• 28 Mayıs 2018, Pazartesi 7:33
ErdalARSLAN

Erdal ARSLAN

HE HE DİKTATÖR

Geçtiğimiz günlerde Fransa’da yayınlanan Le Point Dergisi, “Le dictateurJusqu’oüira Erdoğan? Diktatör Erdoğan daha ne kadar ileriye gidecek?” şeklinde bir başlık atıp, bu başlığı taşıyan kapaklarını da Fransa’da muhtelif yerlerdeki billboardlara taşıma hadsizliğini ve cüretini göstermişti.

Oysa biz, Fransa’nın da Avrupa’nın da hem geçmiş hem de şimdiki insanlık suçları ile dolu karnelerini çok iyi biliyoruz.

Geçmişten günümüze,  bölgemizin ve dünyanın farklı köşelerinde adaletin, barışın, demokrasinin ve ekonomik kalkınmanın gerçekleşmemesi için her türlü fitne ve fesatı çıkaranlar, sözde Avrupa medeniyeti değil mi?

Kendi yaptıkları katliamları örtmek ve unutturmak için her fırsatta demokrasi havarisi kesilen, herkese insan hakları dersi vermeye kalkan bu ülkelerin tek öncelikleri, her zaman kendi menfaatleri değil mi?

Bunların; Afrika’da altın ve elmas için, Ortadoğu’da doğalgaz ve petrol için hangi soykırımları yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerini bilmiyor muyuz?

Bu bölgelerde kurdurdukları acımasız eli kanlı terör örgütlerinin ve terör devletlerinin uyguladığı vahşetlere önce göz yumup, sonra onlarla mücadele etme bahanesiyle ülkeleri ve toplumları nasıl sömürdüklerini ve katlettiklerini görmüyor muyuz?

Dün Cezayir’de 5 milyon insanı öldürenler, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da, Ruanda’da ve son olarak da Filistin’de yaşanan zulümler ve ölümlerin sebebi yine bunlar değil mi?

Tabi ki bunlar. İşte onun için biz; ‘”Dünya Beşten Büyüktür” diyoruz.

Onun için, İslâm Kardeşliği diyoruz. Onun için, önce içeride sonra tüm ümmete birlik diyoruz. Onun için,tüm dünyada kalıcı bir barış ve kaynakların adil dağılımını, insanlığın ayrım yapmaksızın mutluluğu ve huzurunu istiyoruz.

Tüm bunları yapmak için, haklı olmak ile birlikte güçlü olmanın da gerektiğini biliyoruz. Dünyadaki mevcut Şeytani Sistemin, Liberal-Kapitalist sistemin ve onun hizmetkârlarının yok olmasıiçin zaman kaybetmeden çok çalışmamız gerektiğini biliyoruz.

Onun için, hızlı-etkili karar almak ve uygulamaya geçirebilmek için, hantal devlet yapımızdan ve bürokrasiden kurtulmak için geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçiş kararı aldık.24 Haziranda da geçeceğiz inşallah.

Bu geçiş kararı, tüm Şeytani Sistemi ve mensuplarını rahatsız etti ve ediyor. Onlarda işin sonun nereye varacağını biliyorlar,onun için saldırmaya devam diyorlar. Cumhurbaşkanımıza  “DİKTATÖR” yakıştırması yapıp, yeni sistemimizi eleştiriyorlar. Şimdi bir bakalım, bizim Cumhurbaşkanlığı sistemi mi demokratik yoksa Fransa’nınkimi?

-Bizde cumhurbaşkanı, meclisi tek taraflı feshedemiyor. Seçimlerin yenilenmesine karar verirse, kendi görevi de sona eriyor ve meclis ile cumhurbaşkanlığı seçimleri birlikte yapılıyor. Fransa’da ise cumhurbaşkanı, meclisi tek taraflı fes edip kendisi dururken, meclisi seçime gönderebiliyor.

-Bizde cumhurbaşkanı, OHAL ilan etme yetkisine sahip lakin OHAL meclis onayına sunuluyor. Fransa’da Cumhurbaşkanı meclis onayı olmaksızın OHAL ilan edebiliyor.

Ve böyle uzayıp gidiyor.Sadece iki maddeye baksak bile, Fransa’daki yönetim şeklinin ve uygulamalarının demokrasiden ne kadar uzak olduğunu görürüz.

Tüm Dünyada eşitlik-kardeşlik diyelim, kendi içimizden karşı çıkanlar olsa bile oy kaybetme pahasına mazlumlara kucak açıp milyonları ülkemizde misafir edelim,  dünyada zulme uğrayanları ülkemize getirip tedavilerini yaptırıp elimizden geldiğince ihtiyaçlarını gidermeye çalışalım ama bunlar yaralı kardeşlerimizin tedavileri için bile bize gelmelerine izin vermesinler; sonra biz antidemokratik-barbar vecahil, Cumhurbaşkanı’mızda diktatör olsun öylemi?   Cumhurbaşkanımız size ve zulmünüze “DİK”.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık