);*} Hacc Mukaddes Beldeye Yolculuk (2)
  • 18 Ağustos 2016, Perşembe 8:43
HasanMERT

Hasan MERT

Hacc Mukaddes Beldeye Yolculuk (2)

            Allah’a hamd, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) salat ederim.

            K.Kerim Hacc Sûresi’nde: 27. “İnsanlara hac ibadetini duyur; gerek yaya olarak gerekse yorgun argın develer üzerinde uzak yollardan gelerek sana ulaşsınlar. 28. Böylece kendi yararlarını açık seçik görsünler ve Allah'ın onlara rızık olarak verdiği, belirlenen günlerde kesecekleri kurbanlık hayvanlar üzerine O'nun adım ansınlar. Artık onlardan hem kendiniz yeyiniz hem sıkıntı içindeki yoksulları doyurunuz. 29.

Sonra kalan hac fiillerini tamamlayıp temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve o kadîm evi tavaf etsinler." 30. Yapılması gereken işte budur. Kim Allah'ın koyduğu yasaklara saygı gösterirse bu, rabbi katında kendisi için çok hayırlı olur. Size vahiyle bildirilenlerin dışındaki hayvanları yemeniz helâl kılınmıştır. “ Tefsiri :  27. âyetteki "dâmir" kelimesine genellikle "yorgun argın, yorgunluktan incelmiş deve" anlamı verilmiştir.

 Esed, Arap dilinde bu kelimenin deveyle sınırlı olmaksızın "çevik, sürat yapmaya müsait hayvan" için kullanıldığına dikkat çeker ve çıkarsama yoluyla "hızlı yol alan her türlü ulaşım aracı" mânası verilebileceğini belirtir (II, 674).  Mücâhid'den nakledilen bir rivayete göre hac için gelenler binek kullanmıyorlardı; Cenâb-ı Allah onlara azık tedarik etmeyi buyurdu, binek kullanmalarına ve ticaret yapmalarına izin verdi. [1]

Hac çağrısının sadece biçimsel bir anlayışla değerlendirilmemesi için âyette haccın yararlarına dikkatli bir gözle bakılması istenmiştir. [2]Not:2-1 Bu âyette göze çarpan diğer bir husus, Allah rızâsı için kesilecek kurbanlıkların yine Allah tarafından hem kurban sahiplerinin yemesi hem de sıkıntı içindeki yoksulların gıda ihtiyacının karşılanması amacıyla "insanlara bir rızık olarak" lütfedilmiş olduğudur. Şu halde sırf bir buyruğun şeklî olarak yerine getirilmesiyle yetinip kurban etlerinin heder edilmesi, âyetteki bu anlam inceliğine dikkat etmemek olur. Son yıllarda bu etlerin değerlendirilip yoksul ülkelere ulaştırılması yoluna gidilmesi, Kur'an'ın ruhuna ve bu âyetin amacına uygun bir uygulama arayışının güzel bir örneği sayılır.

Aynı âyette geçen "belirlenen günler"den (eyyam ma'lûmât) maksat kurban bayramı günleridir. Bazı âlimler bu tamlamayı Bakara sûresinin 203. âyetinde geçen "eyyam ma'dûdât" tamlamasıyla mukayese ederek buna dayalı değişik yorumlar yapmışlardır. [3]  Genel olarak hayvan kesiminde ve özellikle kurban ibadetinde Allah'ın adının anılması, her türlü şirkten uzak durma bilincini koruma anlamı taşır. Esed'in (II, 674)

Marmaduke Picktall'den yaptığı bir nakle göre, Kur'an'ın hayvan kesilirken Allah'ın adının anılması konusun daki ısrarı müslümanların bu işi "can almanın ciddi bir eylem olduğunu hissederek" yapmalarını ve "Allah'ın onlara hayvanların etini yeme iznini verirken gösterdiği güvenin önemini" anlamalarını sağlamak içindir.

Hacc ibadeti için giden mü’min/mümine de makbul ve mebrûr bir hac için   dikkatle ve özenle çalışmak ve hazırlanmak zorundadır.

Haccın bütün  safhalarını bir bir yaşayan mü’minin, her biri bir sınav olan bu safhalarda göstereceği “kulluk bilinci” ya da “niyet ve davranış bozukluğu”, onun haccının sonucunu belirler: Makbul ve mebrur bir hac ya da geriye sadece yorgunluğu kalan meşakkatli bir yolculuk.

Sabır, sabır…

Allah c.c her hususta yardımcımız olsun… Haccı mebrûr nasib olsun. Bizlere, vatanımız, milletimiz için bol bol hayr’lı dualar edin. Allah Kabûl etsin. Âmîne Âmîiiiin

                                                                                                                                       

Kaynaklar:

[1] Taberî, XVII, 146

[2] bu konuda bazı değerlendirmeler için bk. Muhammad Hamîdullah, "İslâm'da Hac", İslâm Tetkikleri Dergisi, trc. Mehmet Akif Aydın Vm/1-4, s. 123-162; Tahsin Görgün, "Hac", Dİ A, XIV, 397 399

[3] bk. Râzî, XXIII, 29; Elmalık, V, 3398-3399  Alıntı Kur'an Yolu, Prof. Dr. Hayrettin Karaman,

 Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş,

Not:2-1- Hac için giden mü’min, mübarek topraklara ayak bastığında, önceden tanımadığı; rengi, dili, kültürü, giyimi farklı nice mü’min kardeşini görerek, Allah’ın kudretini görmekle birlikte, İslam kardeşliğinin güzelliğini de yaşamaya başlar. Çeşitli yerlerden gelmiş insanlarla karşılaşıp, beraber olacaksınız.  Hep bir ağızdan “âmin” denilen namazlarda, cemaat şuurunu tüm benliğinde hisseder. Allah’ın evi olarak bilinen Beytullah Sarayı’nın hatırlı bir misafiri olarak değer görür ve bu sarayda, cennetteki gibi bir ‘kardeşlik havası’ içinde diğer mü’minlerle sürûr içinde beraber olur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık