• 06 Ağustos 2018, Pazartesi 7:27
ErdalARSLAN

Erdal ARSLAN

ABD VE AB’DEKİ SÖZDE DEMOKRASİ DE ÖLDÜ

Yaklaşık 10 yıldır yani 2008 Küresel Krizi sonrası ABD ve AB’de demokrasiden, özgürlükten ve insan hakları gibi temel değerlerinden söz dahi edilmiyor. Varsa yoksa kendi ülkelerinin mal ve can güvenlikleri ile ülke ekonomilerinin geleceği kaygısı önceliklerini oluşturuyor.

1700’lü yıllarda başlayıp 1930’larda ciddi bir dönüşüm geçiren Liberal-Kapitalist Sistem, son ekonomik kriz sonrası sürdürülebilirliğini alenen yitirmiş durumda. Artık ekonomik çıkar birliktelikleri, teknolojik gelişmeler sayesinde küçülen dünyada saklanamaz bir hal aldı. Sistemin başındaki ülkeler rant paylaşımında artık anlaşamaz oldular.

Başta ABD’deki Trump yönetimi olmak üzere, Almanya şansölyesi Merkel, İngiltere Başbakanı May kendi çıkarları için alenen ne yapmaları gerekiyorsa onu yapıyor ve bunu da hiç saklamadan alenen yapıyorlar.

Aynı şekilde Rusya Devlet Başkanı Putin ve Çin Halk Cumhuriyeti başkanı Şi Cinping de ülkeleri için ne gerekiyor ise onu yapıyorlar.

Donald Trump’ın Trans-Pasifik Ortaklığı ve İran ile nükleer anlaşmadan çekilmesi, Çin ve AB ülkeleri ve Meksika’ya gümrük vergileri ve kota koyması hep bu yüzden.

Aynı zamanda İngiltere’nin AB’den çıkmasının sebepleri altında da yine kendi ülkelerinin ekonomik çıkarları yer alıyor. Onun için bir dönem her kesimin öncelikle beklediği insan hakları raporlarını artık kimse ciddiye almıyor. Söz dahi edilmiyor.

Başta ABD ve AB olmak üzere İkinci Dünya Savaşı sonrası en çok kullandıkları argümanlar olan demokrasi, özgürlükler, bir arada yaşama, çok kültürlülük gibi kavramları artık ağızlarına dahi almıyorlar.

Avrupa Birliğinde son dönemde çıkartılan yasaları incelediğimizde, başta Fransa ve Almanya olmak üzere tamamında çıkarılan; Vatandaşlık yasaları, olağanüstü hal yasaları, göçmen yasaları, tam manası ile faşizmin yükselmeye başladığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

ABD için, AB ülkeleri için en önemli konu; güçlerini koruyabilmek, gücü arttırmak, geleceğin dünyasında söz sahibi olmaya devam edebilmek olarak karşımıza çıkıyor. Bu da politikalarına, demokrasi alanını daraltıp güvenlik alanlarını genişletmek olarak yansıyor.

2008 küresel ekonomik krizi gelişmekte olan ülkelerin değil, Liberal-Kapitalist Sistemin krizi idi. Çözüm üretemiyorlar, sistemleri batıyordu. Onlar da sistem değiştirme çabasına gidiler. Saldırganlaştılar, hadsizleştiler, küstahlaştılar. Dolar ve Euro’larının kâğıttan öte bir değer ifade etmediği gerçeğinin ortaya çıkmasından endişeliler.

Ama sistem artık beslendiği kanda ve mazlum milletlerin ahında yok olacak. Dünyanın hiçbir köşesi kalmadı ki bu kan emicilerin gitmediği, ulaşmadığı, zararının dokunmadığı.

Şimdi ABD başta olma üzere Almanya, Fransa, İngiltere, kısaca AB ve onların Ortadoğu’daki hain uşakları ister FETO ile İster NATO ile isterse içerimizdeki PKK yâda D-HKPC ile saldırsınlar fark etmez. Sonuç alamayacaksınız.

Adamlar Papazlarını istiyor bırakın diyorlar. Bunlar daha önce bu isteklerini kapalı kapılar ardında istiyorlardı, şimdi alenen istiyorlar. Şaşıracak hiçbir durum yok ortada.

Herkes kendi görevini yapacak. Adamlar dinlerinin ve meşreplerinin gereğini yapıyorlar ve yapacaklar. Biz dinimizin gereğini ve meşrebimizin gereğini ne zaman yapacağız? Mesele burada.

Bu ülkenin ekmeğini yiyip makamını işgal eden sonra da ekonomide yabancıların bozma çabalarına sevinerek ahkâm kesen bir sürü hainden Rabbim milletimizi muhafaza etsin. Dolar yükseliyormuş, yükselsin. Sen üretmene bak, kârını azalt, yoluna devam et. 

Savaş sadece cephede oluyor. Rabbim idrak ettirsin İnşaAllah.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık