• 09 Şubat 2017, Perşembe 7:31
HasanMERT

Hasan MERT

Âdem, Benî Âdem, Âdem Oğulları ?(4)

Allah’a hamd, Hz. Muhammed (sav)’e salât ederim.

            İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem'e İslâmî kaynaklarda insanlığın atası olması sebebiyle "Ebü'l-Beşer", Kur'an'da Allah'ın seçkin kulları arasında sayılmış olduğundan, "safiyyullah" ünvanlarıyla da anılmaktadır. Âdem kelimesi, Kur'an-ı Kerim'de 25 yerde geçmektedir. 

K.Kerimde;

 “ Sakınıp da rahmete nail olmanız ümidiyle, içinizden sizleri uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir (kitap) gelmesine şaşırdınız mı? " (1)

Hele bu insan Peygamberse veya peygamber yolunun yolcusuysa elbette onun bir şeyler anlaması gerekecektir. Madem ki tüm varlıklara egemen olarak yaratılıyor, madem ki tüm varlıklara hükmedecek, o halde hâkimiyeti altındaki varlıkların tabiatlarını, karakterlerini, özelliklerini ve varlık sebeplerini de bilecekti bu insan. Çünkü idaresi altındaki varlıkları tanımayan birisinin onları mutlu edecek bir düzen kurması mümkün değildir. İşte anlaması gerekenleri öğretti Allah Adem’e.

 “ Ticaretin de satımın da kendilerini Allah'ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı, gözlerin ve gönüllerin dehşetle sarsılacağı bir günden korkan kişiler; 38. Anarlar ki, Allah kendilerini, yaptıklarından daha güzeli ile ödüllendirsin, daha fazlasını da lütfundan versin. Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır. “ (2)

Tefsir:

37. âyette geçen ve "kişiler" diye çevirdiğimiz rical (erkekler) kelimesi, kadınları dışarıda bırakmaz; çünkü başka âyetlerde Allah'a çeşitli şekillerde ibadet edenler, bu arada O'nu zikredenler övülürken, onlara çeşitli ödüller verileceği müjdelenirken erkeklerle birlikte kadınlar da açıkça zikredilmiştir.

K.Kerim : “ Müslüman erkekler, müslüman kadınlar; mümin erkekler, mümin kadınlar; ibadet ve itaat eden erkekler, ibadet ve itaat eden kadınlar; özü sözü doğru erkekler, özü sözü doğru kadınlar; sabreden erkekler, sabreden kadınlar: sonlunu ibadete vermiş erkekler, gönlünü ibadete vermiş kadınlar; yardım yapan erkekler, yardım yapan kadınlar; oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar; iffetlerini koruyan erkekler, iffetlerini koruyan kadınlar; Allah'ı çokça anan erkekler, çokça anan kadınlar; işte bunlar için Allah büyük bir ödül hazırlamıştır. “ (3)

   Burada "kişiler, erkekler", ya Arapça'da "tağlîb" adı verilen bir anlatım şekliyle veya "genellikle uygulama böyle olduğu için vakıadan hareket eden" anlatım yoluyla kadınları da ifade etmektedir.

İnsanların çoğu, fâni olan imtihan dünyasında ticarete, zanaata, zevk ve sefaya dalarak Allah'ı unuturlar, namazları vaktinde kılmazlar, mala düşkünlükleri sebebiyle zekâtı ya hiç vermezler yahut da eksik verirler. Bunlar imtihan için verilmiş, âdeta imtihan sorusuna benzeyen dünya malına ve menfaatine aldanarak servet ve nimet imtihanını kaybeden gafillerdir. Allah'ın örnek gösterdiği, övdüğü, yaptıklarının karşılığını fazlasıyla vereceği, ayrıca karşılığı olmayan hesapsız lütuflarda bulunacağı kulları ise dünya-âhiret dengesini iyi kuranlar, ebedîyi fâniye, devamlıyı geçiciye, değerliyi değersize değişmeyenlerdir.

Mutasavvıflar bu âyetten "fena" dedikleri hal için bir delil çıkartmışlar ve "Allah'ta fâni olanlarda âdeta bir çifte şuur oluşur; dışa, dünya işlerine, mâsivâ ile ilişkiye ait olan şuur, devamlı Allah ile meşgul ve O'na mahsus bulunan şuura perde olmaz" demişlerdir. (4)

Yaşadığımız bu toplumda halkın büyük çoğunluğu müslüman olduğu halde, aynı halkın islâm’a aykırı düşünce, inanç ve davranışları her alanda ortaya çıkmaktadır. Allah Teâlâ’nın emrettiği,  Kur’an ve sünnetin gösterdiği dosdoğru yol bırakılıp İslâm’a aykırı bir yol takip edilirse, o yol insanları hüsrana götürür.

Allah Teâlâ’ya kulluk görevini terk eden, helâli-haramı düşünmeden zevkine, keyfine göre yaşayanlar, içki, kumar, zinâ, hırsızlık, haksızlık ve ahlâksızlık yapanlar, yaptıkları kötülüklerin, günahların cezasını âhirette göreceklerdir. 

“Adam gibi adam” sözünün eri olan insan demektir her şeyden önce. Söylediği her söz gerçek karşılığı ile kendisinde var olabilmiştir.

Adam dediğinin  midesi değil, yüreği geniş olur….

Adam dediğin her zaman icraatları ile konuşur…

Adam dediğinin siniri, kederi, hırsı, neşesi hep yüzündedir….

Adam dediğinin sözü, sohbeti dinlenir….

Adam dediğinin içi dışı birdir….

Adam olmak yılmamak, vazgeçmemektir…

Adam olmak, kimseye göbeğinden bağlı olmamaktır…

Adam olmak onurlu olmaktır….

Adam olmak ucuz hesapların adamı olmamaktır…

Adam olmak görevini layıkı ile yapmaktır…

Adam olan sevdiği (değeri)ne sahip çıkar, sadece iyi günde değil, kötü günde de sahip çıkar… (Alıntı)

Yazımızı  Şeyh Sadi Şirazî’nin sözüyle tamamlayalım.

“Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz, eleştirin; Basit bir adamı dost edinmek isterseniz, methedin.”

Dipnotlar:

(1) Araf / 63 Kuran Yolu

(2) Nur / 37 Kuran Yolu

(3)  Ahzab /[35] Kuran Yolu

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu: IV/383.

 (4) Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu: IV/84


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık