);*} Ayetlerden Öğüt Alıp Gereğini Yerine Getirme Adına Secde (1)
  • 19 Ekim 2018, Cuma 10:03
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Ayetlerden Öğüt Alıp Gereğini Yerine Getirme Adına Secde (1)

Secde Suresi’ne adını veren ayettir bu ayet. Ayet, gerçek anlamda iman edenleri tanımlıyor bizlere. İmanın, sözden ibaret olmadığını açıklıyor. Ayete göre iman, gönülden inanıp imanın gereklerini yerine getirme adına secdeye kapanmanın adıdır.

Secde suresi, Kitab’a dikkat çeken ayetlerle başladı. Bunu, Yüce Allah’ın azametini ve erişilmez kudretini açıklayan ayetler izledi. Ardından Allah’ın ayetlerinin mümin yüreklerde nasıl tesir bıraktığı açıklandı.

Önce Allah’ın ayetlerini can kulağıyla dinlemek gerek, ardından onları doğru bir şekilde anlamak ve hemen ardından secdeye kapanmak gerekir. Elbette ayetlerden öğüt alabilmek için onları salt okumak yetmez, okumanın yanında onları anlamak gerekir, bunun için de beyni çatlatırcasına ayetler üzerinde derinlemesine düşünmek lazımdır.

Evet, bunlar, Allah’ın ayetleridir, okuyup anlayanları O’na götüren muhteşem hakikat göstergeleridir.

Ayette, önce ayetlerden öğüt alma, ardından ayetlerden etkilenenlerin kibirlenmeden, vakit kaybetmeden secdeye kapanışları ve hamd ile Rablerini tespih edişleri geldi. Bizim ayetlerimiz ifadesi ayetlerin sıradan sözler olmadığını, Yüce Allah’ın hakikat göstergeleri olduğunu haykırıyor. Dolayısıyla gerçek mümin, alıcısını Allah’ın ayetlerine çevirir, onları dikkatle dinler, titizlikle onlardan alması gereken öğütleri alır ve içtenlikle onların gereğini yerine getirir.

Nitekim bir sonraki ayette, ayetlerden etkilenen müminlerin tatlı uykularından uyanıp, korku ile ümit arasında Rableri karşısında kıyamda duruşları ve infakta bulunuşları anlatılmaktadır. (16. ayet)

 Zaten korku ile ümit arasında olmak, namazı ikame edip infaka davranmak mümince tavırdır. Gerçek mümin, imanının gereği olarak ne bedeni ibadetlerini aksatır, ne de malî ibadetlerini. Bugün ise pek çok insan ya bedenî ibadetleri yerine getirip malî ibadetleri ihmal etmekte, sözgelimi infak konusunda cimri davranmakta…

Yahut da hayır hasenatı bolca yaptığı halde bedenî ibadetlerini aksatmaktadır. Yaptığı ibadetleri, yapmadığı ibadetlere kalkan yapmaya çalışmaktadır. Hâlbuki ayet, gerçek müminlerin her iki ibadetin de hakkını verdiğini söylemektedir. Zira ibadetlerin tamamı, kulluğun parçalarıdır. Bir kısmı eksik olursa, kulluk eksik olur. Bu yüzden Kur’an bize, sürekli imanı tam gerçek müminleri anlatır.

Konumuz olan secde ayetinde gerçek müminlerin ayetlerden ders alıp hemen secdelere kapandıkları anlatıldı. Bir sonraki ayette ise korku ile ümit arasında Rabbi tespih etmekten bahsedildi.

Buradaki incelik şudur: Müminliğin üst derecesi korku ve ümit olmaksızın, sırf Yüce Allah secdeye layık gerçek mabut olduğu için O’na secde etmektir. İkinci derece ise Yüce Allah’a, korktuğu yahut O’ndan dünya ve ahirette bir şeyler umduğu için secde etmektir. Nitekim bu konuyu Hz. Ali’nin şu tespiti güzel bir şekilde ortaya koyar:

Yüce Allah’tan korktukları için O’na ibadet edenler köle ruhlu insanlardır. O’ndan cennet beklentisi ile ibadet edenler ise ticaret mantığı ile kulluk yapanlardır. Bir de Allah’a ibadete layık yegâne güç olduğu için ibadet edenler vardır ki, işte hür insanların ibadeti budur.

Allah’ın ayetleri karşısındaki mümince tavır kısaca budur: Ayetleri okuyup anlamak, düşünüp öğüt almak, onların gereğini yapma adına secdelere kapanmak, kıyamda durmak ve infakta bulunmak… Bu erdemlerin sahiplerini ise dünyada huzur ve esenlik içerisinde cennetî bir hayat, ahirette ise ebedî cennet beklemektedir.

Ayette yer alan secdeye kapanma ifadesi ise, bilinçli bir şekilde ve içtenlikle secdeye varmayı, Yüce Rabbin isteklerine boyun eğmeyi gösterir. Bu körü körüne bir secde değildir, isteksizce yapılan bir kulluk göstergesi de değildir.

Bilinçli ve samimi bir secde için ise, Yüce Allah’ı ayetleriyle doğru bir şekilde tanımak, O’nun üzerimizdeki sayısız nimetlerini fark etmek, O’na kulluk borcumuzun olduğunu kabul etmek, O’na ibadetin ruhumuzun gıdası olduğunu bilmek gerekir.

Allah’ın ayetlerinden ders almayan, onlardan etkilenip secdelere varmayan, büyüklenerek Rabbin huzurunda kıyamda durmayan, infakta bulunmayan kimseler ise yoldan sapmış fasıklardır. Onların dünya hayatı da zindan, ahiretleri de ebedî sürecek cehennem ateşidir. (18-20. ayetler)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık