• 29 Nisan 2017, Cumartesi 8:44
EmreYAVUZ

Emre YAVUZ

Güler yüzlü sağlıkçıların mesai sıkıntısı

 

Sağlık sektörü ne kadar gelişti farkında mısınız?…

Teknolojik anlamda artık resmen kendiyle yarışır hale geldi bu sektör…

Önümüzdeki aylarda Bir İngiliz doktor tarafından gerçekleştirilecek bir ameliyat ile dünyanın ilk kafa nakli yapılacak…

Yani bir adamın kafasını kesip başka bir bedene dikecekler…

Son günlerin en çok konuşulan konularından bir başkası ise Ispanak yaprağından yapılan yapay kalp…

ABD'li bilim insanları ıspanak bitkisinin yapraklarındaki damarları çalışan insan kalbi kası yaratmada kullanmanın yolunu keşfetmiş ve bu keşif zarar gören organların onarımı konusunda çığır açabilir diyorlar...

Bugün bunlar konuşuluyor yarın 10-15 sene sonra ne konuşulacak, neler yapılacak, hayatımızda ne gibi değişiklikler olacak artık kestirmek gerçekten çok zor..

O yüzden sağlık sektörü denildiğinde bi durup önce düşünüp sonra konuşmak hareket etmek lazım..

Türkiye’de de inanılmaz gelişmeler var.

10 sene öncesini ben bilirim, daha öncesini ise annemden babamdan dinlerim,

İnanılmaz doktorlar var ülkemizde, yurt dışından hasta kabul eden…

Vatandaşın ‘iyileşmez artık’ dediği hastayı ayağa kaldıran doktorlarımız var…

Ki bundan yıllar yıllar öncesinde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ diyerek Türk doktorlarına ne kadar güvendiğini gösteren atamızın sözü kulağımıza küpedir…

Bugün ise o kadar gelişen teknolojiyle hekimlerimizin becerisiyle birleşince buna birde modernize edilen neredeyse 5 yıldızlı otel konforuna ulaşan devlet hastanelerimiz, SSK’lı ve Bağ-kurlulara bakan özel hastanelerimiz eklenince bambaşka bir noktaya geldik…

Hele birde artık güler yüzlü hizmet dönemi gerçekten halkı çok mutlu ediyor…

Annemden babamdan dinlerim 90’lı yılları…

Bir yatakta 2-3 hastanın yattığı, doktorların hastaları insan yerine koymadığı, hele hemşirelerin resmen dövmekten beter ettiği dönemleri…

Bugün ise öyle bir doktor, yada hemşire, yada sağlık görevlisi bulmak çok zor…

Yok demiyorum çünkü hemen her hastanede birkaç tane numunelik birkaç tane kendisini özel zanneden hastaların insan değil de kendilerine köle gönderilmiş varlıklar olduğunu düşünenler var…

Çok değil bir elin parmağını geçmeyecek kadar desek yeridir ama yinede var…

Hastaneleri geçtim sağlık ocakları bile artık hastane statüsünde neredeyse…

Ama oralarda da ufak tefek aksaklıklar olmuyor değil..

Size daha iki gün önce başımdan geçen bir olayı anlatayım,

Saat öğle arası 12’yi çeyrek falan geçiyor…

Bir arkadaşım aradı rica etti rahatsız olduğunu söyleyerek kendisini sağlık ocağına götürebilir misin diye sordu… Bindi kıramadım tamam dedim…

Malum mesai saat 13.30’da başlıyor sağlık ocaklarında…

Yazı İşleri Müdürümden izin aldım mesai saatleri içerisinde bi yarım saat gidip geleyim diye…

Neyse ismini vermeyim deşifre etmeyim bir sağlık ocağına gittik saat buçuğa ya 5 var ya 6…

Tam buçukta kapılar açıldı, saniye şaşmadan,

Sağlık ocağına girdik, arkadaşın aile hekimini bekleyeceğiz, benim ‘geç kalmaz inşallah’ dememe kalmadı tamam 13.33’te doktorlar geldi ve kapılarını açıp önlüklerini giyip 45 saniye içerisinde mesailerine başladı, ilk hastalarını içeriye aldı…

İlk hasta olarak arkadaşımın doktorunun yanına biz girdik…

Böbreklerinin ağrıdığını söyledi, muhtemelen taş düşürüyor olabilir düşüncesinde gitmiştik zaten…

Doktor ilk önce elle muayene etti birkaç soru sordu ve kısa bir sohbet gerçekleştirdik…

İnanamadım resmen doktor aynı zaman psikolojik destek veriyor, o kadar güzel ilgilendi ki, yani kendi çocuğu olsa anca bu kadar içten ve samimi ilgilenir, tavsiyelerde bulunur…

Bi 10 dakika falan doktorla sohbet ettik bu esnada doktor ‘muhtemelen  bir kas zorlanması, böbreklerle alakalı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ama emin olalım diye bir tahlil yaptıralım, seninde benimde içim rahat etsin ona göre ilacımızı yazalım’ dedi ve bir kağıt vererek aşağıya inmemizi ve hemşire hanımların yardımcı olacağını söyledi…

Hemen aşağı indik, merdivenlerin girişinde bir hemşire hanım var kendisine sordum, ‘Tahlil yaptıracaz ama nerde ve nasıl olacak?’ diye…

Kızcağız bi afalladı ‘şey tahlil, şeyde yaptıracaksınız hangi odada, hangi odada, hmm şeyy şu karşıya bir bakıverin’

Aa… Bu nasıl iş, hemşire tahlilin nerde yapılacağını bilmiyor, yeni sanırsam,

Bunlar ilk anda kafamın içerisinde kendi kendime sorduğum sorular…

Karşı tarafa geçtik, laboratuar yazıyor kapının üstünde, içerisi boş…

Saat 13.46…

Arkadaşa, ‘Biraz bekleyelim gelir herhalde birazdan’ dedim çok ii bir niyetle…

52-53 geçeye kadar bekledik…

Bi taraftan ben işe geç kalıyorum, bir taraftan arkadaş huysuzlanıyor,

Gördüğüm ilk hemşireye sordum, ‘Buranın görevlisi yok mu?’ diye… ‘Bekle, gelir gelir’ dedi suratıma bakmadan yürüdü gitti…

Alttan alttan afakanlar basmaya başladı bana… saat 14.00’ü geçti…

Artık böyle mideme kramplar giriyor, çünkü kimse bişey bilmiyor derken 5 tane genç kızımız girdi içeriye…

Hani şu modern kapalılardan var ya, daracık kot pantolon giyip başını kapatanlardan, hatta birisinin başına başörtü diye battaniye örttüğüne yemin etsem başım ağrımaz…

Hemen sordum, ‘Kızlar burada görevli misiniz? diye… ‘Yok biz …. ablayı bekliyoruz’ öyle bi selam verip çıkacağız’ dediler… ‘Yok daha gelmedi, benimde bir sürü işim var, bekliyoruz daha haber yok’ kendisinden dedim birazda ses tonumu ayarlayamamış olabilirim o gerginlikle…

Kızlar anında odadan çıkıp ilk sorduğum hemşirenin odasına girip çıktılar…

Ardından o hemşire yanıma gelerek, ‘daha gelmedi mi?’ diye sordu… ‘Yok daha’ dedim…

Ki ardından kendi odasına girdi, kapıyı kapattı, bi 10-15 saniye sonra tekrar çıktı…

‘5 dakikaya hemen geliyor beyefendi’ dedi…

Bu ana kadar yazıyı yazmak aklımın ucundan geçmiyordu taaki oradan geçen bir doktor, ‘5 dakikaya mı geliyormuş… Gelir gelir’ diyerek böyle alaycı bir gülüş attı…

Hemşire bozuldu, sesini çıkartamadı, odasına girip kapısını kapatıverdi…

Aaa şaşırmadım değil, yani bu görevli abla ya sürekli geç kalıyor ama kimse bir şey diyemiyor, yada abla biraz huysuz ve doktor o ablaya gıcık oluyor…

Neyse aradan 5 dakika geçti geçmedi harbiden görevli bayan geldi…

Böyle bakımlı, hoş, 35-40’larında şık giyimli bir bayan…

Çok naif ve kibar bir şekilde geldi, özür diledi beklettiği için, hastamızın durumunu sordu, doktorun ne dediğini sordu kısa bir sohbetin ardından tahlilimizi yaptı ve bizi gönderdi…

Kızamadım da…

Niyetlendim ama o kadar güler yüzlüydü ki, onun geç kalmasından resmen ben utandım…

Sonra düşündüm durdum acaba o doktor neden öyle dedi…

Abla hiçte gıcık olunacak birisi değil…

Ardından tahlil sonuçlarını doktora götürdük, düşündüğümüz gibi önemli bir şeyin olmadığını, sadece ufak kas zorlaması olduğunu söyleyerek bir ağrıkesici ve bir kas gevşetici ilaç vererek bizi gönderdi…

Ama hala düşünüyorum, bu abla mesaiye neredeyse 1 saat geç kaldı, diğer hemşireler paniklerken, doktorlar alaycı gülüşle karşıladı, ama kimse neden bir şey demedi ve bu acaba bize özel miydi, yoksa çağırmadan mesaiye başlamama gibi bir durum mu söz konusu…

Kafamda deli sorular….


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık