);*} Tövbe ve İstiğfar, Kul İçin Bir Rahmettir
  • 29 Ağustos 2016, Pazartesi 8:41
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Tövbe ve İstiğfar, Kul İçin Bir Rahmettir

Bir şehirde namuslu bir aile varmış...                                                                                               Koca kuyumcu, kadın ise ev hanımıymış...                                                                                   Bir gün kadın her gün süt getiren erkek satıcıdan süt almak için kapı aralığından tenceresini uzatmış...                                                                                                                                                     Ama sütçü önceden yapmadığı bir şeyi yapmış. O gün kadının elini şehvetle tutuvermiş. Kadın tencereyi hemen bırakıvermiş. Sütçünün yaptığına çok üzülmüş...

Kocası evine geldiği zaman ağlayarak, söyle bugün ne yaptın ki benim başıma şöyle bir iş geldi” diyerek olanı anlatmış...

Bunun üzerine adam şöyle bir itirafta bulunmuş:

“Evet, hanım özür dilerim...                                                                                                  Bugün hiç yapmadığım bir işi yaptım ve bilezik almak isteyen bir kadın, takamıyorum bana yardım et, deyince, bileziği koluna takarken, bunu sanki zor oluyormuş gibi geciktirerek yaptım ki, kolu bir iki saniye daha çok elimde kalsın, diye düşündüm. İşte senin başına gelenin sebebi budur.” demiş...

 

Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) şu uyarısının iyi anlamamız gerekir:

“Başkalarının hanımlarına iffetli davranın ki sizin hanımlarınız da iffetli ve namuslu olsunlar.”(1)    

 

Cenâb-ı Hakk, insanı hem iyilik hem de kötülük işlemeye elverişli bir kabiliyette yaratmıştır. İnsanoğlu, bazen aklını ve iradesini kullanarak, dinimizin emrettiği ve hoş gördüğü işleri yaparken, bazen de nefsinin ve duygularının etkisinde kalarak aksi davranışlarda bulunur. Bu durumda yapılması gereken tek şey, işlenen günahtan dolayı pişman olmaktır. Yaratıcımız Rahman ve Rahim olan Yüce Rabbimize tövbe etmektir.

 

Günahlar, insanın manevi dünyasını karartan birer lekedir. İstiğfar ise bu lekeleri temizleyen su ve sabun gibidir. İstiğfarla bu lekeler temizlemeliyiz. Yoksa gitgide insanın içini kaplar, insan ruhu temizlik ve ulviyete karşı hissiz hale gelir ki, günah işlemede alışkanlık haline gelebilir. Günah kirlerinden ve kara lekelerden temizlenmek için başvurulacak tek ve acil çare tövbedir.

Kul haklarının dışında, Allah'a karşı işlenmiş günahın tövbesi üç şarta bağlıdır:

 

1 - Günahtan tamamen vazgeçmek,

2- Yaptığına pişman olmak.

3- Ve bir daha aynı günahı işlememek.

 

Eğer içinde kul hakkı bulunan bir kötülük işlenmişse onun hakkını ödemek, kendisiyle helâlleşmek ve rızasını almak gerekir.

 

Allah'a, peygambere, ahiret gününe ve İslâm'ın emrettiği diğer hususlara inanan bir kul işlediği günahlardan dolayı kesinlikle ümitsizliğe kapılmamalı ve İlâhi rahmetten ümidini kesmemelidir. Çünkü, yüce kitabımız Kur'anı Kerim de Cenâb-ı Hakk şöyle buyurmaktadır:

 

‘’De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’’(2) "Allah şüphesiz daima tövbe edenleri sever.”(3) "Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar, bile bile yaptıklarında ısrar etmezler.’’(4) "Allah'tan mağfiret dile, Allah bağışlar ve merhamet eder.’’(5)    

 

Durum böyle iken, günahkâr bir kişi işlediği günahların büyüklüğüne değil, Cenab-ı Hakkın rahmetinin genişliğine bakmalıdır.

 

Yüce dinimiz İslâm, tövbe ve istiğfarı, Cenâb-ı Hakk ile kul arasında gerçekleşen bir olay olarak görür. Müslüman tövbe ve bağışlanma dilerken, başka bir yardımcıya ve aracıya gerek duymadan görevini yerine getirebilir. Allah'ın biz kullarına açmış olduğu tövbe kapısını sık sık çalmalı, bağışlanma dilemeli ve gerçek huzurun bunda olduğunu bilmelidir.

 

Yaptığımız bu kadar günah ve isyana rağmen, bu kadar kolaylıklar ve müjdeler veren yüce Allah'a karşı, nasıl tövbe etmeyelim ki ve neden günahlarımızdan temizlenmeyi ondan istemeyelim? Fahr-i Cihan Efendimiz dahi; "Ben günde yetmiş kere Rabbime istiğfar ederim"(6) demiştir.

 

Kul, samimi bir şekilde tövbe ve istiğfar ederek Rabbine yönelince, Allah'ın rahmet deryası coşar, o kulun, günahını yıkar ve temizler. Pişmanlık içinde olan bu kul’un gözünden akan bir damla pişmanlık yaşı üzerine, ilâhi rahmet yağmurlarını yağdırır, kalpteki çeri çöpü temizler, giderir.

 

Demek ki samimi bir niyetle ve ihlâs ile yapılan tövbe ve istiğfar, kul için bizatihi rahmettir. Tövbe ve istiğfar, insan ruhunu sıkıntılardan kurtaran bir ilaçtır.

 

Önemli olan, İlâhi emir tecelli etmeden, yani can boğaza gelmeden önce, Yüce Allah'ın rahmet kapılarından gereği gibi faydalanmalı ve tövbemizi geciktirmemeliyiz.

 

Gönülden Muhabbetlerimle…

 

 

Dipnotlar:

1-Hakim, Müstedrek, 4/154.

2-Zümer, 53.

3-Bakara, 222.

4-Al-i İmran, 135.

5-Nisa, 106.

6-Riyazüs Salihin, C 3. S. 387


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık