);*} 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Milletin Zaferi
  • 11 Temmuz 2019, Perşembe 8:56
HasanMERT

Hasan MERT

15 Temmuz Darbe Girişimi ve Milletin Zaferi

“ Ezanları susturan darbelerden, darbeleri bastıran Ezanlara…”

Allah’a hamd, Hz. Muhammed (s.a.v.) salât ederim.

Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, tarihinin en ciddi ve tehlikeli meydan okumasıyla karşı karşıya kaldı. Ülkemizin evlatlarını, bu coğrafyanın değerlerini su-i emellerine kalkan ederek devşiren ve kökleri dışarıda olan bu hain yapılanma (Fetullahçı Terör Örgütü – FETÖ-PDY), amaçlarını gerçekleştirebilmek maksadıyla hunharca tasarlanmış bir planı uygulamaya koydu.

250 Şehit 2193 Yaralı - Millet Kendi Kaderine Sahip Çıktı”

“Sü(asker) uyur düşman uyumaz.”

Türk Milleti. İnsanlığa hayat veren İslam Medeniyetinin banilerinden olan bu millet, tabir yerindeyse, genetik kodlarını cesurca ortaya koydu ve kendisine yöneltilen tanklara ve kurşunlara göğsünü siper etti. Şehit oldu, gazi oldu, ama namusuna halel getirmedi.

Saldırı yüzlerce yıllık tarihî deneyim ve birikimle oluşmuş millî iradeye, millî hisse, millî tasavvura, millî kimliğe öncelikle birleştirici sembolik değer, kurum ve şahsiyetleri hedef alarak millî varlığımıza yapılmıştır.

“Destanın yazıldığı o meş’um geceyi tekrar hatırlayalım. Farklı olsa da her kesimden ferdimiz, salalar eşliğinde gerekirse ölmek için düğüne gidiyormuşçasına evlerinden çıkarak sokaklara, meydanlara, havaalanlarına, köprülere, devlet kurumlarına ve kritik noktalara aktılar. Her biri namusunu kurtarmaya, birbirini tanımasalar bile kırk yıllık yarenler edasında, sanki Sütçü İmam’ın, Nene Hatun’un, Karayılan’ın ve Kara Fatma’nın yanında yürüyormuşçasına tanklara ve zalimlere karşı yürüdüler. Dayanışma ruhu, birlikte var olma ruhu öylesine yayılmıştı ki milletimizin böyle kutlu haline rastlayışımı kelimelerle anlatamam. 7’den 70’e kırk milyondan fazla insan vatanını kurtarmak için çıkmıştı o gece, bir daha dönmemek pahasına. İşte kuvvetlendireceğimiz yegâne ruh bu ruhtur. Her ne kadar farklı olsak da biz ancak birlikte var olabilirdik. Ahdetmiştik millet olarak buna. Zalimler de bundan korkuyorlardı zaten. Bunu yok etmek için bütün güçleriyle saldırıyorlardı. Ancak böylesine iman dolu göğüsler karşısında duramazlardı ve duramadılar. İşte bu, farklılıkları bir arada yaşatabilecek söylemin tezahürüydü. Kaldı ki bu, İslam Medeniyetinin insanlığa kattığı en büyük değerdi. Zaten saldıranlar bunu yok etmek için fütursuzca savuruyorlardı kurşunlarını. Özellikle 11 Eylül 2001 sonrası İslam Dünyasına karşı saldırı noktası bu ruhaydı. Farklılıkları kaşıyarak bu aziz ümmeti birbirine yedirmek temel hedefti. Çok çekti ümmet bu hastalıklı anlayıştan. Milyonlarca yürek, en buhranlı bu zamanlarında mazlumcadüştü vatanlarının topraklarına. Belki bunlar gafletlerimizdi. Nitekim tarihte yaşamıştık bunları. En büyük gafletimiz Endülüs’tü. Bu topraklarda da çok düştük gaflete. Gafletimizin adı Haçlılar oldu. Tekrar hatırladık ruhumuzu toparlandık. Kimi zaman da Moğol istilası oldu, yine toparlandık. Başka bir zaman da dünya savaşı oldu, Çanakkale olduk, döndük uçurumun kıyısından. Son olarak da 15 Temmuz oldu. Şehitler verdik, toparlandık. Yaşadıklarımız gafletlerimiz oldu. Dualarımız, uçurumun kenarından aldı bizi. Duamız ülkemizin bağrında kucak açtığımız üç milyonu aşan Suriyeli, Iraklı ve diğer kardeş coğrafyaların mazlumları ve bu ülke için çarpan yürekleri oldu. Afrika’ya, Asya’ya ve dünyanın dört bir köşesine ulaşan samimi kısık seslerimiz oldu. Dolayısıyla coğrafyamızın, dünyamızın felaketlerine merhem olacak deva, bu ruhtur. Tek çözüm, doğamızın gereği olan farklılıklarımızı ortak potamızda birleştirerek yekvücutluğa devam etmektir.(1)

OGM: Eğer 15 Temmuz gecesi darbe girişimi başarılıolsaydı ülkemizin karşılaşabileceği durum hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

M. ÖZTÜRK: Darbe girişiminin başarılı olması kanımca iç savaş çıkması ve darbecilerin bu savaşta halka galebe çalmasıyla mümkündü ki bunun mukadder neticesi de işgale uğramış Türkiye’den başka bir şey değildi.

Darbe teşebbüsünün vuku bulduğu günün öncesinde ve ertesinde özellikle PKK cenahından hiç ses çıkmaması ve bu örgütün herhangi bir terör eyleminde bulunmaması ise fırtına öncesi sessizliğe işaret ediyordu. Darbe girişimi aslında “iç savaş” ve “işgal” garantiliydi. Dolayısıyla yüzbinlerce, hatta milyonlarca memleket evladının darbe sonrasında kıyıma uğratılması da kuvvetle muhtemeldi.(2)

Bereket versin ki millet kendi kaderine sahip çıktı.

"Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın!" Mehmet Akif Ersoy

İstiklâl Marşımızın büyük şairi Mehmet Akif,16 Haziran 1936’da Mısır’dan İstanbul’a dönmüştü. Hasta yatağında yatarken, ziyaretine gelen dostlarından biri üstada soruyor: “-Üstad;  icab ederse Türk Milleti için bir İstiklâl Marşı daha yazar mısınız?” Mehmet Akif’in gözleri buğulanıyor ve şöyle diyor: “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!”

Milletimizin beka davasına sahip çıkan herkesi kutluyor, çalışmalarında muvaffak olmalarını, gayretlerinin sonuçsuz kalmamasını diliyorum. Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmetler diliyorum.

Dipnotlar:

1- (Alıntı Pdf 15 Temmuz Kalkışmasının Faili Fetö Yapılanmasının İnsan Tipolojileri ve Bu Kalkışmayı Önleyen Türk Milletini Harekete Geçiren Amiller, Yrd. Doç. Dr. M.Selim YILMAZ, 1)

2- Alıntı Pdf Prof. Dr. Mustafa Öztürk Çukurova Ün. İlahiyat Fak. Tefsir A.B.D. Başkanı,

15 Temmuz Darbe Girişimi Hakkında Röportaj E-Bülten • Temmuz 2016 - Ocak 2017 / 10 Ortaöğretim Genel Müd.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık