• 25 Ocak 2019, Cuma 14:12
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

ALLAH YOLUNDA OLANLAR (2)

"Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır." (1)

"Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın." (2)

"Göklerde ve yerde neler var, bakın da ibret alın!" (3)

Tevbe Sûresi 112. ayette geçen es-Sâihûn kavramı oruç tutanlar, gaziler, ilim yolcuları ve muhacirler olarak anlaşılmıştır. (4) Yüce Allah bu sınıflara giren herkesi övmüş ve onlara müjdeler sunmuştur.

Yolda Kalarak Yola Devam Etmek:

Tüm bu ayetlerinde Yüce Rabbimiz, bizlerden gezip dolaşmamızı istemiş, yeryüzünde gezip dolaşabileceğimiz imkânlar lütfetmiş, yapacağımız yolculukların amaçlarını da açıklamıştır.

Bu yüzden bu yolculukların hangisi olursa olsun, yolculuklar Allah'ın ölçüleri doğrultusunda gerçekleşmelidir.

Mü'min, haram olan günah yolculuklarına çıkmadığı gibi, çıktığı yolculuk esnasında günahlara bulaşmamaya özen gösterir. Özellikle günümüz şartlarında yolculuğun riskli olduğunun şuurunda, yolculuk sırasında işlediklerinden de hesaba çekileceğinin bilincinde, her zaman ölümün gelebileceği düşüncesiyle, mukîm olduğu zamanlardan daha fazla ibadet ve taatlerine dikkat eder, günahlara düşmemek için azami gayret eder.

Zaten Müslümanın yolculuğu dua ve namaz ibadetiyle başlar, yolculuk esnasında kılacağı namazlar ve çeşitli vesilelerle yapacağı dualarla devam eder. Yolculuk dönüşü yine namaz ve dua ile yapılan yolculuk değerlendirilir ve en güzel şekilde sonlandırılır. Buna göre namaz ve dua ile başlayıp yine namaz ve dua ile bitecek olan yolculuk, namaz ve dua doğrultusunda geçmelidir.

Yolculuğu İslam'ın ölçüleri çerçevesinde gerçekleşen Müslümanın bu eylemi ibadete dönüşür ve işte o zaman yapılan yolculuklar Kur'ân'ın onlarca ayetinde geçen Allah yolunda/fî sebilillah (5) tabirinin içerisine girer. Kur'ân'ın fî sebilillah kavramı, çok geniş kapsamlı bir kavramdır.  Sözgelimi müfessirler zekat ayetinde geçen Fî sebîlillah (6) kavramının içerisine Allah yolunda savaşa çıkanlar, hac ve umre ibadeti için yola çıkanlar (7) ve ilim yolcularının girdiğini söylemişlerdir. Râzî, ayetteki bu ifadeyi yalnızca savaşçılara has kılmanın doğru olmadığını, Allah yolunda savaşa çıkanlar başta olmak üzere tüm hayır işlerine şâmil olduğunu söyler. (8)

 O zaman yolculuk sırasında karşılaşabileceği kaza ve belâlar onun Allah katındaki derecesini artırır, yolculuk esnasında söz konusu olabilecek bir ölüm hadisesi de onun için Allah'ın izniyle şahadete dönüşebilir. Nitekim bu konuda rivayetler de vardır.

Allah yolunda kim bir yürüyüşe çıksa, bu yolda kendisine isabet eden her toz, kıyamet günü miske dönüşür. (9)

O halde Yol'dan çıkmadan, Yol'dan sapmadan, Yol'da kalarak yolculukların adamı olalım ki, o Yol' da, O'nun Yol'unda gelebilecek olan ölüm bizim için şahadet rütbesi olsun. İşte yola çıkanlar bunun için çıksınlar, yürüyenler bunun için yürüsünler ve O'nun yolunda ilerleyerek, o yolda pişerek yola baş koysunlar! Zira yol da O'nundur, varlık da O'nundur, gerisi ise yalnızca angaryadır.

Dipnotlar:

1-9 Tevbe, 41. 

2-29 Ankebut, 20.    

3-10 Yunus, 101. 

4-İbnü'l-Cevzî, Zâdü'l-Mesîr III, 506. 

5-2 Bakara, 154, 190, 195, 217,244, 246, 261, 262, 273…

6-9 Tevbe, 60. 

7-Kurtubî, el-Câmi' VIII, 185-186.

8-Râzî, Tefsîr XVI, 113.

9-Münavî, Feyzü'l-Kadîr VI, 134(İbni Mâce).                                                                                      


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık