• 24 Kasım 2018, Cumartesi 9:05
FatmagülKIZMAZ

Fatmagül KIZMAZ

AŞK HER YAŞTA

Genelde aşk denince akla aşk acısı, bitmeyen ayrılıklar, kavuşamayan sevdalılar gelse de aşk güzel bir duygu. Ne olursa olsun öncesi ve sonrası bir yana hissedildiği anda ki duygusu başka bir yanadır. Öyle ki küçücük çocuklar bile karşınıza geçip aşık oldum diyebilir. Yada diyemeden hayran hayran bakar kendinden kat kat büyük çocukluk aşkına. Çocukların aşkı bile masum samimi içten. Değer vermeyi, özenmeyi aşkla karıştırsalar bile içten bir hal alıyor. Sizinle paylaşmak istediğim bir anı da bunun ispatı niteliğinde zaten.

Dün bir arkadaşımla sohbet ederken konu çocukluğa, çocukken oynadığımız oyunlara geldi. Baya da eğlenceli bir sohbet olmuştu ki kaçınılmaz çocukluk aşkı da eklendi sohbete. Arkadaşım anlatırken biz gülmekten alamadık kendimizi. Bende o küçük anıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bahsettiğim arkadaş daha beş altı yaşlarında iken kendi mahallelerinde oturan kendinden en az on yaş büyük bir ablaya aşık olmuş. Her gün onlara gitmek için can atıyor annesine sürekli onlara gidelim diye ısrar ediyormuş. Bir gün onlara gittiğinde bahçede oynarken küçük bir etiket bulmuş, üstünde de bir şeyler yazıyor ama okuma yazma bilmiyor daha. Bu ne olduğunu bilmediği süslü etiketi aşık olduğu kıza hediye etmek istiyor ama ne yazdığını da öğrenmesi gerektiğini düşünüyor olsa gerek ki kendinden üç dört yaş bir çocuğa gidip üzerinde ne yazdığını soruyor. Çocuk arkadaşıma kızın ve kardeşinin isimlerinin yazdığını bunu ona kendisinin vereceğini söyleyince arkadaşım yıkılıyor. Onu kıza kendisinin vermesi gerektiğine inanarak yazıyı okuyan çocukla pazarlık ediyor. Uyanık çocuk da arkadaşım bütün tasolarını verirse bu etiketi geri vereceğini söylüyor. Ee bizimki kıza aşık tasonun da ne önemi var hepsini veriyor çocuğa etiketi almanın verdiği mutlulukla koşuyor kızın yanına. Akıl ya ona kaybettiği süslü püslü isminin yazdığı etiketi centilmence hediye edecek ve karşılığında kocaman bir mutluluk, kucaklaşma hatta küçücük bir buse bile almış olacak.hiç olmadı kuru bir teşekkür bile etse o bir kahraman sayacak kendini. Ama işler hiç beklediği gibi gitmiyor. Kızın karşısına geçip uğruna bütün tasolarını verdiği etiketi seninmiş  üstünde kardeşinin ve senin adın yazıyormuş diyerek verdiğinde kız etikete bakarak ‘Aa bu benim kıyafetimin etiketiydi, giyerken kopartıp aşağıya atmıştım’ diyerek tekrar atması tam bir hüsran olmuş. Tabi sormuş sen okuma yazma bilmiyor musun bunda isim yazmıyor ki diye. Garibimde ben daha küçüğüm okula gitmiyorum ki demiş. Hüsran üstüne hüsran.Anlayacağınız ne kahraman olabilmiş ne de mutluluk busesi konmuş yanağına. Bunlar olmadığı gibi tüm tasoları da gitmiş. Kendinden üç dört yaş büyük uyanık bir çocuk tarafından resmen dolandırılmış. Aşkı gözünü kör etmiş. Ama kız çok güzelmiş arkadaşım da haklı. Bide çocukluğun verdiği saf sevgi olunca uğruna her şey feda. Allahtan sonra akıllılık edip annesine aşkının kurbanı olduğunu söylemek yerine o çocuğun kendisinden zorla tasolarını aldığını söyleyerek geri almış da maddi zarardan kurtulmuş. Aşkının zararı küçük yüreğinde, maneviyatta kalmış.

Bize bunları anlatırken kahkahalar attık. Dalga geçtik ama saflığı temizliği, yanında çocuklukla yoğurarak önümüze sunduğunda ki lezzeti de fark ettik. Aşk her yaşta aşk imiş, aşk her şeyden önce baş tacı imiş. Sevmek ne olursa olsun, yüreğinde ki sıcaklıkla, gönülden gelen bir umut ile dağları devirmekmiş. Çocukta olsan sevmek büyük emek imiş…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık