);*} Baki Kalan Bu Kubbede (1)
  • 07 Şubat 2019, Perşembe 10:49
HasanMERT

Hasan MERT

Baki Kalan Bu Kubbede (1)

Allah’a Hamd, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) salât ederim.

Şubat ayı içerisinde yazmayı düşündüğümde hayırla yâd edilmesi gereken, âhirete irtihal eden zâtları  hatırlayıp birer fâtihaya vesile olabilir miyim diyerek Kafkas Kartalı Şeyh Şamil hatırasını yâd edelim.

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal/

Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş(Bâkî)

(Bu âleme Hz. Davud gibi bir ses bırak¸ çünkü bu dünyada kalıcı olan güzel bir sestir.)

.

İnsanların hayatı mevsimler gibidir. İlkbaharda doğar, yazın gençlik yıllarını yaşar, sonbaharda olgunluk yani yaşlılık dönemine girer, kışın ise bitkiler gibi derin bir uykuya dalar. Üstad Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği gibi, Sessiz bir gemi kalkar bu limandan, ne el sallanır nede kol...

Her canlı doğar, yaşar ve ölür. Bu bir ilâhi bir kanundur. Bu kanundan hiç bir yaratık kaçmamıştır, kaçamayacaktır... Allah Azze ve Celle29. Ankebut suresi 57. ayet “Her canlı ölümü tadacaktır“

Her insan için, arkasından hayırla yâdedilmek bir hayat hedefidir. Bu gerçeğe âyet-i kerime de dikkat çekiyor. “Bana arkamdan hayırla yad edilmeyi nasip eyle.” (Şuara Sûresi, 84.)

Ölüm olayı en çok dini ve dindarları ilgilendirir. Ölen kişiyle ilgilenen din ve dindarlardır. Çünkü ölümle ve ölüm ötesiyle ilgili olarak sadece inançlar ve vahye dayanan bilgiler vardır. Din, insanın hayatıyla ilgilendiği kadar, hatta ondan daha fazla, ölümüyle ve ölüm sonrasıyla da ilgilenir.

Aslında yaratılan her şey fani/ölümlüdür. "Her nefs ölümü tadar" (Al-i İmran, 3/185, Enbiya, 21/35; Ankebut, 29/57) ayetinde geçen nefs "zat" ve "şey" olarak yorumlanmıştır. Buna göre ayet, "Her şey ölümü tadar" anlamına gelir. "Yeryüzünde olan her şey fanidir" (Rahman, 55/26) mealindeki ayet de bunu doğrular. "Baki olan sadece Allah'tır." (Rahman, 55/26), "O, hayy-ı lâ-yemuttur.", "Ölümsüz bir diridir." (Bakara, 2/255; Al-i İmran, 3/2; Taha, 20/111) Beka ve ölümsüzlük, O'na özgüdür. Kur'an'da buyrulur: "Ölümsüz Diri'ye güven" (Furkan, 25/58)

.

Mühim olan, sâlih ameller ve hayır-hasenât ile gök kubbede hoş bir sadâ bırakarak ömür defterini kapatabilmektir. Hakk’ın dîvânına bu hâlet-i rûhiyeile, böylesine müsterih bir vicdan, selîm bir kalp ve yüz akıyla varabilmek, ne büyük saâdettir. İşte bahsedeceğimiz Kafkas Kartalı Şeyh Şamilde böylesi biridir.

İmam Şamil (1797, Gimri’de doğmuş – 4 Şubat 1871, vefat etmiş, Cennetul Baki)’ye Medine-i Münevvere defnedilmiştir. Kabri orada bulunmaktadır.

 

Dağıstan’ın Gimri Köyü’nde 1797 yılında dünyaya gelmiştir.Kafkasya’nın hürriyeti için mücadele etmiş olan Kumuk kökenli lider doğduğu Dağıstan’da, Kafkasya’da ve tüm İslam ülkelerinde hâlâ ün sahibidir.Yirmi beş yıl sürdürdüğü savaş ile onu izleyenlerin benimsediği fikir İslam ve tasavvuf bugün de Kafkas halklarını etkilemektedir.Genç yaşlarda Dağıstan’ın önemli bir dini lideri olan Şeyh Cemalettin Gazi Kumuki’den ders almıştır.On beş yaşında at binip kılıç kuşanmıştır……1859’un 6 Eylül’ünde 70 bin kişilik Rus ordusuna, yanında birkaç yüz kişi kalıncaya kadar direndikten sonra,….

 

CİHAD SAFLARINA İŞTİRAKİ

Yakın arkadaşı ve hemşehrisi Gazi Muhammed’in Dağıstan’da cihad bayrağını dalgalandırması ile (1829) Şamil’de bu mukaddes cihada iştirak etti. Gazi Muhammed’in şehid düştüğü Gimri savunmasında ağır yaralandı. Anlatıldığına göre kuşatıldığı evden elinden kılıncı ile çıktı. Sahip olduğu olağanüstü kuvveti, çevikliliği ve kılıç kullanmadaki ustalığı sayesinde kendisini kurtarmayı başardı. Kapıyı açarak eşiğe çıktığında Rus askerleri hemen nişan aldılar. Fakat Şamil onların ateş etmelerinden önce hızla sıçrayarak askerlerin üzerinden aştı. Ve arkalarına düştü. Sonra sol eliyle korkunç bir şekilde kullandığı kılıcıyla askerlerin üçünü cansız yere serdi. Fakat dördüncüsü tarafından göğsünden süngülendi. Bu korkunç darbe karşısında bile metanetini yitirmeyen Şamil, bir eliyle süngülü tüfeği yakalarken, diğeriyle de askeri kesip devirdi. Sonrada süngüyü göğsünden çıkararak attı ve koşarak ormana daldı.

Bu süngü yarasından başka bir kaç yerinden daha yaralanmış ve özellikle atılan taşlarla kırılan kaburgası ve omuzu ona korkunç acılar vermişti. Gimri çatışmasına katılan bir Rus subayı bu olayı şöyle anlatır: “Gece karanlıktı. Yanan bir çatının aydınlığında Şamil bir evin girişinde bize göre yüksek bir yerde öylece duruyordu. Bir devi andıran vücuduyla bu adam öyle sakin bir şekilde duruyordu ki, sanki iyice nişan alabilmemizi bekliyordu. Aniden yırtıcı bir hayvan gibi sıra halinde durup kendisine ateş edenlerin üzerine atladı ve sol eliyle kılıcını çekip üç askerimizi birden yere serdi. Fakat dördüncü askerimiz kılıcını Şamil’in göğsünün ta derinliklerine batırdı. O an Şamil’in yüzü hiçbir duygu göstermiyordu. Göğsünden kılıcı çıkartıp bunu yapan askeri de yere serdi. Sonra bir insanın asla beceremeyeceği bir sıçrayışla gecenin içine kayboldu. Hepimiz çok şaşırmıştık.”

Bu olağanüstü hadise üzerine Rus Generali Baron Rozen; “İleride bu yaman genç Rusya’nın başına bela olacaktır” demişti ki, istikbal bu sözü bilfiil tasdik etti.

Üç gün kadar saklandıktan sonra komşu köy olan Unsokul köyüne vardı. Orada 25 gün boyunca ölümle yaşam arasında mücadele vermişti. Göğsüne giren Rus süngüsü bir ciğerini de delip geçmişti. Daha sonra, ünlü cerrah ve aynı zamanda kayınpederi olan Abdülaziz Efendi tedavisi ile meşgul oldu.

Şamil bu tedaviler sonucu altı ayda ancak kendine gelebildi. Yaralandığı günden itibaren 25 gün baygın yatan Şamil uyandığında başucunda bekleyen annesine ilk olarak şöyle dedi: “Anam namaz vakti geçti mi?" Anası oğlunun fazla kaygıya düşüp üzülmemesi için üstü kapalı bir cevap verdi: "Zararı yok, kaza edersin."Ruslar bu kaçışa pek bir ehemmiyet vermemişlerdi. Gimri'nin alınmasıyla Kafkasya’yı fethettiklerini düşünüyorlardı. Çeçenlerde ise bu kaçış büyük bir etki yaptı ve böylece "Şamil Efsanesi"nin ilk taşı konmuş oldu. (Alıntı)

Şeyh Şamil, 1871 yılında Hac ziyareti için bulunduğu Arabistan’da vefat etmiş ve Medine’de Cennetü’l Baki mezarlığında Rufai tarikatının şeyhi SeyyidRüfai tarafından cenaze namazı kıldırılarak defnedilmiştir. Allah rahmet eylesin. Ruhu için birer Fatiha okuyalım.

Yazımı tasavvuf büyüklerinden Ebu Sâid Hadimî'ye ait bir beyitle noktalayalım:

Kâmil odur ki koya dünyada bir eser

Eseri olmayanın yerinde yeller eser

 

Hayırla yâd edilmek… Bir insanın arkasından bırakmak istediği en zirve mirastır. Allah hepimize

Hayırlarla yâd edilebilmeyi nasîb etsin. Âmîn


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık