• 05 Nisan 2018, Perşembe 7:28
HasanMERT

Hasan MERT

Leyle-i Miraç Heyecanı (1)

Allah’a hamd, Hz.Muhammed (s.a.v.)’e  salât-ü selâm olsun.

Mübarek üç ayların içerindeyiz. Reğâib’i idrak ve ihya ettik. Arabî aylardan Receb-i Şerif’in 27.

Gecesi mübarek Leyle-i Mirac’dır.  13.4.2018 Cuma günü akşamını Cumartesiye bağlayan gecede idrak edeceğiz.

Kelime olarak “yükselmek, yükseğe çıkmak, yükselmeyi sağlayan vasıta” anlamlarına gelen Miraç; insanlığın kurtuluşu için gönderilen Sevgili Peygamberimizin, Cenab-ı Hakk’ın sonsuz kudretinin eserlerini temâşa ederek, O’nun huzuruna yükseldiği mukaddes ve manevî bir yolculuk, kâinatın yüce yaratıcısının daveti üzerine gerçekleşen mucizevî bir buluşmadır. Yüce Allah, gönderdiği peygamberlerini tebliğ görevi ile başbaşa bırakmamış, onları vahiy ile yönlendirdiği gibi, zaman zaman çeşitli mucizelerle de desteklemiş tir. İşte Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'in en büyük mucizelerinden biri de Miraç hadisesidir.   

 Miraç; hicretten bir buçuk yıl kadar önce, yaklaşık Milâdî 621 yılında, kameri takvime göre Recep ayının 27. gecesinde, Peygamberimizin amcası Ebu Talib ile eşi Hz. Hatice'nin vefât ettiği, müşriklerin baskılarının arttığı, Taif ziyaretinde saldırıya uğradığı ve müşriklerin baskılarına dayanamayan bazı Müslümanların Habeşistan'a göç etmek zorunda kaldığı bir zamanda vuku bulmuştur.

 İşte böyle bir ortamda Yüce Allah, Peygamberini Miraç ile onurlandırmış, bir gece vakti, büyük meleklerden Cebrail (a.s), Peygamberimizi, "Burak" adındaki -bizce mahiyeti bilinmeyen- bir binitle Mekke'deki Mescid-i Haram'dan alıp, Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya götürmüştür. Birçok hikmet ve ilâhî sırları bünyesinde barındıran bu gece, K. Kerimde  İsra sûresinin ilk ayetinde şöyle ifade buyrulmaktadır: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (1) 

.” Mescid-i Aksa'dan sonraki Miraç yolculuğu hakkında bilgilerimiz Peygamberimizin hadisi şeriflerine dayanmaktadır. Bu konudaki hadislerde özetle; Peygamberimizin Cebrail'in refakatinde, hiçbir insana nasip olmayacak bir şekilde, zaman ve mekân boyutlarını aşarak göklere yükseldiği, pek çok manevî makam ve mevkinin kendisine gösterildiği, nihayet Yüce Allah’ın huzuruna çıktığı geniş bir şekilde anlatılır.(2)

 Ayrıca Mirac’ın sırlarla dolu bu bölümü Necm sûresinde şöyle ifade edilmektedir: “(Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî suretine girip) doğruldu.” “Sonra (ona) yaklaştı, derken sarkıp daha da yakın oldu.” “(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut da az oldu.” “Böylece Allah, ku luna vahyedeceğini vahyetti.” “Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.” (şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? “Andolsun ki, O, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.” “Sidret’ülMüntehâ’nın yanında.” “Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.” “O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.” “Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.” “Andolsun o, Rabbinin en büyük alâmetlerinden bir kısmını gördü.”(3)

Miraç’ın, müminleri ilgilendiren yönü, mahiyetinden daha çok sonucu ve bu sonuçtan alınabilecek işaret ve mesajlardır. Peygamberimizin, Yüce Allah’ın huzuruna yükseldiği en mânâlı ve en büyük mucizelerinden biri olan Miraç, Resulullah’ın şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir yükseliş ufkudur. Bu hadisede; maddî ve manevî yükselişe, bütün süfli duygulardan, her türlü kötülüklerden arınarak gerçek kulluğa, en yüce mertebeye erişmeye işaret vardır.

Miraç’ta; çalıştığı zaman insanın maddî ve dünyevî mesafeleri kısaltabileceği, yerlere, göklere ve denizlere hakim olabileceği mesajları mevcuttur. Miraç olayının, Müslümanlar için önemli sonuçlarından birisi hiç şüphe yok ki, İslâm dininin temel direği ve müminlere bir Miraç hediyesi olan namazdır. Onun içindir ki, "Namaz mü’minin Miracı" olmuştur. Nasıl ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), Miraç'ta vasıtalardan arınmış olarak, Mevlâsı ile buluştu ise; mümin de namazda vasıtasız olarak doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna çıkar, sadece O'na kulluk etme ve sadece O'ndan yardım isteme fırsatı bulur.

Öyle ise, mümin günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde kılacak olursa, o namaz onun için bir Miraç olur ve kul onunla Hakk'a yol bulur. Miraç'ın diğer bir önemli sonucu, Bakara sûresinin son iki ayetinin nazil oluşudur. "Amenerrasûlü" diye de anılan ve ülkemizde yatsı namazlarından sonra mihrâbiye olarak okunan bu mübarek ayetlerde; ilâhî emirler karşısında mutlak itaate yönelen müminlerin inançlarındaki sadakatleri ifade edilmektedir. Miraç'ın bir başka sonucu ise, Hz. Peygamber'in ümmetinden, Allah'a şirk koşanlar dışındakilerin affedilebileceklerinin va'dedilmiş olmasıdır.

Dipnotlar:

1-İsra Suresi Ayet 1 meali.

2-Geniş bilgi için bkz. Buhârî, Bed’ül-Halk, 6; Müslim, İman, 264.

3-Necm, 5-18.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık