• 11 Şubat 2015, Çarşamba 8:25
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Engelsiz ÖZÜRLÜLER!..

O kadar sinirliyim ki, konuya nasıl başlayacağımı bile bilmiyorum…

Sinirden resmen ellerim titriyor konuyu doğru kelimelerle kağıda döküp, hakaret içeren bir yazı yazmadan içimdeki yaşadığım şeyleri sizlerle paylaşabilmek adına…

Bugün gazeteniz Konya Postasında bir haber var ‘Başarıya Engel Yok’ başlığı ile Engelliler Milli Halter takımında başarılı bir geleceğe hazırlanan genç ve güzel bir kızın hikayesi…

Hayat hikayesinden kısa kesitler sunduğumuz bu haberimiz eminim bir çoğumuzu etkileyecek.

Işığımı yakacağım parlayacağım, bir hayatım var yaşayacağım, ENGELLERİ ATLAYACAĞIM, Bırakın parlayacağım! Diyor kısacası bu hikayesinde…

Çünkü hiç kimse engelli olmayı istemez ve birçoğumuzda yarının engellileri olabiliriz…

Eee, o zaman neden bu tutum, neden onları yok saymak, neden onlara herkes gibi, sıradan insanlar gibi davranmayıp acınası durumda olduklarını bastıra bastıra, hissettire hissettire bakmak…

Diyeceğim ama o kadar bile değil, artık onları o kadar yok sayıyoruz ki, o kadar görmezden geliyoruz ki, sinirlenmemek elde değil…

Hemen hemen bütün AVM’lerin otoparklarında engelliler için ayrılmış özel bir bölüm var…

Kaç tanesine engelli aracı park ediyor,

Siz cevap vermeye çalışmayın çünkü çok gezen ve çok gören biri olarak ben cevabı hemen vermek istiyorum.

‘HİÇ’

Evet hiç, gazetemize de yakın olması hasebiyle sürekli gittiğim bir AVM var…

Bir çok defa yaşadığım bir olay, AVM’nin hemen yan tarafında bir açık otopark var ve yaklaşık 4-5 araçlık engelliler için ayrılmış bir bölüm var ve her seferinde orası değeri 100 bin liralarla ölçülen ful lüks otomobillerle dolu oluyor…

Mutlaka her gidişimde yanlış yere park ettiklerini anlasınlar diye sileceklerini kaldırıyorum ve kapının girişinde bulunan güvenlik görevlilerini uyarıyorum, Engellilerin park etmesi için ayrılmış yere sırf arabaları lüks olduğu için o ‘Engelsiz Özürlülerin’ park etmelerine izin vermeyin diye…

Sonuç: takibi değişen bir şey yok…

Aslında onlara da hak vermek lazım çünkü o araçların sahipleri oraya alışveriş yapmaya, yani para harcamaya gelmiş..

Kim naapsın engelliyi…

Paralı ‘ÖZÜRLÜLERİMİZ’ var ya onlar bize yeter…

Yine geçtiğimiz Cumartesi günü bu AVM’de sinemaya, keyifli keyifli bir film seyretmeye gittim,

Film için sinema biletimi aldım ve kalan zaman dilimi içerisinde bir şeyler atıştırmak için facefoot bölümünde dolaşmaya başladım.

45’li yaşlarında bir adam ve eşi olduğunu tahmin ettiğim görme engelli bir kadın kol kola girmiş geziyorlar…

O kadar hoşuma gitti ki, onların o durumları ister istemez suratımda anlamsız bir gülümseme ile arkalarından dolaşmaya başladım…

Adam yürüyor, kadın adamın koluna girmiş, başını omzuna yaslamış onun götürdüğü yere gidiyor…

Adam kadının kulağına çok hafif bir ses tonuyla anlatıyor, mağazaları, vitrinleri, yemek yiyen insanları belki de koşuşturanların telaşını…

Ta ki, sapsarı saçları, şatafatlı kıyafeti, yüzüne sürdüğü ağır makyajı ile kelli felli bir ailenin ferdi olduğu belli olan kadının teki, önce bana ardından önümde giden görme engelli kadına ‘uffff’layarak çarpıp geçene kadar…

Öyle hızlı gelişti ki olay, engelli kadın ve eşi neye uğrağını şaşırdı adam hemen eşini kenara çekti,

Ben tabi deli dumrul misali önümdeki o muhteşem mutluluğun bir anda bitmesiyle oluşan bütün öfkemle ‘Yavaş be kadın, tabakhaneye mi yetişeceksin’ diye bağırdım ses tonumun dengesini yitirip yüksek bir oktavda…

Etrafımızda yemek yiyen ve gezen herkesle birlikte ‘O’ kadın da hiç yavaşlamadan sadece hafif kafasını çevirerek, ‘Sana ne beee’ diye bağırdı ve o hızla gözden kaybolu verdi…

Çifte yaklaştım ve sordum ‘Önemli bir şey yok değil mi’ diye…

Kadından zaten ses çıkmıyor da eşi de, ‘Yok beyefendi teşekkür ediyoruz’ dedi ve kenardan kenardan yollarına devam ettiler…

Allah'ım öyle sinirlendim ki, ne yemek yiyebildim ne de izlediğim filmden bir şey anlayabildim…

O andan sonra Konya’da görme engelliler ile ilgili neler yapıldı yada neler yapılıyor bir gözden geçirme gereksinimi hissettim kendimde…

Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip, gelişmişlik ve yaşanılabilirlik sıralamasında en üstlerde olan Konya’mız da yaşayan görme engelliler için neler yapılmış inanın hiç bir şey bulamadım…

Sık sık gittiğim Bosna Hersek Mahallesi içerisinde gördüğüm üstüne araçların park ettiği kabartma yolların haricinde birde şehrin muhtelif yerlerindeki kırmızı ışıklara takılmış yayalara yeşilin yandığını anlatan ‘dıt dıt’lı cihazdan başka bir şey bulamadım…

Peki neler yapılabilir görme engelli insanlarla ilgili…

Bilmiyorum, şehrin yönetiminde olsam elbette bir fikrim olurdu da ama şimdi bilmiyorum…

Şehrin yönetiminin de ‘dıt-dıt’ların haricinde bir şey bildiğini de çok sanmıyorum…

Geçmiş yazılarımda bahsetmiştim en kutsalımız Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini okumaya başladığımdan…

Hoşgörünün temeli olan dinimiz, tek varımız olan Allah'ımız (c.c.) bize açık açık demiş, biz neyi niye göremiyoruz…

Engelli olan bizler değiliz açıp okumak bize verilen ilk görev, emredilen ilk iş…

Yüceler yücesi Allah'ımız (c.c.) Maun suresinde, “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte, yetime fena muamele eden, yoksulu doyurmak için başkalarını teşvik etmeyen o dur. Vay hallerine o namaz kılanlara ki, namazlarından gafildirler. Riyakârlık ederler, zekât vermeyi de men'eylerler..”

Engellilerin imtihanı engelleri ise, bizim imtihanımızın bir kısmı da onlara nasıl davrandığımız değil midir?...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık