);*} Rabbimizle Aramızdaki Bağ (2)
  • 27 Ocak 2017, Cuma 7:27
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Rabbimizle Aramızdaki Bağ (2)

Kur'an kıssalarında geçmiş peygamberlerin bu uğurdaki fedakâr yaşantıları ile rablerine olan derin sevgileri nedeniyle katlanmak durumunda kaldıkları eziyetler aktarılmaktadır. Hz. Peygamber'in hayatı da bunun örnekleriyle doludur. İnsanları hak yola çağırmaya başladığı andan vefat edişine kadar geçen süre göz önüne getirildiğinde, bedensel eziyetler ve vatanını terk etmek de dahil, çekilen çileli hayatın sebebinin sadece Allah sevgisi olduğu çok iyi anlaşılır.

 Onun yaşamı, Allah'a kulluğu yerine getirmenin, emir ve yasaklarına uymanın ve yaratana meftun oluşun tarifi imkansız hazzının canlı örneğidir. Yüce yaratıcıya karşı gösterdiği hassasiyet, bu sevginin dışarı yansımasıdır. Namazları eda ederken kendini ibadete vermesi, Rabbin huzurunda durmanın keyfini yaşaması, hacda coşkunluk göstermesi, yoğun sevgisinin inanılmaz hafifliğiyle hayatını nafile namaz ve oruçlarla bezemesi, ondaki muhabbetin zirvede oluşunun bazı yansımalarıdır.

Rasûlullah, Allah'ı sevmenin hayata yansımasını örnek yaşamıyla mü'minlere bizzat gösterdiği gibi, yaptığı sohbet ve konuşmalarda yönlendirici olmuş, Allah'ı sevmenin hayata nasıl yansıtılacağını öğretmişlerdir.

Abdestin hakkının verilerek alınmasını, namazın erkânına uyularak huşu ile kılınmasını, oruç esnasında sadece aç kalınmayarak nefse sahip olunmasını, kötü sözlerden sakınılmasını istemesi; hacda kulun kendisini tamamen Allah'a vererek otları koparmaktan bile uzak kalmasını buyurması; zekat verilirken malın en kötüsünün verilmesinden sakınılmasına dikkat çekmesi…

İbadetlerin sadece şekilde kalmamasını, ruha kadar inmesini, sevgisi kalbi kuşatması gereken yaratıcının talebine gönülden icabet edilmesini arzulamasındandı. Başka bir ifadeyle, kulun hem kalben, hem bedenen Allah'a yönelmesini büyük bir iştiyakla istemesindendi.

Gerçekten de kul, Allah sevgisini kalbinin her zerresine hakim kıldığında ibadetler ona yük olmaz, yerine getirilmesi gereken sevgilinin talepleri haline dönüşür. Hayat öyküleri hepimizce malum olan Şah-ı Nakşibend, Abdulkadir Geylani, Hacı Bektaş, Yunus Emre gibi gönül ehli insanların yaşantıları Allah sevgisinin hayata nasıl aksettirileceğinin örnekleridir.

Gönülden yerine getirilmeyen ibadetlere gelince, kalplerin içindekini kalbi taşıyandan daha iyi bilen Allah, elbette sahibine tam karşılık vermeyecektir. Bunun anlamı birbirlerini sevmeleri gereken iki taraftan birinin sevginin gereğini yerine getirmediğidir. Bu nedenledir ki bütün bir hayatını Allah'a kullukla geçiren Hz. Davud'un dualarından birisi şuydu: "Allahım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli talep ediyorum. Allahım! Senin sevgini nefsimden, ailemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl." (Tirmizi,  3499)

İnsan, Allah sevgisini gönlüne kopmayacak bir şekilde yerleştirdiği zaman, hayata bakışı da değişecektir. Karşılaştığı sıkıntı ve problemleri, kendisinin sevgili tarafından sınandığını düşünerek daha olgun karşılayacaktır. Sorunlar karşısında hayata küsmeyecek, yaşamla olan bağını koparmayacaktır. İnsan böyle olduğunda hiç şüphesiz ruh dünyasında da dingin olacaktır. Nice insanlar vardır ki, yastığa başlarını koymaları ile uyumaları arasında çok uzun bir zaman geçer. Hatta uykularının başlangıcı zihinsel olarak en yoruldukları zaman dilimidir.

Bu, insanın, hem problemlerini yirmi dört saat içine yaymasından, hem de karşılaştığı her sorunu metanetle karşılayamamasından kaynaklanmaktadır. Çağımızın hastalıklarından olan stres ile buna bağlı hastalıkların hiç şüphe yok ki, kökeninde, insanın sorunlarına nasıl yaklaşacağını bilememesi yatmaktadır. Allah'la olan irtibatın kesilmesi nedeniyle insan yaslanacağı ve sevgisine ihtiyaç duyacağı bir varlığı yanında bulamayınca bunalımlar ve diğer rahatsızlıklar kendisini göstermektedir. 

Ne mutlu yüreği Allah'a hem de mü'min kardeşlerine karşı sevgiyle dolu olanlara. Bu sevgiyi hayatının her alanına hakim kılarak etraflarına mutluluk kaynağı olanlara...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık