• 27 Ocak 2015, Salı 0:00
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Hinduizm'i de tanımış olduk

Bundan birkaç gün önce ‘Hoşgörü Üzerine’ biz yazı kaleme almıştım.

İslam dini ve dinimizin ‘Hoşgörüsünü’ kendi düşüncelerimle sizlere aktarmak istemiştim.

Olumlu olumsuz tepkiler aldım, eleştiren de vardı, hak verende…

Bu satırları kaleme almadan önce o yazının devamı olarak ‘inanç’ üzerine bir yazı yazmayı planlıyor ve onunla ilgili hayatımızın olmazsa olmazı internet üzerine bir araştırma yapıyordum.

Birkaç sene önce Kanada merkezli bir araştırma şirketi ve dünya çapında bir haber ajansının ortak çalışması olan “İlahi varlık, evrim ve ölümden sonra hayat” isimli araştırmaya rast geldim ve bu araştırmayı inceliyordum

Araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıkmış.

23 ülkede 18 bin 829 kişi ile görüşülerek hazırlanan araştırmaya göre dünya genelinde insanların yüzde 51’i ilahi bir varlığa ya da yaratıcıya inanıyor.

Bu inancı taşımayanların oranı yüzde 18, şüphecilerin oranı ise yüzde 17.

Araştırmada Allah'a inananların en çok olduğu ülke % 93’le Endonezya olurken,

Endonezya’yı % 91 ile Türkiye izliyor.

Yine aynı araştırmaya göre Hindistanlıların % 24’ü, Çinlilerin % 14’ü ve Rusların da % 10’u birden fazla tanrının varlığına inanıyormuş.

Bu araştırmayı baz alarak bir yazı yazmayı düşünürken, gazetemizin mail adresine ilginç bir haber düştü.

Konya’mızın güzide üniversitelerinden birisi olan Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde ‘Hinduizm’i Tanımak” konulu konferans düzenlenmiş.

Hinduizm hakkında bilinmeyenleri, merak edilenleri ve genel hatlarıyla Hinduizm’in ne olduğu hakkında bilgi vermek için eşi Türk olan bir Hintli hanımefendi konferans vermiş.

Hem de İlahiyat Fakültesi’nde

Hinduizm’in bir din değil, birçok tanrının olduğu fakat hepsinin üzerinde tek bir tanrıya inanılan bir felsefe olduğunu anlatmış…

Reenkarnasyondan tutunda ölülerini neden yaktıklarına, inandıkları felsefelerine göre hayatın 4 evresine hatta ‘om’ hecesine kadar birçok konuda inanışları hakkında bilgilendirmiş…

İnanışları tam İlahiyat Fakültesi hocalarımız, başları kapalı kızlarımız, kardeşlerimiz, dini anlamda kendilerini daha iyi yetiştirmek için İlahiyat Fakültesini seçmiş kardeşlerimiz de oturmuş kendi dilimizde Türkçe konuşan bir Hindu’nun kendi inanışını dinliyor…

Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için söylüyorum, buna kesinlikle karşı değilim ama demek ki bu yapılabiliyormuş…

Yani bizimde çok iyi derecede yabancı dil bilen din adamlarımız olabilir ve yabancı ülkelerde ‘İslamiyet’i’, hoşgörüsü ile bütün insanlığa örnek olan ‘Peygamberimizi’ (s.a.v.) anlatabilir…

Gerçi önümüzdeki hafta içinde yayınlanacak olan bir röportajımız var Müftümüz Sayın Prof. Dr. Ali Akpınar ile yaptığımız…

Doğru ve bir o kadar da acı bir itiraf geldi:

‘Avrupa da dini bilen insanlar dili bilmiyor, dili bilenler ise dini bilmiyor. Avrupa da hem dili hem dini bilen insanlar olmalı ki dinimizi orda da rahatça anlatabilmeliyiz. Dini kendine rehber edinmiş kişilerin sayısını artırırsak yurt dışında da dinimizi insanlara doğru tanıtabiliriz. Bir de tabi şu yönden bakmak gerek, biz kendi ülkemizde ki çocuklarımıza dini doğru anlatabiliyor muyuz? Bizim kendi evlatlarımızın birçoğu dini tam olarak bilmiyor’ diye…

Haydi buradan buyurun,

Sayın Müftüm çok doğru ve yerinde bir özeleştiri yapmış..

Başkalarının dinini merak ettiğimiz kadar kendi dinimizi merak etmiş olsa idik, kuru kuru ‘Elhamdülillah Müslümanım’ demek yerine dinimizi gerçekten anlayarak ve bilerek öğrenmiş olsa idik, bir hindunun karşısında onun inanışını dinlerken, ‘işte bizim dinimizde bu’ diyebilmiş olsa idik, inanın dünya bambaşka bir yer olurdu…

Alemlerin Rabbi (c.c.) Kafirun Suresi 6. ayetinde ‘Sizin dîniniz sizin ve benim dînim benim’ demiş ve dinde kesinlikle zorlama olmayacağını emretmiş…

Ve Nahl Suresi 125. Ayetinde de, ‘Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O'nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir’ demiş.

Yüce Rabbim net ve açık bir şekilde söylemiş söyleyeceğini, daha bunun üzerine, ‘Bütün kafirler cehennemde yanacak’ demenin bir anlamı var mı ki?

Yüce Rabbim (c.c.) mahşer günü sormayacak mı ‘Ben size bunu bu şekilde yapın diye emrettim, siz ne yaptınız’ diye?

Ne cevap vereceğiz o gün?...

Bu konu çok derin ve uzadıkça uzayacak bir konu o yüzden burada kesip gözüme takılan ve gerçekten çok da garibime giden, üzüldüğüm bir olayı sizinle paylaşayım son olarak;

Bir siyasi partinin Gençlik Kollarına mensubu erkek kardeşlerim Büyükşehir Belediyesi’nin önünde ‘Rahat Yolculuk Etmek Hakkımız! KADINLARA ÖZEL ULAŞIM İSTİYORUZ’ diye bir pankart açıp imza kampanyası paylaşmış…

Son bir haftadır toplu ulaşım araçlarını kullanan bir birey olarak kendimi bir garip hissettim…

Yahu, kardeşim kadınları korumak adına yapmayı düşündüğünüz şey kadınlara bir hak değil onları soyutlamak dışlamak ikinci sınıf insan muamelesi yapmaktır.

Kadınları korumak için onları toplumun dışına itmek ötekileştirmek yerine Kadınları rahatsız eden ‘Sapkın-sapıkları’ belirleyin toplum içerisinde deşifre edin bir iki defa bakın bir daha oluyor mu?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık