• 12 Haziran 2019, Çarşamba 9:10
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

DAVUTOĞLU’NUN PARTİ HAREKETİ

An itibariyle Ak Parti üyesi olan, partinin eski genel başkanı ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu bayramı Konya’daki konutunda geçirdi.

Davutoğlu’nun  konutunun bayram süresince ziyaretçi akınına uğradığını, eski başbakanın konutunda üç ayrı odada ziyaretçilerini kabul ettiğini ve ziyaretçilere gün boyu 15-20’şer dakikalık konuşma yaptığını öğrendik. Konuta “çat kapı” girip çıkan   bilgi  kaynağımız “Ahmet beyin konutu tekke gibi.Bir hayli gelip, giden var.Gerçekten çok kalabalık. Her yerden, her şehirden gelenler  var.” Dedi.

Bilgi kaynağıma ‘Eski başbakanın yakın çevresinde kimler var, tanıdık isimler var mı?’ diye sordum. Geçmişte Ak Parti’nin içinde önemli görevlerde bulunan, bakanlık ve parti üst düzey yöneticiliği yapan bir takım  isimlerin olduğunu öğrendim. Sonra 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan  genel seçimlerde Davutoğlu’nun milletvekili yaptığı bazı  isimlerin olduğunu öğrendim. Ayrıca Ege Bölgesi’nden, Akdeniz Bölgesi’nden, Orta Anadolu Bölgesi’nden, Doğu Anadolu Bölgesi’nden, Güneydoğu Anadolu  Bölgesi’nden çok sayıda eski/yeni milletvekili, yine bu bölgelerden çok sayıda eski/yeni parti yöneticisinin Davutoğlu ile birlikte hareket  ettiklerini öğrendim. Onun hareketine gönül bağlayan ve destek veren başka partilere mensup insanlar da varmış.

Görünen hatta kesin  olan o ki, Ahmet Davutoğlu  yeni partinin temellerini atıyor. Ak Parti’den, yeni bir parti çıkacağının en güçlü  sinyalini Davutoğlu vermiş durumda. İkinci bir  yeni parti olur mu? Abdullah Gül destekli, Ali Babacan’da bir parti  kurabilir mi? Bunun gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğini önümüzdeki bir kaç ay içinde göreceğiz.  Peki Ak Parti’den iki yeni parti çıkar mı? Çıkabilir fakat bunlardan birisi tabela partisi olarak kalır. Ak Parti bünyesi bu kadar fazla bölünmeye  izin vermez. Sonra böyle bir durum Ak  Parti’nin siyaseten yok olması anlamına gelir ki, partililer işte buna fırsat vermez.

Ahmet Davutoğlu  farklı çalışmaları aynı anda yürütüyor. Bir yandan yoğun bir şekilde yeni parti faaliyetlerini sürdürürken, diğen yandan da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki  idari tasarrufları ve Ak Parti  içindeki gelişmeleri takip ediyor. Dozu iyi ayarlanmış tepkiler veriyor. Fazla ayrıntıya girmeden önemli konularda  görüş beyan ediyor. Üstü kapalı diplomatça eleştiriler yapıyor. Her ne kadar böyle olsa da yaptığı eleştirilerin muhatabı da, adresi de belli.  Bu arada   ülkede yaşayan bir çok insanın, Davutoğlu dönemindeki icraatlardan bilgisi de, haberi de var. Dolayısıyla geçmişte yaşanan bazı olumsuz icraatları, karşı tarafa yıkmak doğru değil. Mesela  Geçmişte “Büyük başarı” olarak gösterilen ama bir müddet sonra “Başarı” gibi gösterilen  o olayın aslında “Başarı” olmadığı anlaşılınca, “köşe bucak kaçmak”  dönemin sorumlularını kurtarmıyor. Neyse,  bu bahsi-diğer bir konu. Günün birinde  gerekirse yazarız.

Ahmet Davutoğlu’nun farklı çalışmaları aynı anda yürüttüğün söylemiştik. Yani  yeni parti çalışmalarını, Külliye’deki idari tasarrufları ve Ak Parti içindeki gelişmeleri doğal olarak  takip ediyor. Davutoğlu son olarak Yüksek İstişare Konseyi  ile ilgili bir değerlendirme yaptı.  Çok sert olan  o değerlendirmesinde şöyle dedi “ Bir devlet adamı olarak gördüğüm, İslam dünyasındaki en büyük eksiklik bir iç muhasebe yapacak düşünce özgürlüğünden yoksun olmaktır. Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde istişare anlamını kaybeder. İstişare ortak akıl yoculuğuysa orada bulunan herkesin düşüncesini rahatlıkla üretebileceği bir ortam olmalı. Eğer düşünce özgürlüğü yoksa muhasebe anlamını kaybeder. Eğer düşünce özgürlüğü yoksa istişare sadece merasimden ibaret olarak kalır. İstişarenin asgari gereği düşünce özgürlüğüyse düşünce özgürlüğünün asgarisi de eleştiriye açıklıktır. Düşününüz ki Hz. Ömer’den savaş ganimetlerinin hesabını soran ashabı överken, kendimize dönük en ufak bir eleştiri olduğunda sorgulamaya başlıyoruz. Oysa Hz.Ömer’e kalkıp  bu soruyu soran ashaba, sahabeye kimse Sasani ya da Bizans muamelesi yapmamıştır.”

Bu sözler gerçekten çok ağır. Yenilir, yutulur cinsten değil.

Biz Ahmet Davutoğlu’nun kuracağı  yeni partiye dönelim. Kendisinin sırtında döneminden kalan icraat kaynaklı  kamburlar var. O kamburları ne yapacak, sırtından nasıl atacak? Sadece bir icraatından söz edelim..Mesela ülkede her geçen gün biraz  daha sorun teşkil eden, ülkenin şehirlerini, mahallelerini, sokaklarını rahatsız etmeye başlayan,  ülkenin ekonomik kaynaklarını sömüren, ülkede asayiş ve güvenlik sorunu haline gelen, toplumun  hızla genetiğini bozan ve bu nedenlerle de Ak Partiye son seçimlerde oy  kaybettirdiği düşünülen Suriyeli mülteciler ülkemize ne zaman gelmeye başladı ve nasıl geldi?  O dönem durduk yerde  Suriye’de  yeni bir rejim politikasının sahibi, mimarı kim?  Top taca atılacak ve hele de karşı tarafa yıkılacak gibi değil.          

Davutoğlu,  yeni parti kurma çalışmalarını yürütürken döneminin kötü icraatlarının üstünü  örtmemeli. İcraatlarına  sahiplenmeli ve bugün bazı icraatları sorun alanı olan konularda ne düşündüğünü de anlatabilmeli.  Yani sorunlar hakkında ne düşünüyor, ne yapacak?

Siyasetçilerin geçmişi  “yok “ sayması ve kabull etmemesi kolay değil.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık