);*} ENGELİNE ENGEL EKLEDİ…!
  • 22 Eylül 2018, Cumartesi 9:24
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

ENGELİNE ENGEL EKLEDİ…!

İnsanlığa ne oldu, nereye gidiyor anlamıyorum. Her geçen gün, bir önceki günü aratır hale geliyor. Ne yaşlıya, ne çocuğa, ne kadına saygı sevgi kalmadı. İnsanlık diye bir şey kalmadı. İnsanlığı, insanlar olarak el birliğiyle tüketiyoruz. Hatta insanlık, insanlar yüzünden kara borsaya düştü, resmen üç beş katı fiyatına yine de yok satıyoruz! İnsanlık olsun da bedeli kaç olursa olsun der gibiyiz. Biz insanlar çok vahşiyiz.

Antalya da yaşanan bir olay.

İşitme engelli bir kadın. Akşam saatlerinde evinden çıkan misafiriyle birlikte dışarı çıkıyor, misafirinden ayrıldıktan sonra pazara uğruyor. Aldığı iki kilo ıspanakla evinin yolunu tutuyor. Tam da bu sırada bir kamyon, sürücüsü korna yapıyor kadının yoldan çekilmesi için. Dedim ya; kadın işitme engelli. Haliyle yapılan kornaların hiç birini duymuyor. Kamyonu da yaklaşınca fark edip çekiliyor. Bu duruma, insanlığını nasıl kaybettiyse artık çok öfkeleniyor sürücü. Kamyondan inerek kadının üzerine yürüyor. Hakaretler, küfürler havada uçuşuyor. Duruma bu kadar öfkelenmesine anlam veremeyen kadın ne oluyor diye tepki gösteriyor. Bunun üzerine cani sürücü kadının sol kolunu tutarak senin kolunu kırarım diyor ve maalesef dediği gibi kadının kolunu kırıyor. Sürücünün yanındaki şahıs da neye kızdıysa sürücüye, "kamyonu sür üzerine" diye akıl veriyor. İkisi de birbirinden cani, ikisi de birbirinden kötü. Tüm bu olaylar yaşanırken ise vatandaşlar toplanmış sadece izliyor. Kadına yardım eden, dur bakalım sen ne yapıyorsun diye müdahale eden yok. Daha sonra ambulansla hastaneye kaldırılan kadının kırık koluna tedavisi yapılarak taburcu ediliyor. Soluğu karakolda alan diğer rahatsızlıklarıyla birlikte yüzde 61 engelli olan kadın kendisine bunu yapanlardan şikayetçi oluyor. Gözyaşları içinde yaşadıklarını anlatırken de nasıl bir insan bir kadına el kaldırır. Kadıncağız o kadar korkmuş o kadar canı yanmış ve gururu incinmiş ki; eşim olsa boşardım diyor. Aynı yastığa baş koyduğu adam bile yapsa tahammül edilemeyecek bir olayı engellinden dolayı duymadığı için hiç tanımadığı bir adam tarafından yaşıyor.

Gel de şimdi insanlık ölmedi de.

Gel de şimdi yeni nesillere insanlık dersi ver, doğruyu güzeli öğret. Gel de bu adama baba, koca, evlat, ağabey de.

İnsanlık maalesef ölüyor hem de insanoğlu tarafından öldürülüyor. Göz göre göre vahşeti içimize çekiyoruz. Kendimizi kimyasallarla elde edilmiş,  düştüğü yeri darma duman eden telafisi olmayan patlamaya hazır bombalar haline getiriyoruz. Yaradılışımıza karşı çıkıp insanlıktan uzaklaşıyoruz, dediğim gibi bunu bizler insanlar kendi kendimize yapıyoruz. Duygularımızı, öfke, sinir, küfür olarak tanımlarken, güler yüz, sevgi, hoşgörüden uzak duruyoruz. Oysa ne güzel demiş büyüklerimiz  "sana taş atana sen gül at" diye. Sana taş atana sen de bir şey at, sen de karşılık ver fakat attığın gül olsun, güler yüzün olsun diye.

Ama nerde…

Öyle bir hal aldık ki, bize gül atsalar biz buna da küfreder kaya sallarız. Biz bizliğimizden utanmalı, utanmalıyız ki; tekrar benliğimizi bulalım.  Bulamazsak yoktan var edilmenin karşılığında var olanı yok eden bir hal almaya devam edeceğiz. Bizler yaratılmanın hakkını asla veremeyeceğiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık