• 23 Mayıs 2016, Pazartesi 9:54
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

TAKVÂ EN GÜZEL ELBİSEDİR

Cenab-ı Hak, insanı en mükemmel şekilde yaratmış, yarattığı her insana ayrı bir özellik vermiştir. Takva;  Allah’a karşı gelmekten, dünya ve ahirette insana zarar verecek inanç, söz ve davranışlardan, günahlardan sakınmak anlamına gelir.(1)

İslâm’a göre insanlar arasındaki üstünlük, ırk, renk ve millet gibi yaratılıştan gelen ve elde olmayan bir tâlih meselesi ile değil, insanın kendi irâdesi ve çalışmasıyla elde ettiği Cenâb-ı Hakk’a yakınlık, fazilet ve takvâ derecesiyle ölçülür. Cenâb-ı Hakk;

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, en çok takvâ sahibi olanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.”(2) buyurmaktadır.   

Bu âyetin inmesine sebep olan ve Peygamber Efendimiz’in insanlara bakış tarzını gösteren şu hâdise pek ibretlidir:

Allah Rasûlü (s.a.v.) birgün Medîne-i Münevvere’deki çarşılardan birisine uğramıştı. Çarşıda siyahî (zenci) bir köle müzâyede ile satılıyordu. Köle:                                                                             “–Beni alacak olan kişiye bir şartım var” diyordu. Alıcılardan birisi:                                                 “–Nedir o şart?” diye sordu. Köle:                                                                                                                   “–Benim farz namazları Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in arkasında kılmama mânî olmayacak” dedi.

Adam bu şartı kabul ederek köleyi satın aldı. Rasûlullah (s.a.v.) her namazda gözüyle bu köleyi arardı. Birgün yine baktı fakat göremedi. Sahibine:                                                                        “–Kölen nerede?” diye sordu. Sahâbî:                                                                                                        “–Ey Allah’ın Rasûlü, o hummaya yakalandı” dedi. Rasûl-i Ekrem Efendimiz ashabına:                           “–Kalkın onu ziyarete gidelim” buyurdu.

 Birlikte kalktılar ve siyâhî kölenin yanına gidip geçmiş olsun ziyaretinde bulundular. Birkaç gün sonra Allah Rasûlü r kölenin sahibine:                                                                                               “–Kölenin hâli nasıl?” diye sordu. Sahâbî:                                                                                                       “–Ey Allah’ın Rasûlü, onun ölümü yakındır” cevabını verdi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) kalkıp kölenin yanına gitti ve ölmek üzereyken yanına vardı. Köle o esnâda vefât etti. Peygamber Efendimiz onun yıkanması, kefenlenmesi ve defnedilmesiyle bizzat ilgilendi. Ashab-ı kirâm bu duruma çok şaşırdılar. Muhâcirler:

“–Biz vatanımızı, mallarımızı, âilemizi terk edip buralara geldik; hiçbirimiz şu kölenin Rasûlullah’tan gördüğü îtibârı ne hayatında ne hastalığında ne de ölümünde görmedi” dediler. Ensâr da:

“–Allah Rasûlü’nü barındırdık, yardım ettik ve mallarımızla onu destekledik ama habeşli bir köleyi bize tercih etti” diye düşündüler. İşte bunun üzerine yukarıda geçen Hucurât Sûresi’nin 13. âyet-i kerimesi nâzil oldu. Onlara, bütün insanların aynı anne babanın evlâtları olduğu hatırlatılarak faziletin takvâ ile ölçüldüğü ve takvânın ne kadar üstün bir haslet olduğu anlatıldı.(3)           

Peygamber Efendimiz, Mekke’yi fethedip en büyük düşmanlarını avucunun içine aldığı gün, onları affederek şöyle hitap etmiştir:

“Ey insanlar! Allah Teâlâ size câhiliye kibrini ve atalarla övünmeyi yasaklamıştır. İnsanlar iki sınıftır: Bir, iyilik ve takvâ sahibi olup Allah’ın değer verdiği kişiler; bir de günahkâr, kötü ve Allah katında kıymeti olmayan kimseler. Bütün insanlar Hz. Âdem’in çocuklarıdır. Allah Teâlâ ise Âdem’i topraktan yaratmıştır.”(4)      

Bizler hepimiz kardeşiz; Çünkü aynı anne ve aynı babadan, Hazreti Âdem (a.s.) ve Hazreti Havva’nın çocuklarıyız. Hepimiz, aynı topraktan, aynı çamurdan aynı özden yaratıldık. Bütün bunların zirvesinde olan ve bizi kardeş eden daha muhteşem bir kardeşlik var ki o da iman kardeşliğimiz, İslâm kardeşliğimizdir.                                                                                            

Gönülden Muhabbetlerimle...

Dipnotlar:                                                                                                                                                   

1-Dini Kavramlar Sözlüğü, Diy.Yay.bak.ittika mad.                                                                                

2-Hucurât, 13.                                                                                                                                                  

3-Vâhıdî, s. 411-412.                                                                                                                               

4-Tirmizî, Tefsîr, 49/3270; Ebû Dâvûd, Edeb, 110-111/5116.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık