);*} GÜVENMEYİN!...
  • 18 Ocak 2018, Perşembe 7:48
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

GÜVENMEYİN!...

Nedir güvenmek?…

Bir insan neden güvenmek ister?

Birisine veya bir şeye güvenmek insana ne kazandırır?

Bu soruların yanı sıra,

Nedir güvenmek?

Kendine bile söylemekten çekindiklerini, rahatlıkla anlatmak mı?

Kendini yalnız hissettiğin zaman, sadece onun isminin aklına gelmesi mi?

Baba gibimi, ağabey gibi mi, yoksa sevgili, âşık gibimi güvenmek ister insan...

Sizce hangisi güven verir insana?

‘Güvenmek’ en gerçek duygulardan biri olmalı. Teslim olmanın diğer adı gibi. Yalın ve samimi.

Birilerine güven duymak bir ihtiyaç.

Hayatın zorluklarına karşı bir emniyet sigortası.

Tamam da, iyi gününde veya seninle menfaati devam ederken ‘yanındaymış gibi olanların’ zor bir döneme girdiğinde veya senden menfaatleri kesildiğinde peki?...

Hastalandığınızda, hastaneye seni ziyarete gelenlerin kaçı ‘ayıp olmasın, bir kendimi göstereyim’ düşüncesiyle geliyor…

Birde bunun tam tersi var değil mi?...

Kötü gününde ‘Buda geçer’ diyenler… O da geçtiğinde ve artık zor günlerin kalmadığında, hatta yükselmeye başladığında seninle birlikte sevinebiliyor mu?

İnsan güvenmek istiyor...

Hayal kırıklıkları yaşamadan birine güvenmek...

Düşerken kendisini tutup tutmayacağını düşünmeden, bundan emin olarak, kendini onun ellerine bırakacak kadar...

Umudunu yitirmeden ona güvenmek...

Bir baba gibi hep yanında yakınında olacağını düşünerek güvenmek, bir ağabey gibi, koruyup kollayacağından emin olup.

Bir sevgili, âşık gibi güvenmek, ilk günkü gibi seveceğini bilerek...

En umutsuz anında onun desteğinden emin olacak kadar güvenmek.

Yüreğini onun ellerine emanet edecek kadar güvenmek istiyor insan.

Neden güvenmek ister insan?

Kendi dürüst olduğu için mi? Yoksa karşısındaki kişinin dürüstlüğünden emin olmak için mi?

Güvendiği dağlara kar yağmasın istiyor insan.

‘Sana güveniyorum, hayatım senin artık’ demek istiyor...

Yarınlarına güvenle bakmak istiyor...

Farkındayım, güvenmek beklentiyi arttırıyor.

Doğal olarak artan beklentiler de mutsuzluğu tetikliyor!

Çünkü, ‘sana güveniyorum’ demek, ‘beni yarı yolda bırakmazsın’ beklentisi doğuruyor.

Mutlu olmanın en temel kuralı ise, kimseden bir şey beklememek.

Herkese kuşkuyla yaklaşanlar yalnız kalıyor.

Dostları pek olmuyor.

Güven karşıdan istenilecek bir şey değil. ‘Bana güvenebilirsin’ demekle kimse kimseye güvenmiyor.

Peki bu durumda ne yapmak gerekiyor. En fazla kırmamak için ‘güveniyormuş gibi’ yapıp durum kurtarılıyor.

Başta ne kadar yüksek kredi ile başlasan da, güven aslında kazanılan bir şey. Ama kaybetmesi de bir o kadar kolay.

Tek bir yalan veya tek bir kıvırma ‘acaba sorusunu’ akla getirmeye yetiyor ve bu da öyle kolay kolay unutulmuyor.

‘Beni nasıl olsa çok seviyor, çok da güveniyor, bir yalanla bir şey olmaz’ diyenlerin çoğu ya yalnız kalıyor yada kalacak başka çaresi yok…

O yüzden güvenmenin de bir anlamı yok…

Baktığınız zaman dünya üzerinde hep en yakınım denilenlerden gelmiş en büyük zararlar…

Kişiselleştirmeden baktığınızda artık insanın doğası haline gelmiş…

Baba oğluna, kardeş abisine güvenemez olmuş…

Müttefik denilen ülkeler bile birbirini yok etmek için düşman ülkelerle müttefik olmaya başlamış…

‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ denilmiş ama düşmanlar ise hep en yakınlardan seçilmiş…

Şahsım adına hayatın bana öğrettiği şey,

Güvenmek önemli ama güveneceğin kişi sadece ‘Kendiniz’ olursanız…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık