);*} Kurbanla Yüce Rabbe Yakınlaşmak (2)
  • 18 Ağustos 2017, Cuma 7:16
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Kurbanla Yüce Rabbe Yakınlaşmak (2)

Bizden öncekilerin hayat hikâyelerini ibret nazarıyla okuyup başkalarına da anlatmalıyız. Zira ayet, oku/anlat diye başlıyor. Mahiyeti farklı da olsa Kurban, Hz. Âdem’den beri devam ede gelen bir ibadettir. İbadetlerimizi Allah için yapmalı ve kabul edilmesi için dua etmeliyiz.

İbadetlerimizin kabul edilmemesi endişesi taşımalıyız. İbadetlerimizin kabul edilmesi, onların Allah için ve içtenlikle yapılmasına bağlıdır. Yüce Allah, kendisini tanıyan ve kendisinden sakınan muttakî kullarının ibadetlerini kabul eder. Kıskançlık, insanı kardeş kanını dökmeye kadar götüren kütü bir hastalıktır. Allah korkusu ise, kişiyi kötülüklerden alıkoyan bir duygudur.

İslam’a göre, haksız yere bir kişinin kanını dökmek, tüm insanlığı öldürmek gibi korkunç bir cinayettir. Kötülükleri başlatanlara, kötü çığır açanlara, onların yolunu izleyenlerin günahlarından da yazılır. Böylece onlar kendi işledikleri günahlara bir de başkalarına kötü örnek olma günahını eklemiş olurlar.

İnsanlık tarihi, devamlı hak-batıl, mazlum-zalim mücadelesine tanık olmuştur. Kıskançlıkla haksızlık yapmaya devam eden zalimler, kargalardan daha aciz varlıklardır.Her hayvanın yaratılış hikmeti vardır. Hayvanlar yaratılış gayelerine uygun hareket ederler. Hayvanlar pek çok konuda insanlara örnek olmuşlardır.

 Sözgelimi arılar ve karıncalar örgütlü çalışmada örnek olmuşlar. Kara, deniz ve hava hayvanları, kara-deniz ve hava taşıtlarının yapımında örnek ve model olmuşlardır. Burada da karga insana rehberlik etmiştir. Dolayısıyla dilimizde kuş beyinli, eşek kafalı, kılavuzu karga olanın… gibi deyimler kullanılsa da hayvanlardan alacağımız pek çok ders vardır.

İnsan, başına gelen olaylarda suçu başkasına atmayı bırakıp önce kendisini sorgulamalıdır. Son pişmanlık fayda vermez. Önemli olan, ilerde pişman olunacak yanlışlar yapmamak ve olanlardan ders almaktır. Fırsatlar elden kaçmadan tövbe etmesini bilmek gerekir. O halde kurbanlarımızı keserken, bizi Yüce Allah’tan ve O’nun rızasını kazanmaktan alıkoyan şeyleri bertaraf etmesini, onlardan kurtulmasını bilelim.

Unutmayalım ki kestiğimiz kurbanların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz. Kul olarak bizden O’na ulaşacak olan takvadır, O’nu hesaba katarak yaşma bilinci ve O’nun rızasını kazanma çabasıdır. Önceki toplumlarda kurbanın kabulüne işaret olarak bir ateşle yakılması gerektiğine şu ayet işaret etmektedir: (Bkz. İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr, I, 516) Onlar: "Allah bize, and verdi ki, bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmayalım." dediler. (Âl-i İmran, 3/183)          

Bu ümmetin kurbanı ise yalnızca deve, sığır ve davar cinsinden bir hayvanın, kurban bayramı günlerinde kurban edilmesi olarak belirlendi. Önceki ümmetler kestikleri/sundukları kurbandan yararlanamıyorlardı, bu ümmete ise kestikleri kurbandan yararlanma hakkı verildi. Öncekilerin kurbanı kabul edilince, gökten inen bir ateşle yok edilirdi. Yüce Allah, bu ümmete kurbanın ancak müttakîlerden kabul edileceğini açıkladı, kimin kurbanının kabul edilip edilmediğini ise ahirete sakladı. Bu şekilde insanlar, bu dünyada rezil rüsva olmaktan kurtuldu.    

Kurban, Kulun Rabbine Teslimiyet Gösterisidir

Kur’an, Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban etmekle rüyada emrolunduğunu, sonuçta onu kesmek için yatırdığında kendisine kurbanlık bir hayvanın verildiğini, İbrahim’in de onu kestiğini, bu uygulamanın sonrakilere ibretlik bir olay ve bir ibadet olarak bırakıldığını anlatır:      

Çocuk onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi. İkisi de böylece teslim olup çocuğu alnı üzerine yatırınca, Biz ona: "İbrahim!" diye seslendik. Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız! Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi. Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık. (Saffât 37/102-108)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık