);*} Hayat?a Yeniden Başlamak (1)
  • 06 Temmuz 2017, Perşembe 7:26
HasanMERT

Hasan MERT

Hayat?a Yeniden Başlamak (1)

Allah’a hamd, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) salât ederim. Elhamdülillah, Ramazân-ı  Şerîf onca rahmet, bereket ve güzellikleriyle bizleri donattı. Gecesi gündüzüyle, ferdî ictimâî kazanımlarıyla farklılıklar oluşmasına zemin hazırladı. Her kemâlâtın temeli olan ruhi ve vicdani olgunluğun, nefis tezkiye ve terbiyesinin, ahlâk tasfiyesinin pratiği olan Ramazan-ı Şerif ve oruç ibadeti bize çok şeyler kazandırdı. Ramazân-ı Şerîf mevsimi, manevi eğitim kampı, ruhî idman fırsatı, sıhhî tedavi zamanı, yaygın öğretim imkânı demektir. Çünkü ramazanda mide dinlenir, beden incelir, fazla yağlar erir, stoklar tüketilir, akıl berraklaşır, irade güçlenir, insan, şeytanı ve nefsi yenmeyi öğrenir, ahlâk düzelir, merhamet gelişir, yardımseverlik artar, şeytan yenilir,  nefis üzülür, kalp nurlanır, ruh yükselir, niyetler halisleşir, yüzler aklanır, günahlar paklanır, manevi engeller aşılır, perdeler açılır, merhaleler geçilir, sonsuz ilâhi lezzetler sezilir, manevi zevkler tadılır da tadılır...

Bu yazımda K. Kerim’de “İnneme’l Hayat’ü “ lafızlarıyla bizlerin dikkatine sunulan birkaç yöne dikkatleri çekerek yeni bir başlangıç yapmak istiyorum.

El-Hayât ;  altı şekilde tefsir edilir:

1. el-Hayât, birinci halkedilişin ve ruhun üflenişinin ardından verilen hayât manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

“ Cansız nesneler iken size O hayat verdiği halde Allah'ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, sonra diriltecek, sonra O'na götürüleceksiniz.”(1)

 "Ey Rabbimiz, diyecekler, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahımızı itiraf etmiş bulunuyoruz, bir çıkış yolu yok mu?" (2)

“ Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden de ölüyü çıkarırsın. Ve dilediğine sayısız rızık verirsin."(3)

“ Size hayat veren, sonra sizi öldürecek ve sonra sizi diriltecek olan da O'dur, insan gerçekten pek nankördür.” (4)

“ Onlara şöyle de: "Allah sizi hayata getirecek, sonra öldürecek, sonra gerçekleşeceği kesin bulunan kıyamet sürecinde sizi bir araya getirecek!" Bunda kuşku yok ama insanların çoğu bilmez.” (5)

2. el-Hayy [diri] ile, mü'min vasfedilmiştir; şu âyetlerde olduğu gibi:

“ Diri olanları uyarsın ve inkarcılar hakkındaki o söz gerçekleşsin diye.(6)

“ Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir. (7)

“ Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine elbette işittirir; ama sen kabirlerdekilere de işittirecek değilsin!” (8) (9)

K.Kerimde; “ Erkek olsun kadın olsun, kim inanmış bir insan olarak güzel işler yaparsa kesinlikle ona çok hoş bir hayat yaşatacağız ve böylelerinin ecirlerini de muhakkak surette yapmış olduklarının daha güzeliyle vereceğiz. “ (10 )

Tefsir; 97.” "Güzel işler" diye çevirdiğimiz sâlih kelimesi, insanların hem din hem de dünya hayatları İçin iyi ve yararlı olan bütün faaliyetleri kapsayan bir Kur'an tabiridir. Aslında âyet metninde "işler" kelimesi yoktur; bununla birlikte diğer birçok âyette sâlih, "iş" anlamına gelen "amel" kavramıyla birlikte kullanıldığı için meâlîni böyle verdik.

Âyette bu tabirin geçtiği cümle, "kim güzel iş yaparsa..." şeklindeki anlamı yanında "kim yaptığını doğru ve güzel yaparsa" şeklinde de anlaşılacak bir özellik taşımaktadır. Bu da bize hem işimizin doğru ve yararlı olması hem de onu doğru bir şekilde, meşru ölçülere göre yapmamız gerektiği fikrini vermektedir. Hatta, Kur'an'daki yaygın kullanımının aksine burada "amelen sâlihan" değil de sadece "sâlihan" kelimesinin kullanılmasında, haricî işlerimizle birlikte, literatürde "kalbin amelleri" denilen duygu, düşünce ve niyetlerimizi de güzelleştirmemiz gerektiğine bir ima olduğunu söyleyebiliriz. "Hoş bir hayat" tabirindeki hayat kelimesiyle dünya hayatının kastedildiği hususunda hemen hemen görüş birliği vardır.(11)   "Hoş bir hayat" müjdesinin ardından ikinci bir müjde olarak zikredilen ecir İse âhiret mükâfatıdır. Böylece âyette dünya ve âhiret mutluluğunun birleştirildiği görülmektedir.

Dünya ve âhiret mutluluğunun birlikte vaad edildiği, böylece Allah'ın en güzel nimetlerinin çok kapsamlı ve zarif bir üslûpla dile getirildiği bu âyet, hayatını güzel işlerle süsleyen müminlere eşsiz bir müjde olduğu kadar gerek müslüman bireyler gerekse müslüman toplumlar için son derece anlamlı bir uyarı ve bir irşad değeri taşımaktadır. Burada yüce Allah, hakkıyla mümin olup işlerini güzel yapanların, yaptığını doğru yapanların; iyi, hayırlı ve faydalı işler yapmayı hayatlarının yasası haline getirenlerin dünya hayatlarının da hoş olacağı, güzel ve mutlu kılınacağı(12) müjdesini vermekte; bu hususta son derece kesin ifadelerle vaadde bulunmaktadır. Kur'an Allah'ın asla sözünden dönmeyeceğini bildirir.(13)  her mümin de buna böyle inanır.(14)  Buna göre eğer müslümanların dünya hayatları Allah'ın müjdelediği şekilde değilse bunun sebebini yanlış yerlerde aramamalıyız; dönüp kendimize bakmalı, yaptığımız işlerin ve kalplerimizin "sâlih" olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Âyet, hayatın güzelleştirilmesinden erkekler kadar kadınların da güzel işler yaparak pay sahibi olmaları gerektiğine işaret etmesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. (15)  

Dipnotlar:

1-Bakara,28.                                                                                                                                                                        

2-Mü'min,11.                                                                                                                                                                    

3-Âl-i İmrân,27.                                                                                                                                                                

4-Hacc,66.                                                                                                                                                                          

5-Câsiye,26.                                                                                                                                                                        

6-Yâ-Sîn,70.                                                                                                                                                                      

7-En'âm,122.                                                                                                                                                                      

8-Fâtır,22.

9-Kur’an Terimleri Sözlüğü El-Eşbâh Ve’n-Nezâir Fi’l-Qur'âni’l-Kerim  Mukâtil b. Süleyman el-Belhî el-Horâsânî

10-Nahl,97.

11-meselâ bk. Taberî. XTV, 170-171; Zemahşerî, 11,343; İbn Atıyyc. III,419

12-Taberî, XIV, 171

13-Bakara 2,80

14-Âl-i İmrân 3,194

15-Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu:III,432-.438


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık