);*} AZALAN ÜRETİM-BÜYÜME HIZI
  • 19 Nisan 2019, Cuma 8:46
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

AZALAN ÜRETİM-BÜYÜME HIZI

İlk önce yaptığımız bir görüşmeden söz etmek istiyorum. Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikası olan, ülkedeki siyasi/ekonomik gelişmeleri yakından takip eden dostuma ‘işler sanayide nasıl?’ diye sordum.

İşte o cevap “Çok kötü. Herkes işçi çıkartmaya başladı.İşler yavaşladı. Üretmekte zorlanmaya başladık.Ayrıca ürettiğimizi satmakta zorlanıyoruz. Pazarlar daraldı. Para dönmüyor.Borçlarımızı ödemeye çalışıyoruz. Elektrik borcunu ödeyemediği için, MEDAŞ tarafından elektiriği kesilen önemli fabrikalar var Organize Sanayi Bölgesi’nde. Bu arada batan “marka” firmalar var.”

Neden, ne oldu da işler kötü gitmeye başladı? Dedim.              

Konuştuğumuz  dostumuzun cevabı kısa ve net oldu. “Bir kere ülkede yaşanan gelişmelerden dolayı psikolojik bir etki var. Tabi bir de gerçekler var. “Nedir o gerçekler?” diyeceksiniz. Onun için siz  sormadan ben söyleyim.  Kurdaki artış sanayide işlerin  gerilemesinde en büyük etken oldu. En baba firmalar bile ürettiği malı  pazarlamakta ve ihraç etmekte zorlanıyor. Arkadaşlar ihraç edebilmek için dünyanın belli başlı ülkelerine gidip, geliyor. Yani sanayici çözüm bulmaya çalışıyor ama  yeterli olmuyor. Hakikaten sanayici olarak hayatımızın en zor yıllarını yaşıyoruz.”

Kısa görüşmemizin sonunda, sanayici dostumuz öyle bir şey söyledi ki  şaşırıp kaldık.

“Sanayide bizlerin kullandığı elektiriğe 2018’in Mart ayıyla, 2019’un Mart ayı arasında yüzde 90 oranında toplam zam yapıldı. Elektirik maliyeti artan en büyük  girdimiz oldu. Başka sebepler de var ama sanayici en çok artan elektrik fiyatlarından muzdarip.”

Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükçü ile oturup bu konuları konuşacaktık. Bir de ondan alacaktık sanayideki  fotoğrafı. Lakin bizim özel bir mazeretimizden dolayı bu görüşmeyi ertelemek zorunda kaldık. Önümüzdeki günlerde görüşünce Kütükçü’nün değerlendirmelerine de burada yer vereceğiz.

Üretim-Büyüme ekseninde ülkede meydana  gelen gelişmelere bakalım bir de.          

Bir çok sektörde son aylarda ciddi manada üretim sıkıntısı yaşanmaya başladı.

Üretim sıkıntısının yoğun yaşandığı sektörlerin başında tarım,sanayi ve enerji sektörleri bulunuyor.

Tarım sektöründe bazı mal ve bitkilerde üretim büyük oranda geriledi. En başta bakliyat üretimimizde büyük düşüşler oldu. Ayrıca buğday ve arpada da ekim alanları azaldı. Bu durum bakliyat ve tahıl  üretiminde Türkiye’nin açığının daha da artacağını ve dolayısıyla ithalat mecburiyetinin doğacağını gösteriyor.

Tarım sektöründe üç önemli girdi bulunuyor. Kimyevi gübre,mazot  ve elektrik.          

Gübre fiyatlarındaki artış yapılan onca müdahaleye rağmen durdurulamıyor. Geçtiğimiz yıllarda gübredeki KDV sıfırlandı. Fakat üretici bundan fazla yararlanamadı. Çünkü  gübreye durmadan zam yapıldı. Son bir yılda gübreye yapılan zam yüzde 115 ile yüzde 80 arasında değişiyor. Gübrenin hammeddesinin ithal ediliyor olması ve bazı gübre çeşitlerinin de doğrudan ithalı, gübre fiyatlarındaki artışı tetikliyor ve bu sorun bir türlü çözülemiyor.Sonuçta üretici gübre alamıyor öyle ki üretici için çok önemli olan “taban gübresi” dahi,  neredeyse alınamıyor ve kullanılamıyor.

Tarım sektöründe ekim alanları daraldıkça daralıyor ve azalıyor. Gübre ve enerjide dışa bağımlılık  bir  çok sökterde olduğu gibi, tarım sektörünü de olumsuz etkiliyor. Bunun için yapısal reform şart ama onu bir türlü yapmıyoruz ya da yapamıyoruz.

Sanayiye gelince.

Sanayide üretim düştü.Yazının başında Konya  Sanayisinden örnekler verdik. Konya Türkiye’den bağımsız olmadığına göre her yerde aşağı yukarı aynı sıkıntılar yaşanıyor. Bu arada sanayinin edinmekte ve kullanmakta zorlandığı enerji sektöründe de, kriz  derecesinde sıkıntısı sözkonusu. TOBB verilerine göre Ocak 2019’da sanayi kesiminde tüketilen elektrik yüzde 12, tarımsal sulama için kullanılan elektrik kullanımıda yüzde 60 oranında azaldı. Öte yandan enerji şirketleri de sıkıntıya girmiş görünüyor. Mesela TOBB verilerine göre  Şubat ayında en çok kapanan şirket elektirik enerjisi üretiminde faaliyet gösteren şirketler oldu. Bu sektörde sadece Şubat ayında 136 şirket kapandı. Enerji şirketlerinin 50 milyar dolar borcunun olduğu  tahmin ediliyor.            

Gelelim şehirlerin fakirliğine ve büyüme hızına..          

Üretim daralınca en başta insanlar, şehirler ve ülkeler fakirleşiyor.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı dikkat çeken bir araştırmaya imza attı.

Vakıf, illerin  2018’de fakirleştiğini tesbit etti.

Vakıf, illerin büyüme hızı noktasında da enterasan bir sonuca ulaştı. Diğer  illeri bir kenara bırakalım ve yaşadığımız şehre, Konya’ya bakalım.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı yayımladığı raporda aynın şöyle diyor :” Türkiye’de bulunan iller arasında en düşük büyüme hızı yüzde 0.9 ile Konya’da görülürken, Konya’yı yüzde 1.0 ile Kırşehir ve yüzde 1.2 büyüme hızıyla Ankara takip etti.”        

Türkiye’de en hızlı büyüyen iller ise yüzde 6.0 ile Muş, Yüzde 5.5 ile Ağrı ve yüzde 5.2’lik büyüme hızıyla Iğdır olmuş.

İyi mi? 

Bizim meslek odalarımız, siyasetçilerimiz ve yerel yöneticilerimiz Konya’nın büyüme hızı konusunda ne biliyor ve ne düşünüyor acaba?

Verecekleri cevap varsa, yazarız.    


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık