);*} Altından dokunuşlar…
  • 04 Mayıs 2018, Cuma 7:22
HasanHüseyin KARA

Hasan Hüseyin KARA

Altından dokunuşlar…

14 yıl boyunca Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Konya’ya birçok hizmeti dokunan Tahir Akyürek’in ‘Bugün benim için hem bir veda hem bir açılış hem de duygusal bir an’ diyerek açılışını gerçekleştirdiği ‘Altın Dokunuşlar’ sergisi gezdim…

Konya Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları yani KOMEK’in kursiyerlerinin hazırlamış olduğu eserlerin (Eserler diyorum çünkü her biri bir sanat eseri) sergilendiği Büyükşehir Belediyesi İrfan Medeniyeti Araştırma ve Kültür Merkezi Konyanüma’ya gittik…

Geleneksel hale getirilmiş ve 14.’sü açılan Altın Dokunuşlar Sergisini ilk defa gezdim…

İlk defa gittiğim için giderken muhtemelen dikiş, nakış işte ebru sanatı gibi şeylerin olacağını düşünerek gittim ama kapıdan içeriye girer girmez inanılmaz güzel ÇİNİ’ler karşıladı bizi.

Zekeriya Müdürüm çinileri incelerken, karşı duvara asılmış bir tablo gördüm ve resmen aşık oldum desem yeridir.

Hızlı adımlarla ilerledim ve inanılmaz hayran kaldım tabloya…

Üç boyutlu yapılmış bir tablo o kadar hayran oldum ki, Zekeriya Müdürümde geldi yanıma oda çok beğendi…

Acaba satılıyor mu?, Satılıyorsa kaç paraya satılıyor, neden yapmışlar bu tabloyu, ahşap mı? farklı bir şey mi? diye kendi aramızda tartışırken bir bayan hoca geldi yanımıza ve bizim hayranlığımızı görünce, ‘Bunları benim öğrencilerim yaptı’ dedi büyük bir gururla…

Gururlanmak en büyük hakkı, çünkü öğrencisinin elinden böyle bir eser çıkıyorsa öğretmenine şapka çıkartılmalıdır bence…

Tablonun üç boyutlu kağıt rölyef olduğunu, 13 kattan oluştuğunu ve özel bir kağıttan yapıldığını, yapım sürecinin 4 ayı geçtiğini, yapımının büyük bir emek ve sabır istediğini söyledi…

Kağıt olduğuna inanmak o kadar zor ki, ‘Ciddimi siniz? Gerçekten kağıttan mı?’ diye sordum.

Zekeriya Müdürüm tablonun satışının olup olmadığını sordu ve bayan hoca stanttaki birçok ürünün satışının yapıldığını söyleyince, ‘(KOMEK’ten sorumlu Daire Başkanı) Ahmet Köseoğlu Başkanımla görüşelim de, biz bu tabloyu alalım’ dedik…

Bayan hoca patlattı espriyi, ‘Durun bakalım, bu eserler benim, önce benimle görüşeceksiniz’ diye…

Gülüştük ve tablonun fiyatını sorduk, ‘Öğrencilerin yaptığı tablolar 7 bin ila 10 bin lira arasında değişiyor ve yaklaşık 4-5 ay bekleme süresi var. Ama ben yaparsam 3 hafta gibi bir sürede teslim ediyorum ve 3 bin liraya veriyorum’ dedi.

Biz sormadan aradaki fiyat farkını ise, ‘Amaç sürümden kazanmak’ diye de belirtti…

Fiyat yüksek mi? evet biraz yüksek ama inanın o tabloyu gördükten sonra ‘son kuruşuna kadar hak ediyorlar’ dersiniz sizde benim gibi…

Sonra başka bir bayan hoca geldi ve bize refakat ederek sergiyi gezdirdi…

İnsanı resmen ‘Selçuklu’ moduna sokan eşsiz çiniler vardı.

Hat ve tezhip sanatının insanın ruhunu okşayan en güzel örnekleri,

Altın nakış ve tel kırma tekniğiyle yapılmış harika eserler,

Ebru sanatının bu güne kadar görmediğiniz inanılmaz güzel örnekleri,

Geleneksel Konya evi olarak döşenmiş bir yer vardı,  Allah’ım insanı alıp o tarihlere götürüyor, insanın orada yaşayası geliyor…

Hele eski gelinlikler, damatlıklar…

Takı tasarımları vardı ki gümüşten telleri tek tek bükerek yapılmış, denir ya ilmek ilmek örülmüş diye. Aynen öyle, gümüşü ilmek ilmek örmüş resmen bir sanat eserine çevirmişler.

Kağıt telkariler vardı, kuşlar, kelebekler, birbirinden renkli çiçekler…

Hele üç boyutlu kağıt rölyefler, başta da dedim ya insan görür görmez aşık oluyor resmen…

Bize refakat eden bayan hoca en ince ayrıntısına kadar anlattı bütün eserleri…

300’ün üzerinde branşta eğitim gören kursiyerlerin harika eserlerini, bu eserleri yapabilmek için geçtikleri aşamaları tek tek anlattı…

Bize refakat eden bayan hocaya teşekkür ettik…

Ama o teşekkür yeterli mi bilmiyorum, Çünkü ortaya şaheser çıkarmışlar…

Böyle mükemmel eserlerin yapımında emeği geçen kursiyerlere, bu kursiyerleri yetiştiren hocalara ve tabi ki KOMEK’ten sorumlu Daire Başkanı Ahmet Köseoğlu Bey’e ne kadar teşekkür etsek azdır diye düşünüyorum…

Mayıs ayının 12’sine kadar açık olan bu sergi mutlak gidip görmelisiniz.

Memnun kalacaksınız buna eminim…

Tabi benim olduğum yerde aksilik olmaz mı?

İlla bir şeyler olacak?

Beni bilen bilir hayvanlar konusunda çok hassasımdır…

Sergiyi gezerken içeride ‘pat pat pat’ kanat sesleri geliyor ama muhtemelen çatıda uçuşan güvercinlerdendir diye düşünüyordum…

Taa ki bize refakat eden bayan hocaya bir başkası, ‘bu güvercini hala çıkartamadılar mı?’ diye sordu…

‘Hemen atladım içerde güvercin mi var?’ refakatçi hoca, ‘çatıya güvercin girmiş’ dedi ama diğer arkadaş, ‘tüh desene ölecek şimdi… Bir sürüde kokar o, napacaz ki?’ deyince, ‘Nasıl yaa yukarıya girilecek bir giriş yok mu? Güvercin  orada ölecek mi?’ diye atladım ama refakatçi bayan hoca;

‘Merak etmeyin, arkadaşlar ilgileniyorlar, birazdan çıkartırlar’ diye rahatlattı bizi…

Umarım o kuşcağız orada bile bile ölüme terk edilmemiştir.

Çünkü malumunuz bir rivayete göre güvercinler, sevr mağarasında peygamberimiz peşindeki müşriklerden saklanmasında ve kurtulmasında emek göstermiş mübarek bir hayvan…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık