• 20 Nisan 2018, Cuma 7:39
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

İsrâ ve Miracı Yaşamak ve Yaşatmak! (2)

Mescid-i Haram’dan… Tevhidin kalbi, yeryüzünün ilk mabedinden hareket başlıyor, mucize de oradan başlıyor. Mescid-i Haram merkezli bir hayat. İslâm’a göre bütün yollar Mekke’ye, Mekke’deki Kâbe’ye çıkar/çıkmalı. Günde beş vakit/beş öğün Kâbe’ye dönerek bu yönelişi tazelemekteyiz. Haram mescid, kıblemiz, Kâbe’miz, kalbimiz. Temeli mescitte atılan, mescitte başlayan her hareket bereketli olur. İsrâ mucizesi mescitte başlayıp, mescitte tamamlanmıştır.

Mescid-i Aksa’ya… Tevhit birliğine işaret. Nitekim peygamberimiz kendisini, Ben peygamberlerin türedisi değilim. Ben, önceki peygamber ve kitapları tasdik ederek geldim ifadeleriyle takdim etmiştir.

Çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid… Hem maddî hem manevî bereketlerle donattığımız mescit. Maddî bereket: Verimli topraklar, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları, demektir. Manevî bereket: Tevhit mücadelesinin kalbi, pek çok değerli insanın gelip geçtiği yerler. Dünya ve din bereketi. Bu bereketli topraklarda yaşamış geçmiş peygamberlerin Tevhit mirası senin omuzlarında ey Muhammed! Bereket, bereket kaynağı Yüce Allah ile irtibatlı olmakla mümkündür. O topraklar vahiyle, peygamberlerin durağı olmakla bereketlendi. Bugün ümmet olarak bereketsizlikler içerisinde kıvranıyorsak, kim bilir belki de bereket kaynaklarımızı başkalarının esaretine bıraktığımızdan, bereket kaynaklarımızla irtibat kurup dolmadığımızdandır.

Ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye. Daha bizim ne ayetlerimiz var aslında. İsrâ ve Mirac, onda gösterdiklerimiz de bunlardan bir kaçıdır. Hz.Ebubekir, İsrâ ve Mirac mucizesini tasdik ederken şöyle diyordu: Evet ben bundan çok daha inanılmaz şeyleri tasdik ettim, bunu da tasdik ediyorum, o söylüyorsa doğrudur.Yüce Allah, ayetlerini alıcıları açık olanlara gösterir onların anlamasını sağlar ve onlara kolaylaştırır. Üç yüz küsur yıl mağarada uyutulup uyandırılan Ashab-ı Kehf ile ilgili olarak da “Yoksa sen Mağara ve Kitap ehlini şaşılacak ayetlerimizden mi zannettin?” (Kehf, 18/9) buyurulmuştur. Evet, Allah’ın ayetleri, mucizeleri sonsuz ve sınırsız, hepsi birbirinden özel ve güzeldir.

Evet O, Hz. Peygamberin söylediklerini işitmekte, onun içtenlikle yaptıklarını görmektedir. İsrâ ve Mirac ile ilgili söylenenleri, tartışanları, iman ve inkâr edenleri işitir ve görür, bunun gereğini de yapar. Sıddîkların söylediklerini de işitir, Ebû Cehillerin söylediklerini de. Ebubekirleri ve yaptıklarını da görür, Ebu Cehilleri de görür. Elbette O’nun işitmesi ve görmesi, yapılanların gereğini yapmasıyla sonuçlanır. Buna göre O, Ebubekirleri ödüllendirecek, Ebucehilleri cezalandıracaktır.

İsrâ ve Mirac hadisesinden sonra bazıları irtidat ettiler. Şayet o, bir rüya yahut ruhanî bir hal olsaydı, buna kimsenin itirazı olmazdı. Oysa yine İsrâ suresi 60. ayette, o temaşayı/gösterdiğimiz görüntüleri Biz insanlar için fitne/sınav sebebi kıldık buyurulmuştur.

Tarihsel İsrâ ve Mirac Mucizesindeki Evrensel Mesajlar:

İsrâ ve Mirâc mucizesi, Peygamberimizin yaşadığı tarihsel bir olaydır. Ama onun mesajları evrensel bir şekilde günümüz insanını aydınlatmaya devam etmektedir. Şöyle ki:

1.Yüce Allah erişilmez kudret sahibidir. O’nun kudretiyle olmazları oldurduğuna şeksiz iman edelim.

2.Ey Peygamber! Yeryüzü sana inanmazsa, senin değerini takdir etmezse, gel göklere, seni gökler bağrına basar. Ama sen, Mirac’da gökleri seyran eyleyip füyuzatla dolarak dön yeryüzüne. Zira İslâm yeryüzünün dinidir.

3.İsrâ ve Mirac gibi büyük lütuflara ermek kolay değildir. Hz. Peygamber, on iki yıllık Tevhit mücadelesinde pişmiş, Taif taşlaması gibi nice hüzünleri ve hüzün yıllarını göğüslemiş, tüm bunların akabinde miracı hak etmiştir. Her zorluktan sonra nice kolaylıklar vardır. Kim Allah’ı hesaba katarak yaşarsa, Allah ona nice çıkış yolları lütfeder ve hiç beklenmedik şekilde hesapsız bir şekilde onu rızıklandırır.

4.Yüce Allah, dinine sahip çıkanlara her zaman sahip çıkmış, onları yalnız ve yardımsız bırakmamış, kulum diye bağrına basmıştır. İsrâ mucizesi bize sürekli bu gerçeği hatırlatmalıdır.

5.Mekke’de çekilen bunca çile ve ıstıraplardan sonra Hz. Peygamber, İsrâ ve Mirac ile Medine’de kurulacak olan İslâm Devleti ile başlayacak olan uzun soluklu yürüyüşe manen hazırlanmıştır.

6.Her namaz vaktinde, her Kâbe’ye yönelişte İsrâ’yı; her ibadet atmosferinde Miracı yaşamalıyız.

7.Her tahiyyat duasını okurken Miracla dolmalıyız. Çünkü tahiyyat duası, Mirac’da Peygamberimizin Rabbi ile söyleşmesini ve meleklerin şahadetini anlatan cümlelerden oluşmaktadır.

8.İsrâ ve Mirac mucizesinin en büyük hediyesi beş vakit namazdır. Bu mucizeden önce de namaz vardı ama iki vakitti. İsrâ ve Mirac mucizesi ile namaz beş vakit oldu. Dolayısıyla beş vakit namaz konusundaki eksiklik ve aksaklıklar manevi yücelmelere engel olacaktır.

9.Namazla miraca urûc edilir, beynamazlık da uruca engeldir.

10.Mekke’deki Mescid-i Haram gibi, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın da İsrâ ve Mirac mucizesinin mekânı ve dolayısıyla kilometre taşı olduğunu asla unutmadan, onlara sahip çıkmalıyız. Müslüman bu iki merkeze sahip çıkarak, o merkezlerden beslenerek kendisini uzun soluklu yücelişlere hazırlamalıdır. Bu iki mescidin gerçek anlamda özgürlüğü gerçekleşmeden, ümmetin özgürlüğü gerçekleşmeyecektir.

11.Kulluk, en yüce mertebedir. Zira Yüce Allah, bu büyük mucizeden bahsederken peygamberini kulluk unvanı ile anmıştır. Bu nedenle yüceliklere ermek için, kul olmak, ama yalnızca O’na kul olmak kaçınılmazdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık