• 16 Nisan 2018, Pazartesi 7:23
ErdalARSLAN

Erdal ARSLAN

AH EĞİTİM AH

Ak Parti, Türkiye’yi dört temel üzerinde büyüteceğiz demişti; eğitim, sağlık, adalet ve emniyet.

Bu yazımda, eğitim konusuna değinmek istiyorum.

Ak Parti hükümetleri süresinde; eğitimde, yaklaşık 285 bin yeni derslik ile 585 bin yeni öğretmen eğitim kadrosuna katıldı.111 yeni üniversite kurularak, 55 bin yeni öğretim üyesi ile üniversite sayımız 185’e ulaştı. Bunlar, rakamlar ile sabit olan, gözle görülen yatırımlar.

Lâkin,eğitimin kalitesine gelince aynı başarıdan bahsedemiyoruz. Tabi, bu işin iki yönü var. İlki, devletfiziki imkânları hazırlar.Burada bir sıkıntı yok.İkincisi ise,işini yapması gereken kadroları belirleyip, işini yapıp yamadıklarını denetleme süreci, işte burada sıkıntı var.

Ak Parti hükümetleri sürecinde eğitim politikasını belirleyiciler, kimse bunlar,eğitimde birçok köklü değişim yaptılar. Denemeler yapıldı, tabi amaç doğruyu bulmak doğru olanı yapmak, fakat başarılı olunduğunu söylemek mümkün gözükmüyor.

Çünkü, her yeni karar arkasında ya geri adım yâda yeni bir değişikliği gerekli kıldı. Bu da, hem öğrencileri hem de velileri belirsizlik içerisinde bıraktı, bırakıyor.

Yapılan değişiklikleri incelediğimizde; temelde, hep batı ülkelerinin eğitim sistemlerinden örnekler alındığını, bunun yapılırken de o ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin bu tercihin nedeni olduğunu anlıyoruz.

Sakatlıkta tam burada.Bir bitki ekerken bile, çevresel faktörler ve ekimin yapılacağı toprağa bakılırken;eğitim sistemimizde yaptığımız yeniliklerde; bizim genetiğimize, aslımıza, neslimize uygun olmayan birçok safsatayı yenilik diye, ilericilik diye getirip içimize sokmaya çalışmanın hiçbir mantığı olamaz. Başarılı da olunmaz.

Bizim aslımız belli, neslimiz belli.

Bizim eğitim sitemimiz;genetiğimize uygun, inanç sistemimize uygunbir program içermeli.Şimdi, önümüzdeki yıl, hem 1. sınıflarda, hem 5.sınıflarda, hem de 9. sınıflarda yeni bir müfredat ile buluşacağız. Bu müfredatı inceldiğimizde; eskiye göre iyi ama yine ne derler kaygısı taşıdığını görüyoruz.

Neden çekiniyoruz? Neden sakınıyoruz? Anlayamıyorum.

Devlet; aslımıza, neslimize uygun bir müfredat belirler, ecdadın örnekleri ortada. İlköğretimde ve orta öğretimde isteyen, çocuğunu devlet okullarında devletin belirlediği müfredat doğrultusunda okutur; isteyen, devletin denetiminden geçmiş özel müfredatlarda, özel okullarda okutur. İsteyen, istediği eğitimi tercih eder temel değerler ortak noktasında.Hemfikir olunduktan sonra, gerisi ailenin tercihidir.

Artık 1 milyonu geçen öğretmenimiz neyi okutacağını bilsin ve eksiklerini tespit edip giderebilsin, gidersin.18 milyon öğrencimiz nasıl ve ne şekilde okuyacağını bilsin.Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımız, gelecek kaygısı olmaksızın önlerini görerek okuyabilsin. Veliler, üstlerine düşen görevleri net olarak anlayabilsin.

Okullar dışında alternatif eğitim olanakları aramak zorunda ve külfetinde kalmasınlar.

İlk ve Orta eğitimden sonra ise Yüksek eğitimlerini de, yine kendi alanlarda bölgelerinin önceliklerine göre ihtisaslaşmış, Nizamiye Medresesi örneği temelinde yenilenmiş bir akademik anlayış ile üreterek okuyan bir şekilde tamamlasınlar. Okusunlar, okurken üretsinler ve bu şekilde iş kaygısı olmaksızın eğitim partneri olan paydaşlarında çalışmaya başlasınlar.

Bunlar zor şeyler mi? Aslında değil, yeter ki inanarak yola çıkalım. Aslımıza ve neslimize uygun bir eğitim sistemi kuralım. Yeni müfredatlara geçmeden, bu dediklerimi başarabilelim.

Ne demiş atalarımız; söyleyene değil, söyletene bakın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık