);*} Secdeye Koy Baş, Rabbe Yaklaş! (1)
  • 16 Mart 2018, Cuma 7:32
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Secdeye Koy Baş, Rabbe Yaklaş! (1)

İlk inen ayetler… Semanın; yerle, gelen vahiy meleği ve inen ilahî ayetlerle bir kez daha buluştuğu anlar: Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yarattı. Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir. (Alak, 96/1-5)

 Bu ayetlerde Yüce Rabbimiz, insanı okumaya davet ediyor. Okuyup anlamaya, düşünmeye ve hakikati bulmaya çağırıyor. Kainat Kitabının en büyük ayeti olan insanı kendi yaratılışını okumaya davet ediyor. Zira Kainat Kitabının bu büyük ayetini okuyup anlamakla insan, Kur’an ayetlerini anlamaya ve bu ayetlerin en büyüğü olan Yüce Allah’ı tanımaya başlayacaktır. Zaten her iki kitabın sahibi de Yüce Allah’tır ve her iki kitabın ayetleri birbirini açıklar ve yorumlar.

 İnsanın aşılanmış yumurtadan yaratıldığını ifade eden alak kavramına ilgi/alaka/sevgi anlamları da verilmiştir. Dolayısıyla insan, Yüce Yaratıcısıyla irtibatını kesmeden okumalı, O’na yakın olmak için okumalıdır. Çünkü insanı Yaratıcısından koparan bir okuma eylemini Kur’an tasvip etmemiştir. Bu yüzden surenin ilk kelimesi oku emri olurken, son kelimesi de yaklaş emrini dile getirmektedir. Yani okuma, O’na yaklaşmaya zemin oluşturmalıdır. Onun için, O’nun adına ve O’nun adıyla okunmalı. Okuma eylemi başta olmak üzere tüm hayırlı eylemlere Rahman ve Rahim olan Allah adıyla deyip besmele çekebilmeli.

Yaratan yalnızca Yüce Allah’tır. Tarih boyunca tanrılık davasına kalkışan hiç kimse yaratıcı olduğunu iddia edememiştir. Putlara tapanlar da, taptıklarının yaratıcı olduklarını söyleyememişlerdir. Bunun için herkesin yaratıcısı olan Yüce Allah ile bağlantılı olması, O’na kulluk etmesi ve bunun gereği olarak da O’nun adıyla okuması gerekmektedir. Yüce Yaratıcı, yarattığı hiçbir varlıktan, pek tabii ki varlıkların en şereflisi olarak yarattığı insandan vazgeçmemiştir. Bu yüzden Rabbinin adıyla buyurmuştur. Evet, senin Rabbin, senin sahibin, yaratıcın ve yöneticin olan Allah’ın adıyla…

Alak suresinin ikinci bölümündeki ayetlerde ise, Allah’ın ayetlerini okuyarak O’nu tanıyan ve O’na kulluk için harekete geçen ve kulluğun en güzel göstergesi olan namaz için huzurda duran gerçek kuldan ve bu kulu huzurdan alıkoymaya çalışan inkâr mantığından bahsedilmektedir. Bununla insanlardan saflarını belirlemeleri isteniyor. Gerçek kul olarak Yaratanın huzurunda durmak mı, yoksa Ebu Cehillerden yana taraf olmakla şeytanların yanında olmak mı? Zaten şeytan da Allah’a secdeden kaçındı, onun yoldaşları olan Ebu Cehiller de. Putlara secde etmekte bir sakınca görmeyen bu tipler, Allah’a secdeden imtina ettiler, bununla da yetinmeyip secdeye varmak isteyenlere engel olmaya kalktılar. Ne var ki, Allah’ın nurunu söndürmeye hiç kimsenin gücü yetmemiş ve yetmeyecektir. Secdeli pek çok melek gibi, pek çok insan da secdelilerden olmaya devam etmektedir ve edecektir de.

"Sakın sen uyma ona; secde et Rabbine ve yaklaş O’na."

Surenin secde ayetini de içerisine alan ikinci bölümü, davetin ilerleyen yıllarında inmiştir. Hz. Peygamberin Kabe'de namaz kılmaya başladığı bir dönemde, onu namazdan alıkoymaya çalışan Ebu Cehil ve benzeri inkârcıları uyarmak üzere inmiştir. Hz. Peygamberin yolunda giden her davetçi, benzeri engellemelerle karşılaşabileceğinin bilincinde bu ayetleri okumalıdır.

Rivayetlere göre Ebu Cehil, Peygamberimizi namazdan alıkoymayı planlamış ve bunu mutlaka yapacağını söylemişti. Nitekim o, buna teşebbüs de etmiş, ama sonuçta emeline ulaşamamıştır. Ama ayet, sanki bu engelleme fiilen gerçekleşmiş gibi gelmiştir. Buna göre ayet, namaz başta olmak üzere insanları, kulluktan alıkoymayı tasarlayan kimse ve odaklar için bir uyarı ve tehdit olarak gelmiştir. Fiili engelleme olmasa bile, böyle bir engellemeyi düşünüp planlamak, bunun için kararlar almak o işi yapmış gibi olup bu ayetin içerisine girmektedir.

Ayetlerde ne namaz kılanın adı geçiyor, ne de onu namazdan alıkoyanın adı ve ne de olayın geçtiği yerin adı geçiyor. Çünkü Kur’an, isimlerle değil icraatlarla uğraşır. Dolayısıyla her zaman ve her yerde, bir kulu/yahut kulları namazdan/ibadetten/kulluktan alıkoyan herkes bu ayetin kapsamı içerisine girer.

Kulluktan kişiyi alıkoyan bazen kendi nefsi/şeytanı olabilir, bazen çoluk çocuğu ve konumu olabilir, bazen eşi dostu arkadaşı olabilir, bazen de başka kişi ve kurumlar olabilir. Her kim olursa olsun, bu ayetler onlara karşı okunmalı ve asla onların engellemeleri kişiyi kulluktan alıkoymamalıdır.

"Sakın sen ona uyma; sen secde et ve yaklaş."

O halde ey insan, sen o azgınlara uyma, onlara kulak verme, onların engellemelerinden etkilenme. Sen Keremli Rabbinin çağrılarına kulak ver. O'nun ayetlerini oku, düşün ve gereklerini yerine getir. O'na döneceğinin ve O'nun huzurunda olduğunun bilincinde yaşa, azıp taşanlara uyma, bu dinginlik ve yoğunlukla secdeye kapan, O'nun emirlerine boyun eğ ki, O'na yaklaşasın, O'nun katında değerin ve derecen artsın. Rabbin adıyla okudun, doldun, bu bilinçle huzurda durdun, artık hiçbir engel seni O’nun yolundan alıkoyamaz. Bu kulluk yoğunluğu içerisinde secdeye koy baş ve O’na yaklaş!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık