• 23 Kasım 2018, Cuma 9:00
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

KUR’ÂN’IN KEŞKELERİ (1)

Hayat düsturumuz Kur’ân, bizi hem bu dünya hayatına hem de ahiret hayatına hazırlar. Bize biçilen bu dünyadaki ömrümüzü huzurlu bir şekilde tamamlayabilmek için ilkeler koyar, sınırlar çizer, bizleri uyarır ve bizleri yönlendirir. Geçmiş toplumların hayat hikâyelerini bize anlatır. Onlar gibi olalım diye iyileri anlatır. Kötüler ve âkıbetlerini ise onlar gibi olmayalım diye bize hikâye eder.

Aynı şekilde Kur’ân’da eşsiz güzellikte cennet tasvirleri yer alır. Bizleri imrendiren, onları kazanabilmek için gayrete getiren, bizleri teşvik ve tahrik eden tasvirler. Yine Kur’ân’da korkunç cehennem tabloları yer alır. Bu, kulların şimdiden kendilerine gelmesini sağlamak ve o korkunç durumlara düşmemek için tedbir almalarını sağlamak içindir. Yani Yüce Allah’ın korkunç cehennem tasvirlerini sunması da rahmetinin tecellisidir. Öyle canlı ve ürpertici bir şekilde anlatır ki, onları dinleyen oralara düşmemek için yapılması gerekenleri yapmak için seferber olur.

Bu meyanda Kur’ân, Dünya ve âhirette yapıp ettiklerimizden pişmanlık duyup keşke demeden önce aklımızı başımıza alalım, keşke deyip dizlerini vuranların, parmaklarını ısıranların, nedamet gözyaşı dökenlerin, için için yananların durumuna düşmeyelim diye pişman olanları bize anlatır.

İşte Kur’ân’da anlatılan pişmanlık tablolarından bir kaçı:

Şirk ve tuğyanı sebebiyle dünyalıkları elinden alınan kişinin keşkesi: Ah, diyordu, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!

Mü’minlerin zafer ve izzetle cepheden döndüklerini gören cihad kaçkını münafıkların keşkesi: Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım!

Yüce Allah’ın huzuruna çıkarılan şeytanın adımlarını izleyenlerin keşkesi: Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın!

Keşke şeytana uymasaydım!

Onu dost edinmeseydim!

Onun dediklerini yapmasaydım!

Kitabı sol tarafından verilen bedbahtların keşkesi: Keşke, bana kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim! Keşke onunla (ölümümle) her iş olup bitseydi!

İnkârcıların Cehennem ateşinin kenarındaki keşkesi: Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!

Yüzleri ateşte çevrilerek azap gören Cehennemliklerin keşkesi: Keşke Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik!

Ateş ehlinin Cehennemin içerisindeki keşkeleri: Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!

Zâlimlerin cehennem içerisindeki keşkesi: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!

Keşke falanı dost edinmeseydim!

O’nu sevmeseydim!

O’nunla beraber olmasaydım!

O’nu izlemeseydim!

O’na uymasaydım!

Diriliş günü bütün hakikatleri yakînen gören inkârcı, nankör kişinin keşkesi: Keşke toprak olsaydım!

Toprak olsaydım da hiç sorumlu olmasaydım.

Toprak gibi mütevazı olsaydım, kibirli olmasaydım.

Birbirlerinden haklarını aldıktan sonra toprak olan hayvanlardan olsaydım da bu azaba düçar olmasaydım..

Öyleyse keşke dememek için, bize verilen dünyalıkların bizde emanet olduğunu bilelim ve onları yerli yerince kullanalım.

Asla şeytana, adımlarına ve adamlarına uymayalım. Onları dost edinmeyelim. Onların hilelerine kanmayalım. Salihlerle dost olalım, onları sevelim ve onlarla beraber olalım. Dost ve düşmanlarımızı doğru tespit edelim, onlara karşı sorumluluklarımızı yerine getirelim. Ne dostlarımızı ihmal edelim, ne düşmanlarımıza kucak açalım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık