• 25 Şubat 2016, Perşembe 8:47
HasanMERT

Hasan MERT

Hakk-Bâtıl bilinmelidir ki?

 

 

"Hakkı bâtıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin" (Bakara 2/42)

"ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL takvâ ehli olanlara Hakk ile bâtılı ayıracak farkettirecek bir furkân, anlayış ve şuûru verir." (Enfal 8/29) Ya hak vardır ya bâtıl... Ya ışık ya da karanlık.:

 

 "İşte O ALLAH sizin gerçek (EL-HAKK) RABB'inizdir. Gerçeğin ötesinde (haktan ayrıldıktan sonra) sapıklıktan başka ne vardır! O hâlde (sapıklığa) nasıl çevriliyorsunuz?" (Yûnus 10/32)  Hakk’ı bâtıla karıştırmama : (Bakara 2/42; Âl-i İmrân 3/71 bkz.) Hakk'ın (celle celâluhu) bâtılı hakk’tan ayıklayacağı : (Fussilet 41/22; Şuârâ 42/24 bkz.) . Mallarınızı bâtıl yollarla yemeyin : (Nisâ 4/29 bkz.) .

 

Hakk kelimeyi tavsiye etmenin anlamı, mü'minlerden oluşan toplumun, hakk’a karşı bâtılın     yayılmasına seyirci kalmayacak kadar duyarlı olmasıdır. Bu gibi toplumlarda ne zaman ve nerede batıl baş kaldırsa, hakk kelimesini söyleyenler seslerini yükseltmelidirler.

Toplumda her fert sadece kendisi, hakkı, doğruluğu ve adaleti yerine getirmekle kalmamalı, aynı zamanda bunu başkalarına da tavsiye etmelidir. Bir toplumu ahlâkî düşüş ve çöküşten korumak ancak bu şekilde mümkün olur.

Eğer toplumda bu ruh yoksa toplum hüsrandan kurtulamaz. Şahsî olarak hakk üzerinde bulunanlar, toplumun bozulmasına seyirci kalmaları sonucu kendileri de hakk üzere kalamazlar, hüsrandan kurtulamazlar. Bu nedenle Maide sûresinde Hz. Davud ve Hz. İsa diliyle İsrail oğullarına lanet edilmiştir. Bu lanetin sebebi, o dönemde Yahudi toplumunda yaygın olan günah işlemek ve zulüm yapmaktan birbirlerini alıkoymamalarıydı. (El-Mâide, 5/78-79).

Ayrıca İsrailoğullarının cumartesi yasağını açıkça çiğneyerek balık tutmayla başladıkları, bu nedenle de onlara azap indirildiği, bu azaptan ancak günahı önlemek için çaba sarfedenlerin kurtulduğu açıklanmıştır (el-A'râf 7/163-166).

Aynı husus Enfâl suresinde de açıklanmıştır. "Azabı, sadece günah işleyenlerle kalmayacak fitneden sakının"(el-Enfâl, 8/25). Bundan dolayı emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münker İslâm ümmetine farz kılınmıştır (Al-u İmrân 3/104). Bu farizayı yerine getiren ümmete hayırlı ümmet (Al-u İmran 3/110) denilmiştir (Mevdudî, Tefhimu'l-Kur'an (Türkçe terceme), (225).

 

İlk insan Hz.Adem (a.s.)ın oğulları Habil ile kabil arasında baş gösteren Hakk ve batıl savaşıdır.

Hemen hemen tarihin her döneminde bu  savaş devam etmiştir ve günümüze kadar gelmiştir.

Günümüzde batıl çeşitli ad ve maskeler altında hakk kisvesine bürünerek hedefine varmak istemektedir. Bu hususta her türlü şeytani güçten yararlanmaktadır. Ünlü Bilim adamı Farabî‘nin bir sözü var. O:

“Gerçek, BİR adettir; gerçek dışı, sonsuz derecede çoktur. BİR olan gerçek öğrenilirse, gerçek olmayanlar bir bir ortaya çıkar.”

 

Bu prensip ihmal edilir, gerçek değerler unutulursa, insan sayısınca (yalan) fikir ortaya çıkacağı için toplum çeşitli karmaşalarla yüz yüze gelir. Ortaya çıkan gerçek (hakk, doğru) bilgilerin hayat ortamına kısa süre içinde aktarılarak insanların beyinlerinin en kısa süre içinde yanlış (bâtıl) bilgilerle perdelenmelerinden ve gölgelemelerinden kurtarılması zorunluluğu vardır.

 

Aksi hâlde bu şer faaliyetler, tek olan doğrunun yanında, sonsuz sayıdaki yalan-yanlış bilgilerle büyüyen birer olumsuz, yaralayıcı fitne yumağı olarak, birer bumerang gibi, gerisin geriye, kendini ateşleyenlere dönebilir ki, çoğu kere de öyle olmaktadır.

 

Böyle îmanî temellere dayanmayan böyle gerçek dışı (bâtıl) bilgilerin sonuçlarını bu şekilde değerlendirmek ten uzak kalmanın faturası, çok büyük olabilir. Bunu bir düşününüz!

 

Beden hakkında Rasûlüllah (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur:

‘’Bir uzvu eksik olanın bir hissi eksik olur.’’ Bundan anlaşılıyor ki; şeriatı nakıs olanın hakikatı dahi nakıs olur. 

 

 “Hak şerleri hayr eyler,

Zannetme ki gayr eyler.

Ârif anı seyr eyler,

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler…”     İbrahim Hakkı Hazretleri

 

Okumaktan mâna,

Kişi Hakk’ı bilmektir,

Çün okudun bilmezsin,

Ha bir kuru emektir.  Yunus Emre

Bâtıl

Bâtıl’ın Osmalıca Lügat’teki anlamı şu şekildedir:

“Hakîkatsız, hurafe. Hakk ve doğru olmayan, yalan… Şartlarını yapmamakla kabul olmayan ibâdet ve muâmele… Meselâ, Bir özür bulunmaksızın taharetsiz kılınan namaz gibi…”

 

Bâtıl’ın karşıtı gerçek kelimesi; gerçeğin karşıtı bâtıl’dır. Gerçek olmayan her bir şey yalan demektir. (Konuya devam edeceğiz…İnşaallah)                                                                             


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık