);*} HALİMİZ NİCE OLUR?
  • 02 Nisan 2018, Pazartesi 7:45
ErdalARSLAN

Erdal ARSLAN

HALİMİZ NİCE OLUR?

Liberal-Kapitalist sistemin enerji kaynakları üzerindeki planlarını sürekli güncellediği, bu sebeple dünyanın ve özellikle bölgemizin her köşesinde siyasi ve ekonomik koşulların değişime ve dönüşüme uğradığı bir dönemi yaşıyoruz.

Enerji kaynaklarını ve kıymetli madenleri bünyesinde bulunduran ülkelerin vatandaşlarına baktığımızda ise büyük çoğunluğunun yoksulluk ve çaresizlik içerisinde bocaladıklarını ve yine bu Liberal-Kapitalist sistemin kurdurduğu terör örgütlerinin istismarına uğradıklarını görüyoruz.

Irak ve Suriye’nin durumu ortada. Yıllardır sömürülen Afrika coğrafyası ortada.

Dolayısı ile başta Ortadoğu olmak üzere, bu durum sürdürülebilir olmaktan çıkmış ve küresel bir boyut kazanmıştır. Artık, halklar bu adaletsizliğe karşı duyarsız kalamaz hale gelmiştir.

Ülke olarak bizim önceliğimiz de, bu adaletsizlik ile mücadele etmek olmuştur. Bu adaletsizliği; BM’de, NATO’da, AB’de ve birçok uluslararası örgütün genel kurullarında, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Başbakanımız ve bakanlarımız defalarca dile getirmiş fakat bu sitemin uşağı olan uluslararası medya ve kuruluşlar buna duyarsız kalmışlardır.

Şu anda Suriye ve Irak’taki terör örgütlerine yönelik yaptığımız operasyonlar, sadece sınır güvenliğimiz için teröristler ile yaptığımız bir operasyon olmayıp, bu Liberal–Kapitalist sisteme ve onun taşeronlarına karşı yaptığımız bir operasyondur.

Lakin, askeri operasyonların bu mücadele de yeterli olmadığını, sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi için yeni ve kalıcı mekanizmaların oluşturulması ve bölge halklarının beklentilerini karşılayacak, demokratik ve kapsayıcı düzenlemelerin tesis edilmesi gerektiği de aşikârdır. Ancak bu sayede bölgede ekonomik atılımlar gerçekleştirilebilir ve kardeşlik bağları yeniden kurulabilir.

Bu da sadece ve sadece doğru bir İslâm inancı ve kardeşliği ile oluşturulabilir. Irk ve mezhep farklılıklarından arındırılmış bir İslâm anlayışı ile Modern Haçlı Zihniyetinin sulandırdığı bozulmuş sözde din adamları ve iş adamlarından kurtarılmış bir İslam anlayışı ile olur. Dinimizi zamana uydurma gayesi ile değil, zamanı dinimiz İslama uydurmakla olur.

Bu konuda da iş; sadece din yâda devlet adamlarına değil, hepimize, Müslümanım diyen her birimize düşmektedir. Hiçbirimiz bu sorumluluktan kurtulamayız. Rabbimin hükmü ortadadır. Allah’ımızın yap dediğini yapıp, yapma dediğini yapmayacağız. Resulümüzün önderliğinde yaşadığı hayat doğrultusunda bir ahlâkla ahlaklanacağız.  İş bu kadar kolay aslında, ama biz zorlaştırıyoruz. Aradığımız, sıkıntısını yaşadığımız tüm problemlerimizin çözümü burada. Hak, hukuk, adalet, insana saygı, hayvana saygı, doğaya saygı, dünyanın bütün problemlerinin çözümü burada, İslâm da.

Dünya üzerinde İslam coğrafyası diye baktığımız bölge ve ülkelerde ise huzurdan çok, savaş; adaletten çok adaletsizlik; ferahtan çok fakirlik var. Tam da bu Liberal-Kapitalist sistemin istediği şey bunlar ama neden var?

Çünkü bizim İslâm anlayışımız ve yaşayışımız İslam’dan uzak ve bihaber. İslâm’ı sözde yaşayanlardan olmuşuz hep, özde ise Allah’ım bilir halimizi.

Yalanla İman bir arada olmaz diyen Resulümüzün, siyaset yalansız olmuyor diyen ümmetiyiz.

Kendin için istediğini din kardeşin için istemezsen hakiki iman etmiş olmazsın diyen Resulümüzün, kendinden başkasını hatta öz kardeşini düşünmeyen ümmetiyiz.

Ha ben Resulümüz diyorum, ümmetiyiz diyorum, İnşallah öyleyimdir. İnşallah öyleyizdir.

Rabbim korusun eğer, Resulümüz şu halimize bakıp ta benim sizin gibi bir ümmetim yok deyiverirse halimiz nice olur???


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık