• 20 Ağustos 2018, Pazartesi 9:36
ErdalARSLAN

Erdal ARSLAN

“Kurban Olalım Yoluna”

Ey güzel Allah’ım!

Bizleri atamız Hz.İbrahim (Aleyhisselam)’ın dini üzere dünyaya getirdin ve bu necip milletin bir ferdi yaptın. Âlemlerin serveri Resulü Ekrem Efendimiz Hz.Muhammed Mustafa’ya ümmet ettin. Yedi düvele senin hükmünle hükmetmiş bir ecdada torun eyledin. Tüm bunların ve daha idrakinde olamadığımız nice lütufların için sana büyüklüğün kadar hamdüsenalar olsun. Salâtların ve selamların en güzeli, yaratılmışların da en güzeli olan Habibinin, Efendimizin üzerine olsun.

Atamız Hz İbrahim Aleyhisselamın itaati ve Efendimizin sünneti üzere, İslâm Âlemi olarak bir Kurbana daha ulaştık. Bu vesile ile başta siz değerli okurlarım olmak üzere tüm İslâm Âleminin Kurban Bayramını tebrik ediyor, hayırlara ve İslam’ın yeniden dünyaya hâkim olmasına vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Ülkemizin ve dünyadaki insanların büyük bir kısmının Müslüm yâda gayrimüslim fark etmez, Liberal-Kapitalist Sistem tarafından sömürüldüğü, ezildiği ve dâhi kanının içildiği bir dönemde yaşıyoruz. Yaklaşık 300 yıldır hüküm süren bu şeytani sistem sonunun geleceğini anlamış olmalı ki, son yılarda daha acımasız ve daha fütursuzca saldırıyor.

Bu sistemin sahipleri dün İngiltere’yi, bugün Amerika’yı kullanırken; yarın da Çin’i yâda Rusya’yı kullanabilirler. Kullandıkları araçlar ve aracılar değişebilir belki ama bunlar asla değişmezler. Onun için bunların kullanamayacağı ülke yâda dini inanış yâda ırk yoktur. Amaçları; Dünyadaki hayatlarını yaşayabilecekleri kadar uzun yaşamak ve her daim Dünyada diledikleri gibi hüküm sürmektir.

Hepsi Allah’ımızın aleni düşmanıdırlar. Dolayısı ile bizim de düşmanlarımızdır.

Şimdi bunlarla savaşmak ve bunların bu amaçları karşısında Rabbimin indirdiği Kur’an Hükümleri ve Resulümüz efendimizin sünneti üzere hüküm sürecek bir devlet yapısını ortaya çıkarmak, bizim asli görevimizdir.

Bunun için; öncelikle, ana baba dini üzere olmaktan ziyade hakikaten Allah’ımızın dini üzere olmalıyız. Tabi burada aklımıza bir sürü soru takılıyor.

TV programlarında izlediğimiz akademik ünvanlı ilahiyatçı Hocalar bir tarafta,

Medreseden yetiştiğini söyleyen Hocalar bir tarafta,

Maneviyat tarafından yetiştirildiğini söyleyen Şeyhler bir tarafta,

Soyu ile sopu ile seçilmiş olduğunu söyleyen Şıhlar bir tarafta ve daha niceleri...

Kaldı ki, bunları ülkemizde en çok karşılaştığımız örneklerden olduğu için yazdım, bunların dışında da belki daha yüzlercesi var. Hele bir de diğer İslâm Ülkelerine baktığımızda, bunlar gibi binlercesi daha var.

Bu kadar ayrılığın ve bölünmüşlüğün olduğu bir İslâm Âlemi, nasıl olur da tam manası ile kutsal amaçları doğrultusunda bir arada olan bu Şeytanlaşmış ve hatta “Şeytanın” bile korkacağı bu kan emicileri yenip yok edebilir?

Verilmesi gereken cevap bu olsa gerek.

Kime inanacağız?

Kimlerin dediğini makbul sayacağız?

İslâm Âlemini bir araya getirebilmek için öncelikle ülkemizde ve sonrasında da dünyada tek vücut olabilmek için ne yapacağız?

Aslında bu soruların cevabı çok kolay! Ne mi?

Allah’ımızın yap dediğini yapacağız, yapma dediğini yapmayacağız. (Biz bir dediğini yaparsak “O” bin kapı açar)

Lâkin bizler halâ Allah’ımızın değil; birilerinin yap dediğini yapıp, yapma dediğini yapma kolaylığını ve tembelliğini seçmiş bulunuyoruz.

Rabbim bizi bize bırakmasın, kendi yolunda kendisi ile beraber yürütsün, hayır işlere vesile kılsın, bu canı yoluna Kurban Kabul etsin İnşaAllah.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık