• 01 Aralık 2017, Cuma 9:01
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Allah’a Kul Ol(a)mayanlar, Başka Şeylere Kul Olurlar! (2)

Elbette Yüce Allah’ın yaratıp insanın emrine sunduğu her şeyde pek çok özellik ve güzellik vardır. Ancak bunların hiç birisi o şeye tapılmayı ve onun huzurunda secdeyi gerektirmez. Aksine o şeyin asıl sahibi olan Yüce Allah’a tapılmayı ve secdeyi gerektirir. Güneş de bunlardan biridir. Elbette onda, insanlık için çok büyük yararlar vardır. Güneş, tarih boyunca bitmek bilmeyen enerjisi ile tüm kâinatı ışıtıp ısıtmaktadır. Bütün varlıklar, varlıklarını sürdürebilmek için güneşe ihtiyaç duyarlar. Ne var ki bunların hiçbiri güneşe tapmaya gerekçe olamaz. Güneş de, ay da, diğer gök cisimleri de Yüce Allah’ın varlığına ve erişilmez kudretine delalet eden ayetlerdendir. Onlar da yaratılış gayelerine uygun hareket ederler ve her konuda Yüce Yaratıcı’nın koyduğu ölçülere boyun eğerler:

 

Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor… (Hac, 22/18)

 

Nitekim Hz. İbrahim peygamberin kavmi de güneşe tapıyordu, o kavmini bu yanlıştan kurtarmak için ikna edici deliller getirmiş ve onları tüm her şeyin sahibi olan Yüce Allah’a tapmaya çağırmıştı:

 

Güneşi doğarken görünce de, Rabbim bu olabilir (mi), zira bu daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim. (Enâm, 6/78-79) Hz. İbrahim, kavmine bu sözü söylemeden önce de güneşin battığını biliyordu, o kavminin aklını vardırmak için böyle bir üslup kullanmıştır.

 

Bir başka secde ayetinde, bu husus şöyle açıklanmıştır: Gece ve gündüz, güneş ve ay O’nun ayetlerindendir. Eğer Allah’a ibadet etmek istiyorsanız, güneşe de, aya da secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde edin! (Fussılet, 41/37)

 

Şeytan süslü göstermektedir ancak burada tek suçlu şeytan değildir, puta tapan insanın kendisi de suçludur. Zira o, bu konuda aklını kullanmamış, şeytanın çağrısına kulak verirken, peygamberler ve onların yolunda olan davetçilerin çağrılarına kulak tıkamıştır. Nitekim şeytan, Allah adına yemin ederek yalan söylemiş ve ilk insanı eşiyle birlikte kandırıp yasak meyveden yemelerini sağlamıştı. Ancak Hz. Âdem ve eşi, yaptıkları yanlışı anladıklarında, asla şeytanı suçlama cihetine gitmemişler ve şöyle dua etmişlerdir: Ey Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kesinlikle kaybedenlerden oluruz! (A’râf, 7/23)

 

(Şeytan böyle yapmış ki) göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah'a secde etmesinler.

 

Ayetin başındaki ellâ yescüdû ifadesi, farklı şekillerde okunmuş ve bu kıraatlardan farklı anlamlar çıkmıştır. Şöyle ki: elâ yâ secedû, ellâ yescüdû, hellâ tescüdûne gibi farklı şekillerde okunmuştur. Bunlardan birincisine göre mana, Ey falanlar secde ediniz; ikinciye göre mana,onlar secde etme makamına ulaşamadılar, üçüncüye göre ise mana, secde etsenize! şeklinde olur. Zaten secde ayetlerinde ya doğrudan secde emredilmiştir yahut secde edenler övülmüş yahut da secde etmeyenler zemmedilmiştir. (Bkz. Râzî, et-Tefsîru’l-Kebîr. XXIV, 191-192)

 

Allah’tan başkasına secde eden insan, şöyle bir düşünse, Yüce Allah’ın erişilmez kudreti karşısında o secde ettiği şeyler küçük ve basit kalır. Bunun için Yüce Allah’ın tanınması ve sürekli hatırda tutulması gerekir.

 

Büyük Arş’ın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur. O, secde edilmeye layık yegâne kudrettir. İnsan yalnız O’nu secdeye layık görmeli ve yalnızca O’nun huzurunda secdeye baş koymalıdır. Allah’a secde eden kimsenin ise, O’ndan başkası önünde eğilmesi söz konusu olamaz. İnsanı, diğer varlıkların kulu olmaktan kurtaracak olan da Yüce Allah’a boyun eğip O’na teslim olmasıdır.

 

Buna göre insanın karşısında iki seçenek vardır: Ya kendince uygun gördüğü bir kısım şeylerin kulu olacak, onlara boyun eğip secde edecek yahut tüm her şeyin sahibi olan Yüce Allah’a kul olacak ve O’na boyun eğip secdeye kapanacaktır. İnsan karar vermeli, gizli açık her şeyi gören, dünya ve ahirette kullarını koruyup kollayan Yüce Allah mı, yoksa başlarına gelen bir zararı savmaktan aciz olan diğer varlıklar mı? Akıllı insan için seçenek tektir: Âlemlerin Rabbi olan Allah’a kul olmakla gerçek özgürlüğü tatmak! O halde bu bilinçle buyurunuz secdeye!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık