• 21 Mayıs 2018, Pazartesi 7:27
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Benim ‘ET’ problemim…

 

 

Malum önümüzde bir erken seçim var ve Ramazan ayında olmamıza rağmen seçimlerle yatıyor, seçimlerle kalkıyoruz…

Dolayısıyla çok fazla gündem olmadığı için duymamış olma olasılığınız yüksektir diye ilk önce konuyu şöylece bir özet geçmek istiyorum…

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, ramazan fırsatçılarına karşı 3 markette ucuz et satışıyla piyasayı regüle ettiklerini söylemiş…

3 zincir market dışında kalan market ve kasaplarda satılan kırmızı et fiyatlarının yüksekliğinin hatırlatılması üzerine ise Fakıbaba, “Pahalı satanlar da ister istemez bu fiyata ayak uydurmak zorunda. Eşim 29-31 liradan kırmızı et alıyor, 70 liraya et alıyorsan o senin problemin” diye konuşmuş.

Sonra sayın Bakan Fakıbaba, “Dar gelirli kardeşlerime ramazanda yarım kilo eti 14.5 liraya satıyorum. Daha ne yapayım?” demiş.

İlk olarak şunu söylemek istiyorum, Ramazan’ın ilk günü et almak için bahsi geçen 3 zincir marketin 2’sine gittik ve et bulamadık ve doğal olarak mecburen Konya’da önemli bir marketin içerisindeki kasaptan aldık eti…

Hakkını yememek lazım öyle 70 liralarda falan değil 45 liraydı etin kilosu yani bahsi geçen rekabet ortamı işe yaramış diyebiliriz…

Veya bizim aldığımız etin cinsi ve hayvanın ırkı da fark ettirmiş olabilir bilmiyorum…

Şimdi aklımda bir soru var, ben Konya gibi bir yerde zincir marketlerde bulamıyorsam eti, Koskoca Ankara’da sayın Bakanımızın eşi nasıl buldu? (Tabi yaaa doğru, sonuçta Ankaralı zengin bizim gibi değil ki, gidip 14.5 liraya yarım kilo et alsın, adam basıyor parayı en iyisinden alıyor etini… Bu zincir marketlerdeki ucuz eti de, işte bakanlarımızın hanımları, milletvekillerimiz falan alıyor yiyor.)

Konya’mızda normal marketlerdeki kasaplardan değil de ‘Yok arkadaşım ben öyle bilmediğim eti almam, adı sanı belli düzgün bir kasaptan kaliteli ve ne olduğu belli bir et almak istiyorum’ dersen 70’i geçtim 80-90 hatta 100 liralara kadar çıkıyor bu etin kilosu…

Tabi sayın bakanımız konuya inanılmaz bir açıklık getirmiş ve demiş ki, ‘Senin problemin…’

Ben vergisini ödeyen sade ve sıradan bir vatandaş olarak bu durumda hemen vergisini ödeyen, sade ve sıradan vatandaşlardan bir konsorsiyum oluşturayım ve bu duruma acil bir çözüm bulayım…

Problem benim problemim, koskoca Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanının işi gücü yok bu problemlerle mi ilgilenecek?

Sonuçta bakanımızda memur bir adam, aldığı maaş belli, evindeki harcaması belli, oturup ‘hesap kitap yapacam ay sonunu nasıl getiririm’ diye düşünmekten bizim problemlerimizle uğraşmaya fırsat bulamaya bilir…

‘70 liraya et alıyorsan o senin problemin’ örneğinde olduğu gibi Sayın bakanımız önce bakar, sonra  görür, ve en son problemin kime ait olduğuna karar verir ve bizede sorumluluk sahibi her vatandaş gibi problemi çözmek düşer…

Konuyla ilgili en yakın zamanda bir girişimde bulunmamız lazım halk olarak benden söylemesi…

Bu arada satır arasında sayın bakanımız Eşref Fakıbaba’dan küçük bir tecrübemi dersiniz, tavsiyemi dersiniz, önerimi dersiniz ilginç bir anekdotu vardı, onu da sizinle paylaşmak isterim, ‘Öyle bir şey oldu ki belediye başkanlığı dönemimde 10 yıl et yemedim…’

Mesaj alınmıştır…

İSRAİL’İ BOYKOT BİZİM NEMİZE!...

ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınacağı sırada Gazze'de başlayan protestolarda, İsrail askerleri 60'ın üzerinde Filistinliyi öldürmüş 3 bin civarında insanda yaralanmıştı.

Yaşananların ardından Türkiye'de de 3 günlük yas ilan edilmişti.

Geçtiğimiz hafta içerisinde de Meclis'e sunulan 'İsrail ile yapılan anlaşmaların feshedilmesi' önergesi reddedildi.

Üstüne birde aynı gün İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel, Türkiye'den tarım ürünleri ithalatını dondurduğunu açıkladı.

Hem de sosyal medya hesabından, ‘İki yüzlü bir şekilde İsrail'e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız’ diyerek açıkladı bunu…

Ne diyebilirim ki, Büyükelçimizi geri çağırmıyoruz, ilişkilerimizi kesmiyoruz, yaptırım uygulamıyoruz, ticaretimizi durdurmuyoruz…

Yakında parasını verip aldığımız tonlarca kolayı sokaklara dökerek İsrail ekonomisini canlandı-, şey bitirme girişiminde bulunuruz…

İki gün önce yani Cumartesi günü şehrin en işlek caddesinde, hem siyasilerin, hem bürokratların yani yönetici sınıflandırmasındaki neredeyse herkesin mutlaka kullandığı bir yol üzerinde bir reklam panosu vardı arkalı önlü…

Bir tarafında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Kudüs ile ilgili çok güzel bir sözü, diğer tarafında ise reklam olsun diye ismini vermiyorum ama açık ve aleni dev bir İsrail markalı bir ürünün reklamı…

Evet İsrail’e her kızdığımızda boykot çağrısı yaptığımız çok bilindik bir ürünün reklamı ve ‘KUDÜS’ÜN YANINDAYIZ’ afişiyle sırt sırta verilmiş…

Tek dileğim yine coşkulu bir şekilde İsrail’i boykota kalkarsak parasını vererek aldığımız o kolaları sokaklara dökmek yerine fakire fukaraya dağıtırız…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık