);*} BOLU BEYİ
  • 13 Nisan 2019, Cumartesi 8:59
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

BOLU BEYİ

Hummalı bir seçim süreci geçirdik. Hatta tam da geçirmiş sayılmayız. Sonuçlarla ilgili bazı itirazlar sayımlar devam ediyor. Ama bir çok belediye başkanı mazbatalarını aldı.Mazbatasını alan belediye başkanlarından biride bolu belediye başkanı Tanju Özcan.

Tanju Özcan’ın seçim çalışmaların da verdiği vaatlerinin arasında yabancı uyruklu kişilere belediye olarak yardım yapmayacağı ve iş yeri açma ruhsatı vermeyeceği de vardı. Bu vaatlerinin etkisi var mı yok mu bilmem ala Tanju Özkan seçimi kazanarak belediye başkanlığına oturdu. İlk olarak ta vaatleri arasında bulunan yardım yapmama kararını resmiyete döktü. Bu kararına karşılık açıklama yapan Özkan; Onlar için 37 milyar dolar harcandı. Bu misafirlik fazla bile uzadı. Ülkemizde yaşamakta olan yabancı uyruklu kişilere Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), Türk Kızılay’ı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 'Sosyal Uyum Yardımı' adı altında yardım yapılmaktadır. Bu nedenle, ilimizde yaşamakta olan herhangi bir yabancı uyruklu kişiye Belediyemiz Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nden ayni ve nakdi yapılmaması hususunda, gereğini rica ederim diyerek tüm yardımları kesti.

Bu kararının ardından Ağrı belediye Başkanı seçilen AKP’li Savcı Sayan’dan tepki geldi. Sayan; Bolu’daki Suriyeli’leri Ağrı’ya bekliyorum. Biz ekmeğimizi bölüşürüz dedi. HDP’li Sırrı Sakık ise olayı ırkçılık olarak yorumladı.

Yani bolu belediye başkanının kararı kimileri için doğru kimileri için yanlış olarak değerlendirildi. Fakat kimin ne dediğinden çok Bolu’da yaşayan vatandaşın dedikleri önemli. Sonuçta bu karar onları ilgilendiriyor. Ve ben Bolu vatandaşının tepki gösterdiği bir haber yada makaleye rastlamadım. Yanı vatandaş memnun belki de bunun için seçilen kişi oldu Tanju Özkan.

Şimdi siyasetçilerin ne düşündüğünü bir kenara bırakayım. Ve kendi fikrimi yazayım. İster kızın ister düşüncelerime katılın buda sizin özgür seçiminiz.

Ben başkan Tanju Özkan’ı gönülden tebrik ediyorum. Verdiği karar benin için doğru ve yerinde bir karar. Çünkü ülke geneli bakıldığında Suriyeliler tarafından ablukaya alınmış gibiyiz. Her şehir her ilçe Suriyeleri barındırıyor. Peki bu ne kadar doğru. Yardım edilmesi ilk başlarda bana da makul geliyordu. İnsanlık görevimiz, vicdanı sorunluluğumuz diyordum. Ya şimdi, kusura bakmayım ama ben vicdan sorumluluğu olarak göremiyorum. Yapılan yardımların çok fazla ve yersiz olduğunu düşünüyorum. Bizim vatandaşımız açken onlar ultra lüks içinde yaşıyorlar. Hiçbir ödemeleri ve geçim dertleri yok çünkü yardım üstüne yardım yağıyor onlara. Bizim vatandaşımız 2020 TL’nin bin lirasını kiraya verdikten sonra bin lira ile zamlı faturaları ödeyip çocuklarını giydirip, yedirip, içirip, okutmanın derdinden başını kaldıramıyor. Yetmeyen paranın esiri olmuş işinde gücünde. Çocuk sahibi olmak için bile ilk önce maddi olarak bu yükü kaldırabilecek durumda mıyız diye düşünüyorlar. Peki onlar da bir kadının eteğinde kaç çocuk var sayamıyorum. Parklar bahçeler onlara tahsis edilmiş gibi. Yiyip içip eğlenerek ve nüfusu arttırarak bizi sömürüp yok etmeye çalışıyorlarmış gibi bir his uyandırıyor bende. Yani Bolu Belediye Başkanı benin gözümde ise Bolu Beyi olan Tanju Özkan kesinlikle doğru yere parmak basmış ve haklı bir karar vermiş. Gerçekten bu misafirlikten çıkalı çok oldu sömürülmeye dönüştü. Onlar salla başı al maaşı olarak yaşarken bizim vatandaşımız nefes almadan çalışarak aldığı maaşın hayrını göremez halde. Bunu gözlerimle gördüğüm bir olayı anlatarak size izah etmeye çalışacağım. İki yıl önce bir ramazan günü büyük marketlerden birine gittim. Bir çocuğun sızlanması dikkatimi çekti ve o yöne batım.Çocuk, annesi ve babası alışveriş yapıyor. Market arabalarında temel gıda malzemeleri ve deterjanlar fakat hepsi mini boy. Dikkatimi çeken başka bir şeyse adam alışveriş arabasına bir şey atıyor telefonuna bir şeyler yazıyor. İlk başta liste var ona bakıyor sanmıştım ama çocuk yalvararak bir oyuncak istediğinde babanın telefon ekranını eşine göstererek olmaz işareti yapması ile anladım. Aldıkları her şeyin fiyatını hesaplıyordu telefondan çünkü yanında sadece yardım için verilen yüz liralık bir kart vardı. Uzatmayayım kuruşu kuruşuna hesap yaparak ve o kız çocuğunu ağlatarak çıktı adam marketten. Hemen ardından kasaya geçen bir Suriyeli ise üç araba ile yanaştı kasaya. Merak edip baktım üç araba da tek bir temel ihtiyaç yok. Hamaklar, minderler, çikolata kolileri, hasırlar mangallıklar havada uçuşuyordu. Kenara çekilip bekledim ödemeyi nasıl yapacak diye. Ve o an nefret ettim onlara yardım edenlerden de istemeden. Çünkü elini cebine attı desteyle yardım kartı çıkardı, içinden üç beş tanesini kasiyere verdi geriye kalan kartları cebin tekrar koydu. Elleri kolları gönül eğlendirmelik malzemelerle dolu bir şekilde çıktılar marketten. Benim aklımsa o üç beş liralık oyuncağı alamayan babada ve oyuncak için ağlayan o küçük kızda kaldı. O kartları verenler eminim içleri rahat yardı mettik diye düşünüyorlar.ama ben gördüğüm manzara karşısında hiç birinin yaptığının yardım olmadığını düşünüyorum….


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık