• 10 Kasım 2017, Cuma 8:32
Deniz'de Damla

Deniz'de Damla

Ülkem nereye gidiyor!

Şu insanlar, ne kadar tuhaflar. Hem mutlu olmaya çalışıyorlar hem de mutsuz olmak için ellerinden geleni yaparlar.

Teknoloji maalesef insanımızı öyle bir esir almış ki neredeyse yaşadıklarının bile farkında değiller. İnsanlar internet olmadan ya da müzik dinlemeden neredeyse sokağa çıkmaz olmuşlar. İlla o kulaklık o kulağa takılacak, o koskoca telefonlar çanta ya da cepte değil, elde tutulacak. Şimdi 3 yaşındaki çocukta bile cep telefonu var. Anne-babalar siz ne yaptığınızın farkında mısınız? İnsanlar o kadar kendini kaptırıyor ki yolda araba tepesine çıksa fark etmiyor. Hatta telefonla konuşurken kadının biri dereye yuvarlandı.(Çin’de)

İnsanların birbirine saygısı yok. Örneğin çöp kutusu varken içine değil yanına çöp döküyorlar. Behey gafil oraya kadar zaten gittin içine döksene orayı da temizleyen senin gibi bir insan. Trafikte korna çalanlar, magandalar, pazarda çürük meyve-sebzeyi çaktırmadan poşete koyanlar, hırsızlık yapanlar, rüşvet alanlar, bankaları hortumlayanlar, iftira atıp dedikodu yapanlar, evlatların ana-babaya saygısızlığı, asiliği, miras yüzünden kardeşin kardeşi vurması, töre cinayetleri, boşanmaların artması vs... Komşu hakkı diye bir şey zaten yok. Üst katta oturan kadın balkondan halı silkeliyor, aşağıda oturan kardeşini düşünmeden. Yerlere insanlar tükürüyor, içki şişeleri, sigara izmaritleri atılıyor. Dolmuş ve tramvaylarda kesinlikle yer verilmiyor. Engelsiz vatandaşı bırakın da engelliye, hamileye, yaşlıya, hastaya ve de bayanlara kesinlikle yer verilmiyor. Toplu taşıma araçları tahrip ediliyor. Yüksek sesle telefonla konuşuluyor.

Üzgünüm ama bunlar gerçek. Görmek istemediğimiz ama görüp de müdahale etmediğimiz gerçekler. Gelelim siyaset, eğitim, sağlık, kamu kurum ve kuruluşlarındaki düzensizliğe...

Her şey ama her şey bozuk. Herkes ve her şey siyasetin elinde kukla olmuş. İtiraz etmeyin. Türkiye’nin gerçeği acı da olsa bu maalesef...

EĞİTİM: Küçücük ortaokul öğrencilerinin çantaları o kadar ağır ki çocuk ileride ya halterci ya da bel fıtığı olur, kesin… İçinde ne var o çantaların? Milli Eğitim’in verdiği bir sürü içi boş kitap. Öğretmenlerin kıyafetlerine gelince; oldukça rahat. Derse girmeseler öğretmen olduklarını anlamak imkansız neredeyse.  Erkeklerde dövme var. Saç, sakal ya karışık ya da Amerikan tipi. Değişik renk ve modellerde daracık kotlar, pantolonlar, spor ayakkabılar. Bayanlar mümkün mertebe açık ve çok ağır bir makyaj, değişik renklerde modellerde saç tipleri ve oldukça yüksek topuklu ayakkabılar vs...

Bunlar seni niye bu kadar ilgilendiriyor, niye rahatsız ediyor diyebilirsiniz. Evet, rahatsızım çünkü ben böyle görmedim. Ben şerefli bir emekli öğretmenin kızıyım. Aynı zamanda ataması yalakalık yapıp, birilerine boyun eğmediği için yapılamayan bir öğretmenim. Çünkü babam bana ‘Kızım kırılacaksın ama asla eğilmeyeceksin’ dedi ve beni öyle yetiştirdi. O yüzden bu düzensizlik beni fazlasıyla rahatsız ediyor. Öğrencilerde eğitim yok denecek kadar az. Çünkü maalesef öğretmende eğitim yok ki çocuğa versin. Çok değil bundan 10-15 yıl önce öğretmene saygı vardı. Sokaktaki yürüyüşünden, oturup kalkmasından, kıyafetinden, konuşmasından o kişinin öğretmen olduğu anlaşılırdı. Adı üstünde öğretmen örnek demekti. Maalesef örnek alınabilecek bir öğretmen modeli yok günümüzde. Öğretmen annedir, babadır, abladır, abidir. Bu yüzden saygı duyulmalıdır. Maalesef öğretmen adı altında bu şerefli mesleği ayaklar altına alan bir sürü öğretmencik var. Doğal olarak bu saygıyı hak etmedikleri için saygı da görmüyorlar.

SAĞLIK: Hastanelerdeki kuyruklar, dönen rüşvetler, gece nöbetinde uyumak için hastayla ilgilenmeyen hemşireler, yakınları için ön sırayı alan özel güvenlikçiler, yoğun bakım ünitesine sigara kokan elleri ile terasta gezdiği terlikle ve kahve fincanı ile giden hasta bakıcıları, basit bir ameliyatta anestezistin hatası yüzünden masada kalan hastalar vs...

Bir de şehitlere değinmek istiyorum. Ya benim anlamadığım zenginlerin, başkanların veya siyasilerin hiç mi oğlu yok ya da bunların hepsi mi bekar? Yüzlerce binlerce ana kuzusu şehit olurken ne hikmetse bu kesimin çocuklarının askerlik yaptığı bile yok. Şehitlerin evlerini görüyorum. Hiçbirisinin havuzlu villası yok. Çiftçi Ahmet amcanın oğlu, işçi Ali amcanın oğlu, çoban Mustafa amcanın oğlu, evler kerpiçten, maddi zorluk içindeler, içim sızlıyor. O saygın kişilerin oğulları can taşıyor da garip köylünün çocuğu can taşımıyor anlaşılan. Ya da bu vatan uğruna verdiği canı değersiz…

Yanlış anlaşılmasın iktidar partisinin düşman falan değilim. Bende oy verdim ülkemi daha iyi yerlere getirecek, vatanıma sahip çıkacak ve vatandaşıma eşit imkanlar sağlayacak diye… Doğal olarak vatandaş olarak eleştirme hakkım da var bence. Adil, adaletli, medeniyet zihniyet dedikleri bumu ya da ben mi yanlış anladım.

Bana ‘KPSS’ye gir atanırsın belki’ diyorlar. Giremem dostlarım geçen sene girdim puanım yüksekti ama atanamadım. Aynı bölümden bir arkadaşım atandı, üstelik puanı benden çok çok düşük olmasına rağmen. Nasıl oldu bu iş diye sordum, “Milletvekili tanıdığım vardı, o halletti” dedi. O zaman anladım hiçbir zaman atanamayacağımı ve ne kadar yüksek puan alırsam alayım bir faydasının olmayacağını. Çünkü benim milletvekili veya bakan bir akrabam ya da tanıdığım yok. Bende vazgeçtim ya da vazgeçirdiler bu kutsal meslekten.(Bu yazıların hepsini kanıtlayabilirim, bir yerden duymadan, bunları bizzat yaşadım.)

Mutlu olsunlar daha benim gibi nice atanamayıp şoförlük, garsonluk, emlakçılık, pazarcılık yapan öğretmen var. Allah sonumuzu hayretsin.

Ama şöyle de bir ayet var: “Siz nasılsanız başınıza öyle insanlar getirilir” diye. Demek ki asıl bozukluk bizde, biz böyleyiz ki başımıza bunları biz getirdik. Dostlarım silkelenin kendinize gelin, bu gidişe bir “Dur” diyelim. Kusura bakmayın içim yanıyor paylaşmak istedim. Başınızı ağrıttıysam hakkınızı helal edin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık