);*} AKSEKİ, Ahmet Hamdi (1887-1951 )
  • 05 Ocak 2017, Perşembe 7:33
HasanMERT

Hasan MERT

AKSEKİ, Ahmet Hamdi (1887-1951 )

Bu haftalık yazımda 2002-2006 yılları arasında müftülük görevi yaptığım Akseki’de, Akseki’li merhum Ahmed Hamdi Akseki’yi rahmetle anmaya vesile olması için kısa bir biyoğrafisini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ahmet Hamdi Akseki gibi hayatını ilim ve irfan yolunda tüketmiş ,onu eşsiz eserlerle süslemiş ,din ve siyaset ilişkisi bakımından kritik bir dönemde yaşamış ve önemli görevler ifa etmiş önemli bir âlimi tanıtmak elbette kolay bir iş olmasa gerektir.

Ahmet Hamdi, 1887 yılında Akseki'ye bağlı Güzelsu (Sülles) nahiyesinde doğdu. Cami imamı olan Mahmud Efendi ile Hatice Hanımın oğludur. Küçük yaşta Kur'an-ı Kerim'i okumaya ve nahiyede bulunan medresede eğitim görmeye başladı. On dört yaşına gelince babası tarafından Ödemiş'e götürüldü ve burada bulunan Karamanlı Süleyman Efendi Medresesine devam etmeye başladı. Arapça, Farsça, akaid, tefsir, fıkıh ve hadis gibi temel İslami ilimlerin derslerini almaya başladı.

Akseki, 1905 yılında İstanbul'a geldi. 1914 yılında Fatih dersiamlarından olan Bayındırlı Mehmed Şükrü Efendiden icazet aldı. Bu arada tanınmış alimlerden muhtelif dersler aldı. İstiklal Şairimiz Mehmed Akif'ten de özellikle "Muallaka-i Seb'a" olmak üzere Arap Edebiyatı ile alakalı dersler aldı. Bu arada Darülhilafeti'l-Aliyye Medresesinden mezun oldu. Akabinde Medresetü'l-Mütehassisin'e girerek Felsefe, Kelam, Hikmet-i İlahiyye şubesinden birincilikle mezun oldu. Girdiği imtihanı da kazanarak dersiam unvanını aldı.

Akseki, bir taraftan öğrenim hayatına devam ederken, diğer taraftan da yazılar yazmaya başladı. Bir ara Sebilürreşad'ın Bulgaristan ve Romanya muhabirliğini de yaptı. Bu arada Bulgaristan'ı dolaşarak buradaki insanların dini açıdan aydınlanmalarına katkı sağlamaya çalıştı. İzlenimlerini "Bulgaristan Mektupları" adı altında, dergide neşretti. Heybeliada'daki mektepte, din felsefesi ve ahlak derslerinde hocalık vazifesinde bulundu. 1916-18 yıllarında İstanbul'da muhtelif camilerde kürsü şeyhliklerinde bulundu. Daha sonra iki ayrı medreseye önce tarih felsefesi, daha sonra ilm-i nefs (psikoloji) müderrisi olarak tayin edildi.

1924 yılında İlahiyat Fakültesi hadis ve hadis tarihi müderrisliğine atandı. Daha sonra Rıfat Börekçi'nin teklifi ile Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere (Danışma) Heyetine üye olarak tayin edildi. Tarikat-ı Salahiyye Cemiyetine üye olduğu iddiasıyla 1925 yılında Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılandı. Mahkemede suçsuz bulunarak beraat etti. 1939 yılında Diyanet İşleri Başkan yardımcılığına atandı. Bu görevini sürdürürken 1947 yılında Şerafettin Yaltkaya'nın vefatı üzerine de başkanlığa getirildi.

Akseki, üç devri yaşamış olmakla beraber hizmetlerini daha çok Cumhuriyet döneminde gerçekleştirdi. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkçe ibadet adı altında yapılmak istenen tahribatlara karşı çıktı. Kur'an-ı Kerim'in Türkçe tercümesi ile namaz kılınması yönündeki sinsi talepleri reddetti. Müşavere Heyeti azalığı sırasında cereyan eden bu tartışmalar karşısında taviz vermedi. Diyanet İşleri Başkanı olan Şerafettin Yaltkaya'nın isteğinin aksine, söz konusu olan arzunun dini ve ilmi hiçbir dayanağının olmadığını hazırladığı raporla ortaya koydu. (Süleyman Hayri Bolay; "AKSEKİ, Ahmet Hamdi", TDVİA., 2. C., s. 294)

Ahmed Hamdi Akseki, “Bu millet nasıl kurtulur?” sorusu “İslâm Dini, hakikî medeniyetin ruhudur” aklın önemi, bilginin ve ilmin değeri, vatan sevgisi gibi çeşitli konular üzerinde fikir yürütmüştür. O, İslâm toplumlarının ilerlemesini önleyen en büyük engel olarak şahsî menfaat duygusunun kamu yararının önüne geçmesini gösterir.

            Bir hatırayı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Anlatan merhum müftü M. Hulusi İşler; ” A. H. Akseki Ankara Numune Hastanesinde yatmaktadır. Sekerât halindedir. Yakınları yatakta ayaklarını uzatmak isterler. O kendine geldiği anda hemen “Buyur Ya Rasulallah “ diyerek ayaklarını toplar, o haldeyken bile edeben ayaklarını uzatmaz toplarmış.”

 

Akseki, dört yıl sürdürdüğü görevi devam ederken 9 Ocak 1951 tarihinde Hakk'ın rahmetine kavuştu. Naaşı Cebeci Asri Mezarlığına kaldırılarak burada defnedildi. Allah rahmet eylesin. Âmîn.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık