• 14 Mayıs 2018, Pazartesi 7:21
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Kermesler hortladı!...

Ülkemizdeki vergi dairelerinin kapılarının üzerinde ‘Vergilendirilmiş kazanç, kutsaldır’ yazar…

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü… Bu söz neden yer almaktadır burada peki hiç düşündük mü?

Vergi vatandaşların vatanına olan borcudur.

Bu borçlarına yerine getiren vatandaşların kazançları kutsaldır.

Çünkü kazançlarının üzerindeki vatan payını ödemişlerdir.

Her vatandaş kazançlarındaki vergiyi ödeyip, gönül rahatlığı kazançlarına sahip çıkabilirler.

Vergilendirilmiş kazancın kutsal olduğunu bilen vatandaşlar vergi kaçakçılığı yapmayarak, üzerlerine düşen görevi yerine getirirler…

Vergi mevzusunu açmamın nedeni vergisini ödemeyen ama af çıktıkça affedilenler değil…

Sıfır vergi ile büyük kazançlar sağlayan KERMESLER…

Malum yaz aylarıyla birlikte hortlar bu Kermes furyası ve ‘O’ adına, ‘BU’ adına genelde insanların dini duygularını kullanarak yardım amaçlı olduğu söylenerek para toplanır bu kermeslerde…

Vergiden, algıdan, maaştan, elektrik, su parasından, dükkan kirasından muaf bu kermesler genelde boş dükkanlara kurulurlar…

Evet kurulurlar ama ne portör muayeneleri vardır orada ürün satan insanların, nede orada satılan gıda ürünlerinin denetimleri vardır…

Ne yeriz, hangi koşullarda yapılan gıdaları tüketiriz bilmeyiz bizde…

Elbette ki ‘bize kötü koşullarda yapılan şeyleri yediriyorlar’ diyemem. Sonuçta onu yapan kişilerde evlerinde, barklarında yapıp getiriyor ama denge meselesi…

Siz bir dönerciden her türlü sağlık denetiminden geçmesini, bunu raporlandırmasını ister, üstüne birde zabıtalarınızla ani baskınlar yaparsanız, diğer taraftan hemen bu dükkanın yan tarafına açılan 1 haftalık – 10 günlük kermeslerde ‘Amaan şurda zaten kaç gün açık kalacak ki, bırakalım istedikleri gibi satsınlar’ mantığı güderseniz kul hakkına girmiş olursunuz.

Öte yandan söz konusu yardım olunca vicdanımız el vermez millet olarak, yapabildiğimiz kadar yardım yapmak adına alışverişlerimizi buralardan yaparız…

Hemen etraflarında bulunan ve vergisini, stopajını ödeyen, dükkan kirası, personel maaşı, elektriği, suyu gibi masrafları olan esnafların müşterilerini çalarak ve nerelere gittiği belli olmayan, helal mi, haram mı olduğu kesin olmayan kazanç elde ederler bu kermeslerde…

Bu konuda fetva verecek değilim ama fetva kurumu olan İl Müftülüğümüzden de bir cevap beklerim vergisiz kazanç elde eden, kazanılan paraların nerelere gittiği belli olmayan bu kermeslerden elde edilen gelirlerin haram mı yoksa helal mi olduğu konusunda…

Ama bana ‘Yok artık’ dedirten ve bu yazıyı yazmaya sevk eden kermes ise İplikçi Camii bahçesine kurulan kermes…

Caminin hemen girişinin sağ tarafını ve sol tarafını işgal etmiş olan kermes, gıdan, giyime bir sürü şey ile çevre esnafla haksız rekabet halinde…

Haksız rekabet konusunda harbiden uçmuş durumdalar hem de…

Kermeslerin çıkış noktası zaten her daim ‘hayır’dır bunu inkar edemeyiz…

Fakat hayır işleyeceğim diye, hemen yan tarafta satılan 30 kuruşluk bir ürünü burada fişsiz faturasız bir şekilde sadece bir çöp şiş geçirerek 1 liraya alıyorsam gidip o hayrı birinci elden kendim veririm daha mantıklı…

Evet aynen öyle normal herhangi bir bakkalda 30 kuruşa satılan küçücük bir şeyi 1 liraya satıyorlardı…

‘Olsun arkadaşım sanane, biz hayır için yüzde 250 daha pahalı almaya razıyız’ diyebilirsiniz…

İşte bu noktada da ne olursa olsun o kermesin yeri bir caminin, hem de merkezde bir caminin, üstelik tarihi bir caminin hemen girişi olamaz…

Caminin girişini çadırla kapatıyorsun sanki Çarşamba pazarı misali, geleni geçeni boşverdik hadi cami cemaatini rahatsız ediyorsun ve buna ‘hayır’ diyorsun…

Belki birileri bana bu yüzden kızacak ama kimse kusura bakmasın bunun yeri bir caminin girişi olmamalı…

Ezan okunuyor, insanlar namaz kılmak için içeriye satış yapan bayanların arasından geçiyor, gürültü içerisinde, kargaşa derseniz zaten gırla, hadi bahçe tamam ama bahçe duvarının üzeride stant olarak kullanılıyor…

Dünyanın en huzurlu mabedi olan Camilerde böyle bir huzursuzluk vatandaşları da rahatsız etmiyor değil…

Bunları denetleyici bir kurum yok mu?

Şehrimizin yöneticileri bu caminin önünden geçerken, ‘Ne oluyor burada,  caminin girişinde bu görüntünün ne işi var’ diye sormuyor mu?

Bu caminin önünde seyyarların durduğu ve satış yaptığını düşünsenize…

Zabıtalar hemen anında müdahale eder ve mallara anında el koyar aynı zamanda da cezayı yapıştırır.

Peki bunu neden yapar?

Çünkü seyyarlar vergilerini ödemezler, sigorta yapmazlar ama seyyarların kazandıkları paranın gittiği yer bellidir, evlerine, eşlerine, çocuklarına ekmek götürmektir dertleri…

Peki ya kermesler!...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık