• 21 Temmuz 2018, Cumartesi 8:21
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

VAY İNSANLIK VAYKİNE VAY

Olmayası, olduğunda oluşundan utandıran insanlık. Ne hale geldi nasıl geldi anlam verilemeyen insanlık. Büyüklerimizden atalarımızdan duyduğumuz iki cümle vardır. Çocukluğumuzdan beri büyüklerin sohbetlerinden kulağımıza çalınan iki cümle. Birincisi haylaz ya da beklenmedik bir şey yapan çocuklar için kullanılırdı. “Çocuk dedin ne kaldı.“ bu cümle çocuğun fayda zarar bilmeden her şeyi yapabileceği, benim çocuğum yapmaz deme lüksünün olmadığını anlatmanın kısa ve öz haliydi. Gerçektende öyleydi sonu can ya da mal kaybı bile olsa yapan çocuksa kızsan da dövsen de yapabilinecek bir şey yok çünkü karşında ki bir çocuk. Yani tam anlamıyla çocuk dedin ne kaldı. Yapan kişinin çocuk olması yetti. Onun içindir büyüklerimizin pür dikkat olması, etrafından çocukları ayırmaması, gözünün kurdu ile takip etmesi falan. Bir de ikinci cümle vardı kulağımıza çalınan oda şöyle. “her şey insanlar için.“bunu da çok duyardık. İşi kötü gidenlere, hasta olanlara, kaza yapanlara, psikolojik olarak sorun yaşayan sıkıntılarla mücadele eden insanlara ilk teselli sözüydü. Her şey insanlar için. Bu dünya da her şey insanlar için herkes bir şeylerle sınanıyor, herkese bir dert veriliyor diye. Güzel cümleler destek olan yol gösteren kılavuzluk yapan deyimler ama bir de şimdiki durumlara bakalım ki ne hale gelmiş bu cümlelerde manaları da. Atalarımızdan ne öğrenmiş ne görmüşüz de neyi yanlış anlayıp, anlatıp ne hale getirmişiz.

Çocuk, dedin mi akan sular duruyor. Suçlu da olsa hatalı da olsa çocuğumuzu takip edip doğruyu göstermek yerine ört bas etmeyi seçtik biz. Eskiler çocuk dedin ne kaldı… derken her şeyi yapabilir doğruyu yanlışı ayırt edemez dikkat edilmesi öğretilmesi gerekiyor derken bizler çocuk dedin ne kaldı… küçük, bilmez, anlamaz, aman dokunmayın aman karışmayan, o çocuk olsun sizlere ne kıvamına getirdik. Bir cümle aynı kelimelerle ancak bu kadar değiştirilip anlam farklılığı yapılarak tam tersi manasına getirilebilirdi, maşallah bizlerde bunu başardık. Bir cümle ile çocuğu eğitmek yerine pohpohlamayı, yaptığı her şeyin bir ört bas etme yolunun bulunabileceğini hafızalarına kazıdık. Fakat o çocukların büyüyüp birey olacağını taa en başından unuttuk. Ellerimizle canavara cevirdik o masum çocukları. Sonra da devreye ikinci cümleyi soktuk canavarlarımızı topluma asalak gibi yapıştırabilmek için. Onları yanlış eğittik yanlış yapıyorlar doğruyu öğretelim yerine direk yapıştırdık hafızalarda yer edinmiş o cümleyi. Her şey insanlar için… tabi bir önce ki cümle gibi bunun da kelimeleri aynı kaldı ama manası tamamen şaştı. Güzelim teselli cümlesi oldu sana bahane, kapama, aklama kampanyası. Ee başta zaten çocukluğuna sığınarak yanlış yetiştirip canavar ettiğimiz çocuk büyüdü kocaman adam oldu ama hala yanlış peşin de, bizde hala savunma peşinde. Demiyoruz ki bir dakika orda bir dur bu böyle olmaz. Bunun yerine her şey insanlar için olabilir böyle şeyler falan. Sonuç… kundaktan itibaren canavar haline getirdiğimiz masum çocuk büyüdü kocaman adam oldu (ama hala canavar) biz hatalarını düzeltmek ya da düzeltmesi için uğraşmak yerine hala arkasını sıvazladığımız için bizim canavarlar koloni kurdu, zinciri kırdı, canavarlardan canavarlar dünyaya geldi. Asıl sonuç, asıl son da bu oldu… bu canavarlar bizim hayatımız da bizim dünyamız da ve bizlerden besleniyorlar. Bu canavarlar çocuklardan, hayvanlardan, besleniyor kan kokusu salıyorlar dünyaya. Bizim canavarlarımız bizim canımıza, bizim can verdiklerimize, bize can olanlara kıyıyorlar. Biz bu canavarlara canlarımızı, masumlarımızı, kıymetlilerimizi yem ediyoruz. Ve bu canavarlar dur durak bilmez bir haldeler artık. Bilmiyorum nasıl temizleyeceğiz, nasıl arındıracağız dünyayı ama bir şeyler yapmak şart hem de dünya genelinde. Sizlere her gün onlarca yaşanan vahşetlerden bir tanesini aktarayım. Görün iki cümle ile nerden nereye geldiğimizi. Sadece tek bir olay bu bunun gibi binlerce olay dünyanın her köşesinde yaşanıyor ve bunu bilerek bir şey yapmamak bana ve benim gibi düşünenlere inanın çok ağır geliyor….

Avustralya’nın New South Wales bölgesindeki bir ahırda sıkıntı hissedilmesi üzerine güvenlik kameraları yerleştirildi.Kameralara yakalanan 31 yaşındaki Daniel Raymond Webb-Jackson’un bir ata tecavüz ettiği ortaya çıktı.Sapkın adamın savunması inanılmazdı, çünkü atın kendisine göz kırparak bu eyleme onay verdiğini söylüyordu.Adama 10 ay hapis cezası ve yaklaşık 2 bin 500 Türk lirası tutarında para cezası kesildi.Atın yetiştiricisi, 2 yaşındaki hayvanın Ocak ayında meydana gelen olaydan bu yana çok sinirli olduğunu söyledi.

Şimdi söyleyin işlenen suç mu ağır yoksa bu suçu işleyene verilen ceza mı. Üç beş kuruş mu sadece bu canavara doğruyu göstermenin yolu, veya devletin kasasını doldurur mu umudu…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık