• 28 Nisan 2017, Cuma 7:35
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

RUH-BEDEN, MÂNÂ-MADDE BÜTÜNLÜĞÜ

Ruh - beden, mânâ - madde, metafizik - fizik, şekil ve muhteva, iç - dış birbirini tamamlayan unsurlardır. Bunlardan birinin sağlamlığı, donanımlı oluşu, güzelliği ve mükemmelliği diğerine yansır. Aynı şekilde birinin zayıflığı, yüzeyselliği, çürük ve kötü oluşu da diğerine akseder.

Dış için aynasıdır. İç olmadan dış olmaz, madde olmadan mânâ bir anlam ifade etmez. Asıl olan mânâdır, ruhtur, içtir, özdür; ama bu maddenin, bedenin, dışın, sözün, eylemin gereksiz olduğu anlamına gelmez. Belki bunlar birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır. Biri olmadan diğeri tam olmaz.

Kur'ân, hedeflediği mükemmel / kâmil insan tipini inşa ederken önce onun gönül dünyasını dizayn eder. Bunun için de onun duygu ve hislerini harekete geçirir. Ardından insanın aklına/ beynine hitap ederek onun düşünce/ fikir dünyasını kurar. Bundan sonra iç dünyaya atılan sağlam temellerin, söylem ve eylemlerle dış dünyada kendisini göstermesi hedeflenir.

Kur'ân'a göre iman ağacının kökleri ve kök hücreleri gönüllerde ve beyinlerdedir. Sağlam kökleri olan bu ağacın gövdesi, dal, yaprak ve meyveleri ise, söylem ve eylemlerle kendini gösterir. Kur'ân'ın çizdiği bu İman/İslam ağacı her yerde, her zaman ve her şartta kesintisiz meyve vermeye devam eder. Onu günü birlik olaylar, dış unsurlar değiştirmez, etkilemez ve meyve vermesine engel olmaz. Kur'ân'ın söz konusu iman /İslâm ağacı şu ayetlerde eşsiz bir biçimde resmedilir:

"Görmedin mi Allâh nasıl bir benzetme yaptı: Güzel söz, kökü yerde sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.

O ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allâh, öğüt almaları için insanlara böyle benzetmeler yapar.

"Kötü sözün durumu da gövdesi yerin üstünden koparılmış, sâbit olmayan kötü bir ağaca benzer." (1)

İÇ DÜNYANIN DIŞA YANSIMASI:

Öte yandan Kur'ân'da, Kur'ân insanlarının iç dünyaları kadar, dış dünyalarının/ dış görünüşlerinin de düzenli, mükemmel ve disiplinli olduğunu belirten ayetler yer alır:

"Muhammed Allâh'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kâfirlere karşı katı, birbirlerine karşı merhametlidirler. Onları, rükû' ve secde ederek Allâh'ın lütuf ve rızâsını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır." (2)

"Rahmân'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevâzı olarak yürürler, câhiller kendilerine laf atarsa "Selâm" derler." (3)

"Allâh, kendi yolunda kenetlenmiş binâlar gibi saf bağlayarak çarpışanları sever."(4)

İlk olarak ayetler, şekli düzgünlüğe, disiplin ve düzenin önemine vurgu yapıyor. Müslümanın her işi plânlı, düzenli ve mükemmeldir. Örneğin namaz, öncelikle bir takım şekiller manzumesidir. Hac da öyle, diğer ibadetler de belli bir plân ve düzen içerisinde yapılır. Sözgelimi zekât, belli zamanlarda, belli ölçülerde ve belirli kimselere verilir. Onu rastgele zamanda, ölçüsüz bir şekilde, herhangi bir kimseye vermek caiz değildir.

Şekli, dış görünüşü düzeltmek, içi düzeltmekten daha kolaydır. Kolayı başaramayanın zoru başarması daha zordur.

Peygamberimiz, dış görünüş itibarıyla düzenli bir kimse idi. Giyinip kuşanması, yemesi içmesi, oturması kalkması, abdesti namazı, her şeyi belli disiplin içerisinde idi. Müslüman da öyle olmalıdır. Zira ilk ayet, Muhammed'le beraber olanlar, serlevhasıyla, peygamberle beraber olmanın önemine dikkat çekmekte ve peygamberle beraber olmanın şartlarını sıralamaktadır.

İkinci olarak ayetler, Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğe dikkat çekmektedir. Hedef ve amaç birliği son derece önemlidir. Toplu vurdukça yürekler, onu top dindiremez, diyen şair buna işaret ediyor. Müslümanları bir araya getiren şeyler, asgarî müşterekler değil, azamî müştereklerdir. O yüzden Müslümanlar, onları öne çıkarmalı, onları gündeme getirmeli ve o azamî müşterekler etrafında kenetlenmelidir.

Asgarî müşterekler etrafında bir araya gelmek, belki Müslümanların dışındaki insanlar için söz konusu olabilir. Müslüman, onların insan oluşunu, onların da Yüce Allah'ın kulu oluşunu, Yüce         Yaratıcının onlara da rızık verdiğini düşünerek onlarla bir arada yaşayabilir, onlarla meşru ilişkiler içerisine girebilir.

Üçüncü olarak, ayetlerde savaşta askerlerin saf saf olmalarının gereğine vurgu yapılmaktadır. Savaşların şekil ve yöntemi değişebilir. Bu ayetler indiğinde yüz yüze, göğüs göğse çarpışmalar    olurdu. Bunun için düzgün ve görkemli saflar halinde olmak son derece önemli idi. Bugün neferler, cephe gerisinde farklı mevzilerde çarpışmalara katılır. Ama bu durumda da askerî disiplin, ast-üst ilişkisi, emir- komuta çizgisi son derece önemlidir. Askerler arasında kaynaşma, yardımlaşma ve dayanışma son derece önemlidir. Bunun olabilmesi için de fertlerin aynı amaç ve gaye doğrultusunda eğitilmesi, aynı değerler etrafında bir araya gelmiş olmaları gerekir.

Dördüncü olarak ayetler, kalpte kökleşen iman ruhunun, dış dünyaya, dış görünüşe ve söylem ve eylemlere nasıl yansıdığına dikkat çekiyor. Zaten ruh, beden organlarını canlı tutmasıyla varlığını hissettirir. İman ve ibadetlerin ruhu da böyledir. Onlar da sahibinin dış dünyasına yansımalı, onun söylem ve eylemlerini inşa etmelidir. İbadetin diri ve dinamik olmasının anlamı budur. Sözgelimi kılınan namaz, sahibini her türlü kötülük ve densizliklerden alıkoymalıdır. Yani Müslüman gereği gibi namazı kılmalı, namaz da sahibini kâmil bir mü’min kılmalıdır. Tutulan oruç, sahibini istikamette tutmalı,sapkınlıktan korumalıdır. Diğer ibadetler de böyledir.

Dipnotlar:

1- 14 İbrahim, 24-26.                                                                                                                                                         2- 48 Fetih, 29.                                                                                                                                                                     3- 25 Furkan, 63.                                                                                                                                                               4- 61 Saf, 4.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık