 yılının son günlerindeyiz. Dünyadaki hızlı gelişmeler ve değişimlerin nelere gebe olduğunu (olacağını) hep birlikte göreceğiz.

Her yıl 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece ülkemizde, Hristiyan âleminde ve dünyanın bir çok ülkesinde yılbaşı olarak kutlanmaktadır. Yine her yıl ülkemizde bir kesim bu geceyi coşkuyla, çeşitli taşkınlık ve aşırılıklarla kutlarken, büyük bir kesim kendisine göre çeşitli eğlencelerle(!) geçirmekte ve üçüncü bir kesim de buna şiddetle karşı çıkmaktadır.

31 Aralık’ı 1 Ocak'a bağlayan gece yapılan yeni yıl kutlamalarının Noel şenliklerine özenilerek edinilmiş yeni bir alışkanlık olduğu da açıktır.(1) Bu durumda yılbaşı ile Noel kutlamaları birbirinden farklılık arz etmekle birlikte, adet gelenek ve uygulamalar açısından birbiriyle karışmış vaziyette görülmektedir..

Şuursuzca eğlenip, fütursuzca haramlar işlenmesin. Belki bu yılbaşı da diğerleri gibi Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ifadesiyle(2)“mümin olarak akşamlayan birçok Müslümanın kâfir olarak sabahlamasına” vesile olacak. Allah muhafaza buyursun..

Hak ile meşgul olmazsan, batıl seni işgal eder:

İmam Şafii‘nin bu veciz saptaması da aynı gerçeğe işaret ediyor. Çocuklarımızı aile ortamından itibaren, milli ve dini şuura sahip bireyler olarak yetiştiremezsek, …da kültür kökenimize uygun müfredat ve eğitim metotlarını etkili kılmazsak su gibi ellerimizden kayıp gidecekler. Hayat boşluk kabul etmez. Boş kalan duygu ve düşünce dünyalarını en yakın ve kolay bulduklarıyla doldururlar. “Bâtıl”’a giden yollar başlangıçta süslü ve lezzetli nesnelerle döşendiği için daha da cazip gelir. Şeytanın gönüllü askerliğini yapan kişi ve kurumlar sayesinde manevi saldırı akınları gittikçe daha da etkili oluyor. Toplumun refah seviyesinin artması, ulaşım ve iletişim imkanlarının çoğalması her şeyi kolaylaştırıyor. İyiliğe de kötülüğe de götüren kısayollar her yanda mevcut.

Bir gün Ebû Hanîfe(r.a) Hazretleri çamurda yürüyen bir çocuğa rastlamıştı. Ona merhamet ve şefkatle tebessüm ederek;“Evlâdım, dikkat et de düşmeyesin!” dedi.

Çocuk da, zekâ ve basîret ile parıldayan gözleriyle İmâm’a döndü ve bir çocuktan beklenmeyecek şu ibretli cevabı verdi:“Ey İmam! Benim düşmem basittir, düşersem yalnız ben zarar görürüm. Fakat asıl siz dikkatli olunuz. Çünkü eğer sizin ayağınız kayacak olursa, size tâbî olup ardınızdan gelenlerin de ayağı kayar ve düşerler ki, bunların hepsini kaldırmak da oldukça zordur.”Çocuğun sözlerine hayran kalan İmam, ağlamaya başladı ve talebelerine şu ihtarda bulundu:“Şayet bir meselede size daha kuvvetli bir delil ulaşırsa, o hususta bana tâbî olmayınız. İslâm’da kemâlin alâmeti budur. Bana olan sevgi ve bağlılığınız da ancak bu şekilde ortaya çıkar…”.

Tüketimin kitleselleşmesi bir dizi yeni oluşumu da beraberinde getirmiştir. Medya kuruluşlarının içinde bulundukları toplumun değer yargılarına, kültürüne ve inançlarına ters düşmemesi gerekir. Bu nedenle medya içeriklerinin hakim kültürel pratikler doğrultusunda oluşturulması beklenir. Zira medyanın gücünü koruması toplum tarafından kabul edilmesine bağlıdır. Bu noktada medyanın görevi zaten toplumda var olan değerleri, rolleri, alışkanlıkları ve inançları vs pekiştirerek görünür kılmaktır. Ayrıca medyanın toplumda meydana gelen sosyo-kültürel, ekonomik ve politik değişimlere karşı duyarlı olması gerekmektedir..

Küreselleşmenin getirdiği“Bâtıl”’ı yaşam tarzı, teknolojik gelişmeler ve tüketim kültürü sosyal hayatımızda çözülmelere neden olduğunda çözüm ne olabilecektir?...

“Bâtıl”’ı tüketimtarzını benimsemeleri sonucu toplumda ‘kimlik’ karmaşası yaşanması da kaçınılmazdır.

Belli bir zamandan itibaren gazeteciler hem haber sıkıntısı yaşamamak hem de dönemin ‘yükselen(!)  değerlerini(!)’ topluma aktarmak ve aşılamak adına sayfalarını renkli haberlere açmaya başlamıştır. (Alıntı)

Medyada yaşam tarzı haberleri okurlarını tüketime yönlendirme gibi bir misyonun yanında enformal ilişkileri de belirleme gibi bir misyon da üstlenmektedir. Bu anlamda kişilere yaptıkları sohbetler aracılığı ile ayrıcalık(!) kazandırma imkânı sunmaktadır. Dolayısıyla bireyler sunulan yaşam tarzlarına tam olarak sahip olmak için olmasa bile konuşmak için dahi bu ekleri takip edebilmektedir. Murat Çelikkan’ın söyledikleri de bu noktaya işaret etmektedir: “Kimin nerede göründüğü,neyi bildiği, neyi konuştuğu önemlidir. Türkiye’de daha derinlemesine bir kültürel yapı olmadığı için insanlara konuşabilecekleri ve konuşmaları gereken kadar ki bilgiyi vermenin aracı medyadır” (Çelikkan ile kişisel iletişim, 5 Ağustos 2009).(Alıntı YAŞAM TARZI HABERCİLİĞİNİN GELİŞİMİ VESTATÜ OLUŞUMUNA ETKİLERİ Fadime ŞİMŞEK YÜKSEK LİSANS TEZİ).

Kültür, teknolojiyle doğrudan alakası olan bilimle yakın ilişki içindedir. Bu nedene bağlı olarak,  toplumsal çevrenin teknolojik gelişme ile değişmesi,  üretim ilişkilerinin farklılaşması büyük sanayi kentlerinin meydana gelmesine yol açmıştır. Bu durumda kültürel yapılanmanın niteliği söz konusudur..

Kültür, belirli bir toplumun karakterini meydana getiren fikirleri, bilgileri, bütün kültür sahalarını kaplayan ve onlara nüfuz eden inançları,  tutum ve davranış tiplerini içeren bir sistemdir (Ülken,  1970:185) ve insanın ne olduğunun cevabı içinde doğduğu kültürde cevap bulmaktadır. Çünkü insanoğlu yaşarken bazı değer,  inanç ve sosyal ilişkileri öğrenerek toplumsal bir varlık haline gelmektedir..

Kültür konusu; kişilik ve kimlik kavramları ile iç içedir. Bu iç içelik kültürün kişiliği,  kişiliğin de kimliği etkilemesi şeklinde gerçekleşmektedir. Bu gerekçe dolayısıyla kimlik ve kişilik kavramları bu belirlemenin etkin olduğu kültür konusu içerisinde birer alt başlık oluşturur. Bu alt başlıkların söz konusu silsilede kurgulanışını bilmek,  toplum kavramının ele alınış biçimindeki kurucu öğelerin nereden kaynaklandığını ya da kavramların nerelerden beslendiğine dair düşünceleri belirlerken, kültürün etkilerinin nasıl ortaya çıktığını ve bu çıkışın kültürün varlık alanı içerisinde nasıl özümsendiğini anlamayı da kolaylaştırır. Bu kolaylık sayesindedir ki kültürel değişme ya da etkileşimin insan üzerindeki etkilerini toplumsal yaşamın her alanında görmek mümkün olabilmektedir. Kimliklerde sürekli olarak yaratılan değişimler bu stratejilerden biridir ve beraberinde farklı yaşam tarzlarını getirir. Bu tarzlar zaman içinde birbirine karıştırılıp başka tarzlar yaratılır.(Alıntı KÜLTÜR – KİŞİLİK VE KİMLİK *Halis Adnan ARSLANTAŞ).

''İ. Şıbli Hazretleri'' nin bir sözünü hatırlatma gereğini vardır. ’’Ömürlerinden,  bir seneyi daha tüketerek, varacakları sona biraz daha yaklaşan ahiret yolcuları,!...Yaklaştığınız yerden hesaba çekilmeden önce, burada kendinizi hesaba çekin. Bizlerde Müslüman olarak bu geride bıraktığımız takvim yapraklarının hesabını iyice yapmalıyız, K. Kerimde: “…İyilik ve takva hususunda yardımlasın, günah ve düşmanlık yolunda yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın cezası çetindir. ” buyrulmaktadır. (3)(4)

Sosyal hayatın varlığı ve devamlılığı ilmen-fikren-maddeten- manen sağlanır. Böylece toplumun işleyişinde aksamalar oluşmaması için gerekli olan psikolojik ve toplumsal adımlar atılır. Bu adımların söz konusu toplumun devamlılığı için hayati bir öneme sahip bir etkinlik olduğu değerlendirilmektedir.

Fatiha suresinde; "Ğayrilmağdûbi aleyhim" ayeti geçmiş ümmetlerin hallerini ve  mensuh olan şeriatlarını beyan eder. Bir kimse bu yedi ayeti okusa,(FâtihaSûresi)okumaktan murad Fatiha-i Şerife'nin manasıyla amel ederek okumaktır.

Önümüzdeki yılların hayırlar, bereketler ve esenlikler getirmesi dileklerimle…

Dipnotlar:

(1)Genç Larousse, Gerçek Yayıncılık, Meydan, lstanbul1993, XIV.43ı6

[2] Müslim, İman, No: 328, İbnHibbân, No: 6704, Ebu Davud, Sünen, Fiten, No: 4261

(3) (Maide Suresi, 5/2)

(4) Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kâfi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II/159-160.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık