);*} O'NA KARŞI BİZ NE YAPTIK?
  • 19 Mayıs 2017, Cuma 8:21
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

O'NA KARŞI BİZ NE YAPTIK?

O'nun ümmeti olduğumuzu iddia ettik, ama onu layıkıyla tanıyamadık ve dünyaya doğru bir şekilde tanıtamadık. Bizim yaptığımız yanlışlar ve yanlış imajlar ona maledilir oldu.

O'nu yaşayamadık ve yaşatamadık, onun hayatını bir bütün olarak yaşayıp insanlığa bir örnek sunamadık.

Salavatları dilimizden düşürmedik belki, ama salat selam okumayı O'na bağlılık andı olduğunu fark edemedik.

Başkaları karikatürleri ile ona hakaret etti, biz ise O'nun siret ve sünnetini terk ederek.. Başkaları inkar ederek O'na hakaret ettiler, bizse inandık diyerek..

İşte O'nun hayatından ve bizim hayatımızdan birkaç örnek:

O, doğru ve dürüsttü. Bizim güvenilirliğimiz kalmadı. Ne birbirimize, ne işimize, ne malımızın kalitesine, ne başka bir şeyimize.

O, vefalıydı. Vefasızlık bizim mesleğimiz oldu.

O, insanları severdi. Sevgisizlik sanatımız oldu.

O, Allah için sever, Allah için öfkelenirdi. Biz ise dünyalık için sever ve öfkelenir olduk.

O, insanlık sevdalısıydı. Bizse insandan kaçar ve yalnızca kendimizi düşünür olduk.

O, hesabını dünya ve ahirete göre yapardı. Bizse hesabımızı yalnızca dünya üzerine kurar olduk.

O, kâinatı, çevreyi ve hayvanları severdi. Biz ise çevre katilleri olduk.

O, azimli, kararlı ve sabırlıydı. Bizse kararsız, aceleci ve sızlanır olduk.

O, çalışkandı, üretkendi. Tembellik, vakit öldürme bizim şiarımız oldu.

O, fedakardı, diğerkâmdı. Bizse bencilleştik.

O, düzenli ve disiplinli idi. Biz ise keşmekeş, rastgele bir hayatın adamı olduk.

O, cömertti. Bizse cimrileştik.

O'ndaki bitmek tükenmez güzellikler ve bizim hayatımızdaki O'na yakışmayan densizlikler!

Ve O, bize bıraktığı iki kutsal emaneti Kur’ân ve Sünnetiyle bugün de bizi doğru, iyiye, güzele, hakka çağırıyor. O'nun dipdiri ve ölümsüz mesajı yeniden ve bir bütün olarak yaşanmayı bekliyor. “Ey iman edenler! Allah ve peygamberi sizi hayat veren şeye çağırdığında O'na icabet edin” “Ey inananlar! Hepiniz topyekûn/bütünüyle İslâm’a/barışa girin.”

Ve yine O, bizi Kevserin başında bekliyor. İzinde gidenleri bağrına basmak için, yolunu terk edenleri oradan kovmak için! Her şeyiyle O'nun olanlara, O’nun uğruna baş koyanlara selâm olsun!

Yüce Rabbimiz, bize bir takım şeyleri emreder, ama ihtiyacı olmadığı için onları kendisi yapmaz. Sözgelimi O, namaz kılmayı bize emreder ama kendisi kılmaz. Oruç, hac ve diğer ibadetler de öyle. Ancak O'nun bir emri vardır ki önce kendisi onu yapar, sonra bizlere emreder. Bu emir peygamberi selâmlamaktır. Bu konuda O, şöyle buyurur:

"Doğrusu Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey inananlar, siz de tam bir teslimiyetle peygambere salât ve selâm edin."( 33 Ahzab 56. )                                                                                                                                              

Peygambere Yüce Allah salât eder, siz de salât edin. Ona salât etmenin gereğini ve önemini kavrayın ve ona göre salât edin. Peygambere salât etmenin sıradan bir şey olmadığını bilin. Tam bir teslimiyet, içtenlikle ve ciddiyetle ona salât ve selâm edin.                                                                               

Peygambere salât ve selâm etmek, onu saygıyla anmak, onu sevmek, onu tanımak, ona bağlı olmak ve ona dua etmektir. Onun, bunlara ihtiyacı yoktur, bunlara ihtiyacı olan biziz. Bilelim ki Peygambere salât ve selâm etmek, ona bağlı olduğumuzu, onun izinde olduğumuzu bildirmektir. O halde dilimizle ona selâm ederken, yaşayışımızla da ona benzemeli, söz ve davranışlarımızda onu izlemeliyiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık