• 27 Eylül 2018, Perşembe 8:18
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

‘Senin gibi hasta olmaz olsun’

Bundan 20 sene öncesini hatırlayanlar bilirler, hastanelerde 1 yatakta 3 kişinin yattığı dönemleri…

Garip, guraba, fakir fukara hastane köşelerinde rezillik üstüne rezillik yaşar, muadilin, muadilinin, muadilini bulabilmek, hastanelerden alabilmek için nelere katlanırdı,

Hastanelerde bir köşe terk edilmiş ölümü bekleyen hastaların haberlerini okur, seyrederdik..

Parası olan özel hastaneye giderdi,

Daha daha parası olan ise öhö dese atlar uçağa yurt dışında kendini bi kontrol ettirir gelirdi…

Sağlık alanında çağ atladık,

Günün 24 saati, istediğin hastanede istediğin muayeneyi olabiliyor, gerekli tedaviyi alabiliyorsun…

Saatlerce süren kuyruklarda bekleyip muadilini bile bulamadığın ilaç dönemi artık tarihe karıştı…

Elinde reçeten, istediğin eczaneye gidip ilaçlarını alabiliyorsun, devlet karşılıyor…

Yurt dışına doktora gitmeyi geçtim, dünyada hatırı sayılır bir yer edindi ülkemde Sağlık sektörü…

Dünyada imkânsız denilen birçok hasta kendini Türk hekimlerine emanet etti ve çoğu sağlığına kavuşarak şükran duygularıyla ülkelerine döndü…

Konya basını olarak çok haberini yaptık…

Sağlık sektörü çağ atladı, sağlıkçılarda çağ atladı…

Konya’da Türkiye’ye örnek olacak sağlık alanındaki çalışmaları çok dillendirdik çok yazdık…

Saygıyla önlerinde eğiliyorum sağlık çalışanlarının, yöneticilerinin, şehrime, ülkeme hatta ve hatta dünyaya inanılmaz hizmetleri var…

Ama çağın gerisinde kalan, hatta orta çağda yaşadığını sanan doktorlarımız yok mu?

Eh bir iki tane var güzel memleketimde…

Şimdi bir örnek vereceğim size mesleğinin kutsallığından haberdar olmayan bir doktorun davranışıyla ilgili bir örnek…

3 ay önce doğum yapmış bir kadın bulunduğu mahalledeki sağlık ocağına ‘AİLE HEKİMİNE’ kontrole gidiyor,

Halsiz, yorgun…

Sağlık ocağındaki hemşire soruyor ‘İlaçlarını alıyor musunuz? kan değerlerine baktırmak için tahlillerini yaptır istersen’ diyor

Kadın ‘hastaneye gidecek halim yok, doktorda yapmaz’ diyor…

Biraz önyargılı!...

Hemşire ‘İstersen doktorla bir görüş, tahlillerini yaptır’ diye tavsiyede bulunuyor,

Kadın, ‘Hemşire hanım, doktor biraz ters biliyorsunuz isterseniz siz bir söyleyin de yaptıralım’ diyor…

Doktordan korkuyor, her gittiğinde azar yediği, her gittiğinde terslendiği için…

Hemşire, ‘Kusura bakmayın ben söylersem ters teper, isterseniz siz gidin siz bir sorun?’ diyor..

Kadın doktorun yanına giriyor ve ‘tahlil’ istiyor…

‘Ne tahlili?’ diye bir tepki alıyor,

Kadın durumunu, rahatsızlığını, halsizliğini yorgunluğunu anlatıyor?

Doktordaki tepki, ‘Yeni doğum yapmışsın, çocuk emziriyorsun, normal bu, tahlil falan yapılmaz’ diyor…

Kadın biraz ısrar edince doktor zıvanadan çıkıyor ve, ‘Aha işte bak e-nabız’da senin tahlillerin var, doğum yapmadan önce hastane yapmış tahlillerini, bir daha ne tahlili istiyorsun’ diye basıyor fırçayı…

‘Hocam doğum sezaryen olduğu için hastane ameliyata almadan önce yapmış, onu bilmiyorum’ diyor…

‘Ne demek bilmiyorum, açıp kontrol edeceksin?’ diye bir fırça daha yiyor ve Sağlık ocağından ayrılıyor…

Doğum yapmadan önceki kan değerleriyle doğum yaptıktan 3-4 ay sonraki kan değerleri aynımı oluyor, bu süreç içerisinde hastanın kan değerlerinde herhangi bir değişiklik olmuyor mu?

Doğum öncesi ve doğum sonrası diye bir şey yok mu?

Doğum öncesinde yapılan bütün tahliller doğumdan 3-4 ay sonrada hala geçerli mi sayılıyor?

Çocuk doğmadan önce ve çocuk doğduktan sonra annenin vücudunda hiçbir değişiklik olmuyor mu?

Ben bilmiyorum, sağlıkçı değilim, sağlıkçılar elbette ki çok daha iyi bilir ama ortada biraz gariplik yok mu?

Neyse aradan bir müddet geçiyor 3 aylık minik bebek ateşleniyor, 38.2’ye kadar çıkıyor ateşi…

Anne ılık duşla falan ateşini 38’e kadar düşürüyor ve çoğunu sarıp sarmalayıp sağlık ocağının yolunu tutuyor…

Doktora, ‘Hocam çocuğun ateşi 38’e kadar çıktı’ diyor…

Doktorun tepkisi, ‘Nereden biliyorsun?...’

Nasıl yaa, ne demek nereden biliyorsun, bu nasıl bir soru, çocuk hasta ve anne telaşlanmış ve sana getirmiş ve senin verdiğin tepki ‘Nereden biliyorsun’ mu olmalı!...

Hasta yakını: Hocam ölçtüm, evde derecemiz var.

Doktor: Derecenin doğru olduğunu nereden biliyorsun?

Yahu Hoca sanane milletin derecesinden ölçüversene çocuğun ateşini…

H. ‘Hocam bir baksanız’

Hoca bin bir zahmetle çocuğun ateşini ölçüyor ve ateş 37.8 çıkıyor…

D.: ‘Çocuğun biraz ateşi var’ allah allah, adam sekiz saat sorguya çekeceğine el kadar bebekten bahsediyoruz kalkıp bir zahmet ölçsen,e gelen de zaten aynı şeyi söylüyor çocuğun ateşi var…

D: Daha yükselirse hastaneye götür çocuğunu!...

Doktordan yılın tespiti geliyor…

H: Hocam burası hastane değil mi?

D: Benim yapacağım bir şey yok?...

H: Tamam hocam hastaneye götüreyim ama hastaneye götürene kadar en azından ateşini düşürmek için ne yapalım?

Hocanın ses tonu yükseliyor ve;

D: Benim yapacağım bir şey yok diyorum. İstiyorsan sana 3-5 tane antibiyotik yazıyım gönderiyim…

Yahu bu nasıl iş, doktor hastaya ‘ben 3-5 antibiyotik yazar gönderirim’ diye bir tepki verir mi? Her şeyi geçtim kundaktaki ateşler içinde yatan çocuğa da mı acımıyorsun be hoca?... Sen yemin ederken, hipokrat yeminini ederken sağ elini arkaya alıp orta ve işaret parmağını çapraz mı yaptın?

Çocuğu hasta kadında dayanamıyor ve tepki göstererek;

-Hocam ben senden hiç memnun değilim, senin derdin ne, her geldiğimde niye azarlıyorsun beni, tahlil isterim kızarsın, çocuğum hasta derim kızarsın, ne derdin var senin? diye celallenir ve ‘Şikayet edeceğim seni’ diyor…

Doktor ise daha bir yüksek sesle,

-‘Yalancısın sen, asıl ben senden hiç memnun değilim, senin gibi hasta olmaz olsun, gelme sen bundan sonra bana, benim hastalarım bana yeter’ diyor…

Valla helal olsun hocam, hastaneyi de ticarethaneye dönüştürdün ya, ‘Benim müşterim bana yeter, senin gibi müşteriyi istemiyorum’ imasında bulundun ya…

Tebriki hak ettin, helal olsun be hocam….

Valla helal olsun, hastaya kötü davranan çok doktor gördüm, bizzat şahit oldum ama küçücük minicik el kadar bir bebeğe bakmaya imtina eden bir doktora Konya’da, Konya gibi bir yerde, sağlık üssü olma  ciddi ve emin adımlarla ilerleyen bir şehirde ilk defa rast geldim…

Önce vicdan diye boşuna demiyoruz işte…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık