);*} Yücelik İstiyorsan Yücelik Taslama
  • 05 Aralık 2016, Pazartesi 7:43
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Yücelik İstiyorsan Yücelik Taslama

Müslüman şahsiyetin en önemli özelliklerinden biri olan tevazu, Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle insanı yücelere çıkaran bir haslettir. Tevazunun zıddı ise kibirdir ki Cenâb-ı Hakk’ın gazabını celbeden en kötü hasletlerdendir.

Kibir ve gurur insanın değerini düşüren, ibadetlerini hükümsüz bırakan ve ilâhi mükâfatlardan mahrum eden kötü bir huydur. Bir Müslüman’da bulunmaması gereken bir huydur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde: “Kalbinde zerre miktarı kibir bulunan kimse cennete giremez.” buyurmuşlardır.

Tevazunun merkezi kalptir. Mevlâsını ve nefsini tanıyan kimsenin kibirli, cimri ve bencil olması düşünülemez. Çünkü Rabbi’ni gerçekten tanıyan kimse, maddi ve manevi bütün mülk, yetki ve şerefin Yüce Allah’a ait olduğunu kesin olarak anlar, bundan sonra da nefsi için ilâhî edebe uymaktan başka bir izzet ve şeref aramaz.

 

Çünkü din bütünüyle edepten ibarettir. Olgun bir insanın her işi dengeli ve edepli olup, onun yaşamında aşırılık, dengesizlik ve haksızlık da yoktur. O, yüce mevlâsına gereken edebi koruduğu gibi, O’nun yarattığı bütün mahlûkata karşı da edepli davranır.

 

Yüce dinimiz İslâm tevazu konusuna çok önem vermiştir. Bizlere en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) tevazu içinde bir hayat yaşadığı gibi ümmetine de tevazu ehli olmalarını her vesile ile tavsiye etmiştir. Bir gün huzuruna bir adam getirilir, lâkin gelen kişi korkudan titremeye başlar. Bunu gören Resul-i Ekrem: ‘’Sakin ol, ben bir melik değil, Kureyş’ten, kuru et yiyen bir kadının oğluyum’’buyurmuştur.(1)  

Günümüzün en büyük manevi hastalıklarından biri de tevazu noksanlığıdır. Bu hastalığın gerçekten de tedavisi zor olmakla beraber ancak manevi terbiyeden geçmekle kurtulunabilir.

 

Tevazu sahibi insan, Hz. Mevlâna’ya göre insanın kendi hatalarını görmesine denir. Ancak kendi hatalarını görebilenler maneviyat sahasında ilerleyebilirler. Tevazunun engin deryasından kaçarak kendini beğenenler hem kendilerine hem de çevrelerine çok büyük zarar verirler. Bu kibre bir de hırs eklenirse aç bir kurdun bir koyun sürüsüne verdiği zarardan çok daha fazlasına sebep olurlar. Mesnevi’de şöyle buyrulur:

 

• İblis hastalığına tutulmuş kişi, her ne kadar bazen kendini hor ve mütevazi görür, öyle gösterirse de sen dibinde pislik bulunan bir derenin suyunun saf görünüşüne aldanma... (3217)

• Ey alçak gönüllülük, tevazu perdesi altında benlik hastalığını gizleyen kişi, birisi denemek kastı ile seni kızdıracak, coşturacak, karıştıracak olursa, içinde pislik bulunan su bulanır da pisliğin rengi meydana çıkar.

• Ey genç, ey toy kişi, her ne kadar, senin varlığının ırmağı, kendini sana, saf duru ve lekesiz gibi gösterirse de aldanma. Onun dibinde pislik vardır; bulanmak için fırsat beklemektedir. (3219)

Hasan Basri hazretleri tevazuyu “Karşılaştığın her Müslümanın senden üstün olduğunu kabul etmendir” şeklinde tarif etmiştir. Mesnevi’nin ifadesi ile Allah Tealâ insanı topraktan yaratmıştır ve onun kendi arzusu ile türâbi yani toprak gibi mütevazi olmasını dilemektedir. Taha suresi 55 ayetinde “Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.” buyurulmuş ve insanın istemese de sonunda toprağa döndürüleceği bildirilmiştir.

Bir Müslümanın tevazu sahibi olacağım derken kendini zelil duruma düşürmesi hiç de doğru değildir. Bilhassa servet sahibi kişiler karşısında sırf menfaati için kendini mütevazi göstermek insanın dinini yaralayan davranışlardan biridir. Bu sebeple insan tevazunun yer ve zamanını iyi ayarlamalıdır. Tevazu dalkavukluk olarak algılanmamalı ve kibirli kimselere karşı kibirli olmanın bir çeşit sadaka sayıldığı unutulmamalıdır. Gönülden Muhabbetlerimle.

Dipnot:

1- Gazalî, İhyâu Ulûmi'd-din, Kahire, 1954, II, 483, 484.                                                                                                        


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık