);*} Nikâh İbadetinin Sonlanması ve Sonrasındaki Sorumluluklar (2)
  • 16 Şubat 2018, Cuma 7:38
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Nikâh İbadetinin Sonlanması ve Sonrasındaki Sorumluluklar (2)

Yüce Dinimiz, boşama yetkisini erkeğe vererek ona çok ağır bir sorumluluk yüklemiştir. Zira erkek kadına göre daha soğukkanlıdır. Karşılaştığı olaylara daha soğukkanlı bir şekilde yaklaşabilir. Kadın anneliğe göre dizayn edildiğinden, erkeğe göre daha duygusaldır ve çok çabuk karar verebilir. Bu asla, erkeğin kadından üstünlüğü yahut kadının erkekten aşağılığı anlamına gelmez. Çünkü tarih boyunca nice kadın, takva yarışında pek çok erkeğin önüne geçmiş, Allah katında büyük payeler kazanmıştır.

Boşama yetkisi, temelde erkeğe verilmiştir, ancak bu boşamanın erkeğin iki dudağı arasında olduğu anlamına gelmez. Erkek bu yetkiyi kötüye kullanarak canı çektiğinde, üften püften meseleleri bahane ederek bu yetkisini kullanmaya kalkamaz. Bugün bazı erkekler, bu yetkiyi kötüye kullanıyorlarsa, bu İslâm’ın değil, o bilinçsiz ve sorumsuz erkeklerin sorunudur.

 Bugün, kadın boşamayı sıradan bir iş olarak gören, şart olsun, üçten dokuza şart olsun gibi İslâm’dan kaynaklanmayan, belki geleneğin ürettiği cümleleri dillerine pelesenk etmiş erkekler vardır. Karısından uzakta, sözgelimi işyerinde alışveriş yaparken bu cümleleri kullanan, nikâhı üzerine yemin etmeyi marifet sayan erkekler vardır. Bu gibi durumlarda fıkhî sonuçlar ayrı bir konudur, ancak bunlar tasvip edilebilir şeyler değildir.

Nikâh kıyılırken yahut kıyıldıktan sonra kadın da isterse, boşama yetkisini alabilir. Buna tefvîz-ı talâk denir. Ancak bu hanımlara tavsiye edilmez. Çünkü kadın, fıtratının gereği basit meseleleri gerekçe göstererek bu yetkisini kullanmaya kalkıp, yuvayı yoktan sebeplerle sonlandırabilir. Oysa aile yuvasının yıkılması, yalnızca karı kocayı ilgilendiren bir olay değildir. Çocuklar başta olmak üzere, akraba olan pek çok insanı ilgilendiren, onları üzen ve onların birbirlerine düşman olmalarına sebep olan bir durumdur. Boşamaya sebep olanlar tüm bu veballeri düşünmek zorundadırlar.

Üçüncü olarak boşama yetkisi hâkime verilmiştir. Kocanın hanımına zulmetmesi, ailesini ihmal etmesi, kocanın kaybolması, uzun süre kendisinden haber alınamaması, uzun süreli hapis cezasına çarptırılması, onların bakımını üstlenmemesi, bütün bunlara rağmen karısını boşamaya da yanaşmaması gibi sebeplerle yetkili hâkim devreye girerek kadını boşayabilir. Görüldüğü gibi boşama sadece kocanın yetkisinde olan bir husus değildir. Bu konuda yetkili başka kimseler de olabilir.

İslâm boşama konusunu da bu yetkiyi elinde bulunduranların inisiyatifine bırakmamıştır. Bu konuda çok ciddî önlemler almıştır. Kur’an’da boşama ile ilgili pek çok ayet olduğu gibi, müstakil bir Talâk suresi vardır. Konu ile ilgili ayetler ve peygamberimizin uygulamalarından çıkan sonuca göre, boşamanın kuralları vardır. Erkeğin bir çırpıda karısını boşaması, fıkhî sonuç olarak boşamanın gerçekleşmesine sebep olsa bile bu, dinin tasvip etmediği bir şeydir. Bunun için kuralsız ve sorumsuz boşamalara talak-ı bidî yani bidat boşama denmiştir.

 Kuralına uygun boşama ise talak-ı sünnî yani sünnete uygun boşama olarak isimlendirilmiştir. Buna göre kuralına uygun boşama şu şekilde olmalıdır: Kadın temizlik süresi içerisinde önce bir talakla boşanır. Daha sonra karı koca beraber olmadan ikinci temizlik süresince yine bir talakla boşanır, yine birlikte olmadan üçüncü temizlik süresinde bir talakla boşanırsa boşama gerçekleşmiş olur. Bu usulün dışındaki boşamalar, İslâm’ın tasvip etmediği bidî boşamalardır. Karı koca şiddetli geçimsizlik vukuunda isterlerse karşılıklı rıza ile anlaşmalı olarak boşanabilirler (muhâlaa).

 Her şeyden önce boşama için meşru bir gerekçe olmalıdır. Tarafların aralarında yaşadıkları her problem, tartışma boşama sebebi olamaz. Zira hayat problemlerle baş etme mücadelesidir. Peygamber aileleri içerisinde bile bir kısım problemler olmuştur. Önemli olan bu problemlerin usulüne uygun bir şekilde çözme gayret ve çabası içerisinde olmaktır. İşte tam bu noktada Nisâ suresinin şu ayetleri devreye girer:

Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine yetkindirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce’dir, büyüktür.

Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi bilen ve haberdar olandır. (Nisâ, 4/34-35)

Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse, aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskançlığa meyyaldir. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan yakınırsanız bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır. (Nisâ, 4/128


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık