);*} GEZME VAKTİ!
  • 19 Şubat 2017, Pazar 10:19
EmreYAVUZ

Emre YAVUZ

GEZME VAKTİ!

Her ne kadar soğuk olsa da pırıl pırıl güneşin parladığı bir hafta sonunda kışı yavaş yavaş uğurlamaya başladık.

Artık kapalı alanlardan yavaş yavaş çıkmaya, şehrimizin ve ülkemizin en güzel yerlerini gezecek, en lezzetli yemekleri, en otantik ortamları sizler için yazacağım.

Zor bir kış geçirdik ülke olarak.

Gülmekten, eğlenmekten korktuğumuz bir kış geçirdik ama artık baharla birlikte her şey daha güzel olmaya başlayacak.

Bir çok sıkıntıyı hükümetimizin doğru politikaları ve Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu ve doğru hamleleriyle birer birer atlatıyoruz.

Baharın gelmesiyle birlikte ülkemizi daha güzel, daha mutlu ve daha sıcak günler bekliyor bu hepimizin canı gönülden istediği bir şey.

Bu kadar siyaset yeter…

KIZILCAHAMAM

Bu hafta güzel güneşli hafta sonun doya doya tadını çıkaracağımız bir yere gittim.

Evet biraz uzak ama inanın imkanınız varsa mutlaka ama mutlaka gitmeniz gereken bir yer Ankara Kızılcahamam piknik alanı…

Karadeniz ormanlarını İç Anadolu’nun tam ortasında bulabileceğiniz bir yer…

Metrelerce uzanan ağaçların arasında tertemiz bir alan…

Oksijenin en safını içinize çekebileceğiniz bir yer…

Hatta şöyle söyleyebilirim arabadan iner inmez derince bir nefes çekerseniz bildiğiniz temiz havadan başınız dönebilir…

Piknik alanına girmeden ilçenin içerisinde organik ürünler satan bir sürü dükkan var, sanki kendinizinmiş hissiyle karşılıyorlar sizi kapıda… İçeriye giriyorsunuz alışveriş yapın-yapmayın mutlaka bir şey ikram ediyorlar…

Sıcacık karşılamanın ardından hangi dükkana girerseniz girin istediğiniz gibi alışverişinizi yapıyorsunuz…

Evet biraz pahalı ama inanın inanılmaz lezzetler….

Piknik alanı dediğime bakmayın bildiğiniz uçsuz bucaksız kocaman bir orman…

Tertemiz pırıl pırıl bir orman… dev ağaçların arasında kendinizi bambaşka bir dünyada hissettiren bir orman…

Oturma alanları var, piknik için özel mangal yerleri var ama inanın standardın çok dışında…

Ailecek, arkadaşlarla hemen herkesin mutlaka gelip görmesini isterim…

Yemeğinizi keyifle yiyebilecek, ardından mis gibi közde çayınızı demleyip saatlerce sohbet edip vakit geçirebileceğiz bir yer…

‘Yav anlatıyosun ama at yok araba yok neyle gideceğiz’ demeyin çünkü hiç gerek yok.

Atlıyorsunuz hızlı trene bir saat 50 dakikada Ankara Gardasınız, ordan çıkıp isterseniz belediye otobüsüne, isterseniz dolmuşlara atlayıp Kızılcahamam’a gidebilirsiniz…

Yanınıza hiçbir şey almanıza gerek yok…

Zaten hepsini oradan temin edebiliyorsunuz… 

İster ailecek gelin, isterseniz arkadaşlarınızla, ister özel aracınızla gelin isterseniz belediye otobüsleriyle…

İnanın hiç pişman olmayacağınız, hatta daha ordan ayrılmadan bir sonraki gezinizi bile planlayacağınıza eminim…

JHON WICK 2

Şaşırtıcı derecede başarılı olan ilk filminin ardından John Wick'e bir devam filmi gelmesi kaçınılmazdı.

Ben her ne kadar ilk filmin idare ettiğini düşünsem de John Wick 2, bu yılın en çok beklediğim filmlerinden birisiydi.

Bu yüzden de filmi büyük bir heyecanla izledim.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki John Wick 2, serinin ilk filminden daha sürükleyici ve aksiyon açısından aşırı tatmin edici olmuş.

John Wick 2'nin konusuna detaylıca değinmek isterdim fakat filmin fragmanları hikayeye minimal bir şekoilde odaklanmış ki, ben de size spoiler vermekten kaçınacağım.

Film hakkında ne kadar az şey bilirseniz o kadar iyi.

En az detay ile filmin konusu öyle: "John Wick, emekliliğe ayrılmak istiyordur. Fakat geçmişinde yaşanmış bir olay hayatını etkileyince hayalindeki her şey yıkılır ve Wick çok kızar. Ve yine intikam almak için işinin başına geçer."

Keanu Reeves, her zamanki gibi çok iyiydi.

Bu filmdeki performansı ilkinden daha çok öne çıkmış ve kesinlikle en iyi performanslarından birisini göstermiş.

Üstelik aksiyon sahnelerinde neredeyse dublör kullanmamış olması da inanılmazdı.

İÇGÜDÜ

ABD’li yazar Jeremy Robinson’ın Türkçeye çevrilen ikinci kitabı ‘içgüdü.’

Yazarın ilk kitabı olan ‘Nabız’ı geçtiğimiz haftalarda aldım ve inanılmaz bir sürükleyiciliğe sahipti. İki günde bitirmiştim kitabı ve serinin ikinci kitabı olan ‘İçgüdü’yü okumaya karar verdim.

Serinin ikinci kitabı ‘İçgüdü’de Satranç Takımı bu kez, dünyayı tehdit eden ölümcül bir virüsün peşine düşer.

İnsanların hiçbir öncül belirti vermeden ölmesi ve ölüm vakalarının azımsanamayacak kadar yüksek olması, son derece bulaşıcı bir virüsün habercisidir.

Satranç Takımı’nın bu seferki görevi, virüsü yok etmektir.

Virüsün kaynağına ulaşmak isteyen ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi uzmanlarından Sara Fogg’u koruma görevi Takım’a verilince Vietnam’ın balta girmemiş ormanlarındaki zorlu macera da başlar.

Yine kadim bir sır, yine kurtarılmayı bekleyen insanlık.

Bugüne kadar pek çok macera - gerilim - polisiye romanı için “gerilim dozu yüksek” dedim. Ancak ‘İçgüdü’yü okuduktan sonra bu tanımı en fazla hak edenler arasında ilk üçte olduğunu açık yüreklilikle söyleyebilirim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık