);*} Bu Ramazan her Zaman
  • 01 Haziran 2017, Perşembe 7:36
HasanMERT

Hasan MERT

Bu Ramazan her Zaman
Allah’a hamd, Hz. Muhammed (sav)’e salat ederim. İçinde bulunduğumuz Ramazan-ı Şerif’in milletimizde ayrı bir coşku ve heyecana vesile olduğuna şahit oluyorum. İnşaallah Rabbimizin Rahman ve Rahim sıfatlarının tecellilerine  nail olururuz. Diyanet İşleri Başkanlığı taralından, her yıl Ramazan ayında bireysel ve toplumsal hayatımıza ışık tutan önemli bir değer tema olarak belirlenmekte ve kamuoyunun gündemine taşınmakladır. Söz konusu tema. Ramazan ayı boyunca etraflı bir şekilde ele alınmakla, toplumumuzda bir duyarlılık ve farkındalık oluşması hedeflenmektedir. Bu bağlamda bireysel ve toplumsal hayatımız ekseninde oldukça kapsamlı bir muhtevaya sahip "Hak" kavramının ifade etmiş olduğu anlam derinliği dikkate alınarak bu yıl Ramazan ayının  ana teması "Üzerinde Her Canın Hakkı Var, Bu Ramazan ve Her Zaman”  dır. İslâm inanç, kültür ve medeniyetinde "hak" kavramı oldukça geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. İnsanın Rabbine, kendisine, diğer insanlara, ilişki içerisinde bulunduğu yakın ve uzak çevresine, tabiata yönelik görev ve sorumlulukları "hak" kavramı ile yakından ilişkilidir. Çağımızda hakların savunulması ve korunması amacıyla uluslararası düzeyde pek çok kurum ve kuruluşun varlığına rağmen yaşadığımız dünyada haksızlıkların, zulümlerin ve hak ihlâllerinin azalmak bir yana artıyor olması insanlığın geleceği adına kaygı vericidir. Dolayısıyla hak ve hakikat konusunun gündeme taşınmasına ve bu konuda bir bilinç oluşturulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. İnsanın hayat serüveninde ;fiziki varlığını oluşturan  unsurlar olduğu gibi, “Kişiliği”ni oluşturan unsurlar, değerler vardır. Olmazsa olmaz dediğimiz ana değerlerde vardır. Bunlardan uzaklaşan, kaçan, umursamayan kişi ilerde bunlar (Değerler)ın yoklunu hissettiği zaman  mahrum kaldığını farkedecektir. Nasıl ki geçen zaman tekrar ele geçmediği gibi. Eyvah dememek için içinde bulunduğu toplumun değerlerinin farkına varacak, benimseyecek, sahip çıkacak ki kendisine de  sahip çıkılsın. Cemiyet halinde yaşamanın insana sağladığı bir takım haklar ve yüklediği sorumluluklar vardır. Bu haklara saygı gösterilip, sorumluluklar yerine getirildiği oranda toplumda huzur ve mutluluk olur. Günümüz dünyasındaki huzursuzlukların, kavga ve cinayetlerin, hatta savaşların; karşılıklı olarak haklara saygı gösterilmemesinden kaynaklandığı  aşikardır. Bunun için Yüce dinimiz İslâm, ırk, cins ve inanç ayrımı yapmaksızın bütün insanların haklarının kutsal ve dokunulmaz olduğu kabul etmiş, bu hakların ihlâline karşı maddî ve manevî birçok müeyyideler getirmiştir.   Cemiyet hayatı, hak ve fedakârlıklar üzerine kuruludur. Hak ve fedakârlıkların dengeli olarak karşılığını bulmadığı ve işlemediği bir cemiyette zamanla haksızlık temelli bir ilişki biçimi hâkim olur. Haklara dayalı, ama özverinin olmadığı veya önemsenmediği bir sosyal hayat sağlıklı yürüyemeyeceği gibi hakların engellendiği veya kısıtlandığı, yani ihlal edildiği, ama cemiyetin belli kesimlerinin özverisiyle işlerin yapıldığı bir sosyal hayat da sağlıklı devam etmez.  Cemiyetlerde dayanışmanın ve huzurun egemen olmasında fedakârlık  esastır; ancak hakların tesis edilmediği, insanların haklarının ihmal ve ihlal edildiği, kul hakkının gözetilmediği, hakların kötüye kullanılıp sömürüldüğü bir toplumda fedakârlığın yürümesi sosyolojik anlamda mümkün değildir. O hâlde hak, dinî geleneğimizdeki karşılığıyla kul hakkı konusu, toplumsal hayatın ikame ve idamesinde hayatidir. Hak, Allah’ın isimlerindendir.    1. el-Hakk ile, Allah (ve Allah'ın birliği) kasdedilmiştir; şu âyetlerde olduğu gibi: (1) “Eğer hakk (yani, Allah} onların (yani, müşriklerin} hevâlarma tâbi olsaydı, gökler ve yer fesada uğrardı.” (2)  “Birbirine hakkı {yani, Allah'ı, O'nun birliğini} tavsiye edenler... “(3)   O sebeple hak, İslam’ın en çok yücelttiği ve üzerinde ısrarla durduğu temel  kavramlardandır. Kur’an’da birçok ayet ve Hz. Muhammed ( sav)’in bazı hadisleri; Allah’ın hak ve hukuku, kul hakkı, hakkı hak bilip hakka uymak ve batılı batıl bilip batıldan sakınmak, hakkı teslim etmek, Allah’a hakkıyla iman ve kulluk etmek, Kur’an’a hakkıyla uymak, Peygambere hakkıyla iman edip tabi olmak, İslam’a hakkını vermek, onu hak din kabul etmek, ana-baba hakları, yoksul hakları, kadın hakkı, çocuk hakkı, tüketici hakkı, bireysel haklar, sosyal haklar, insan hakları gibi temel hak ve hukuk konularından bahseder. Hakk’ı ikame, inşa ve idameyi emreder. Tersine hak ihlalini, hakka riayetsizliği olumsuzlar ve reddeder. Bunula ilgili geçmiş tarihimizde pek çok olumlu uygulamalar söz konusu olup günümüze kadar anlatılagelmiştir. (Arafatta duaların kabulü ancak kul hakkı varsa helalleşilmesi vb)  Ancak günümüzde, kişinin haklarını engelleme veya kısıtlama anlamına gelen hak ihlali maalesef toplumsal hayatta sıklıkla karşılaştığımız olgulardandır. Kul haklarına tecavüz edenlerin akıbetlerinin  ne olduğu da sorgulanması gerekir?  Allah’ın selâm rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Dipnotlar: (1) (KUR'ÂN TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ -EL-EŞBÂH VE'N-NEZÂİR Fİ'L-QUR'ÂNİ'L~KERÎM  Mukâtil b. Süleyman el-Belhî el-Horâsânî  ) (2) (Mü'minûn/71) (3) (Asr/3)”

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık